24 ŞUBAT 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Olmuşsa yüzünde tebessüm
Yorulmazsın, günden soru etmezsin
Günü açarken desen;
Gönlüm, senle ben

Allah’ımın emrinde
Cümlenin miyarında
Kimseden hak aramam
Kader deyip taramam
Hummalı yol
Yumağımın ölçüsüne girmez

Gönül bahçemize
Çeşitli çiçek dikeriz
Ne ekersek onu biçeriz
Meraka yer yok
Diken de olsa seçeriz
Yