|
MEVLÂNA’yım ben!
Olmuşsa yüzünde tebessüm
Yorulmazsın, günden soru
etmezsin
Günü açarken desen;
Gönlüm, senle ben
Allah’ımın emrinde
Cümlenin miyarında
Kimseden
hak aramam
Kader deyip taramam
Hummalı yol
Yumağımın ölçüsüne girmez
Gönül bahçemize
Çeşitli çiçek dikeriz
Ne ekersek
onu biçeriz
Meraka yer yok
Diken de olsa seçeriz
Yeşilliği var deriz
Ne var ki, dilenen diken değil
Kulun kula, yolun yöne
Faydası elbet olur
Kul seçimi kulu yanıltır
Seçmeyi Allah’a bırakalım
Dileyen kim olursa
olsun
Ne dilerse dilesin
İster mümin olsun
İster Hıristiyan
Gönüller
yola açılır
Allah’ımın kapısı
Bütün dileyene açıktır
Allah’ımın
ayırmadığını
Sen nasıl ayırırsın?
Hastalık, kalmayı değil
Yolu açmayı gerektirirdi
Dilerim gelsin, geleni alsın
Sevenin sevmeyenin
yolunu açmak vazifemiz
Yanan yakılmaz
Sönen tutulmaz
Neden? dersen
Allah’ımdan izin gelmez
Temel atılır, duvar örülür
Temelin sağlam olmasına
çalışılır
Olayla yıkılmasın
Çok tahribat olmasın
Yolunu kapamasın
Duvar
sağlam olunca
Yalnız sıva dökülür
Açması kolay olur
Asmayı budayan
Üzümü bekleyendir
Üzümü beklemeyen
Asmayı budar mı?
Vagon dolu, harman yolu
Çeşmemiz sulu, akar durur
Dileyen
gelir destiyi doldurur
Aç açanı, sahip çıkanı
Ağacımıza bir yaprak daha eklensin
Merak, beklenirse tatlı gelir
Sabır öyle öğrenilir
Kul olanın merakı olur
Düşmesin kedere
Vazifem bildirmek
Yolları dileyene açmak
Dünya malı dünyanın
Deme; Olmasa da. Yanılma
Olanı paylaşırsan
Huzurun büyük olur
Veren, nasibini yakınınla paylaş diye
verir
Elmanın yarısı sende
Yarısı bende diye gözün kalmasın
Yarımı ye
Yarına ne olur? denmesin
Yarına tam geldi diye tamaha düşülmesin
Aşmayı değil, geçmeyi öğrendik
Aynanın verdiği
Kul yüzünü gördüğü gibidir
Ulu’nun adı; SAİME HATUN’dur
Amade yolun yolcusudur
Kaderi seninki
gibidir
Olgunlukla buldu
Kendini Allah’ına adadı
Çünkü kuldan canı yandı
Yakanı dersin
Kötü deme, beddua etme
Allah’ım olanı görür
Kulunu
korur
Allah’ıma havale et
Ne aldığı onun
Ne verdiği senin
Hepsi
Allah’ımın
Tamaha o düşmüş
Cevabı da onun
Yaprak kurursa dökülür
Dökülmesi, suyu
alamamasındandır
Yaprak her ağaçta dökülür
Amma olmadan dökülen yaprak
Su
almayan yapraktır
Su almadan dökülen yaprak
Toprağa hizmet etmez
Neden
etmez?
Çünkü azlık iş görmez de ondan
Misal veririz, masal değil
Allah’tan
geliriz
O’ndan veririz
Gönül doldururuz, sepet değil
Oymalı masa sadece
güzel olur
Masanın etrafını dolduran değerlidir
Yontulmamış tahta masa
bile olsa
Sizler bizler bir olduk
Kulunu ayırmadık
Yeşil yaprak deste ile
Güzel şarkı beste ile belli
olur
Söyleyen güzel söylerse
Allah’ımın vergisidir
Dinleyen saygı ile
dinlerse, görgüsüdür
Her güzel şey değerini bulur
Maksat, her yaratılanı
değerlendirmektir
Testiyi alırsın
Topraktan dersin
Üstüne resim
yaparsan
Vazoya benzetirsin
Ölçüyü kuldan alma
Olanı dölden bilme
Güğüm için
tarlaya
Gönül için bahçeye girilir
Her dileyene verilir
Sözü defterde bırakmak yersizdir
Gönüle kazmak
Yazarsan, gün gelir silinir
Kazılan, yaşandıkça görülür
Aşka düştük sizler ile
Aşkı tattık bizler ile
Siz biz ile, biz siz ile
Ne kayanın yüceliği
Ne denizin derinliği
Hayrete
düşürmedi
Verdiğin Yüceliğinin delilidir, denildi
|
Gizlenecek yok
Allah’ım yarattığını gizlememiş ki
sen gizleyesin
Yamayı çirkinlik olmasın diye vurursun
örtmek için değil
Zaman, kulun ölçüsü olmalı
Cümleye uymalı
Söz
edeni duymamalı
Eden, desin.
Yaratana dayananı
Allah’ım yalancı çıkarmaz
Aşk ile söz edeni
Yolundan çevirmez
(Tebliğ alınmadan önce boksör Muhammed Ali Clay ile
Joe Frazier arasındaki, dünya ağır siklet boks karşılaşması
hakkında konuşma
olmuştur.)
Duacı olalım, yardımcı gidelim
Yanılmayın,
Ya karşısındaki de
Allah’ından dilerse
Kula ölçü verilmesin
Oynamakta,
Her iki olaya hazır
olmak gereklidir
Galibiyete sevindiğin gibi
Mağlubiyete de münasip yol ile
bakmalı
Galip olana sevinç payı vermeli
Denizin yolunu gemiye verin
Havanın yolunu uçaktan
alın; ayrısı yok.
Aştığın yol geçtiğin kadardır
Her aşan varmaz, adamına
göredir
Meyveyi her yiyen aynı tadı almaz
Sevgisine göredir
Sığdıramadığını bir kenara bırakma
Kenarda kalan, atılandan sayılır
Verirsen elinle, tatlı dilinle
Hem alanın işini görür
Hem senin gönlüne su
verir
Duacı olmasa da
Senin ölçün verilir
Varlığı darlığa sokma
Darlığı
madde ile ölçme
Verenin verdiği manadan olsun
Madde kula el açtırmasın
Kul kuldan beklemesin
Kul kula ne verir ki?
Sadece sebep oldurur
Ne kul kulun ömrünü kısaltır
Ne ölümüne sebep olur
Eceli gelen ölür
Denmesin; Dert ettim, ölümüne yol açtım
Elinde mi ki
senin ömrünü kısaltsın?
Yazın yazılmış
Planın ölçülmüş
Ömrün verilmiş
Yumağın kopması da
Allah’ımın emridir
Kulun hayrıdır
(Çocuk doğuyor,
kısa bir ömür sürdükten sonra ölüyor.
Mademki dünyaya gelmesinde bir sebep
var,
neden çok küçük devrede ölüyor?)
Olay şudur;
Gelen, ölçüsünü alır
Yavru değil, onu kaybeden
Alçıyı kullanırsınız
Kırığı tamir edersiniz
Kemiktir tamir edilen
Eden Allah’tır
Sen destek koyarsın
Koymasan da
olur
Kul iş başına gelir
Yaptığını zanneder
Yazıyı yazanla
Gönüle kazan bir midir?
Sahifeyi
dolduralım
Gönüllere kazdıralım
Desem mi? Demesem mi? düşünelim
Yüz yıl
sonra söylerim
Bekleyin görelim
Söylemeden gitmeyim
Gününüzü
müjdeleyelim
Kazıya başlayalım
Gönüllere kazarız
Hitabeler yazarız
Yolumuzu açarız
Yalnız uzun güne değil
Kısa söze yer ver
Ayet-el Kürsi okumadan
Kalemi eline alma
Mümkün ise duanı dilden bırakma
Önce yüz
yirmi yedi
Ayet-el Kürsi oku
Kalemi öyle al
Sözü ‘Sorma’ dendiğinde kal
Allah’ımın adına dile, geleni bekle
Kimliğini sorma
Ne derse, ‘Öyledir’de
(Yüce Alem’den yazı ile bilgi almak, bağlantı kurmak için
sorulan yöntem
üzere bu bilgi verilmiştir.)
Sabırla her yol açılır
Verilen hepinizi
sevindirir
Alınan mantıksız demeyin, bekleyin
Sabır, koruğu oldurur
Üzümü erdirir
Şarap olur içirir
Bekleyen görür
Ağrıyı ne ilaç keser, ne güllaç
Sadece Allah’ım dindirir
Sözün sazını verdik
Hep bir olduk
Sepet ördük
Sepette olanları
Yolda boşalttık
Gülenin gelenden söz aldığı belli
Ne kulun yüzü
benli
Ne göğün yüzü senli
Senle ben buradayız
Benle o gökteyiz
Yapısını
buldunuz
Kapısını açtınız
Kapıya ne hacet izinsiz girdim
....................................................
(Tebliğin sonu bulunamamıştır.)
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|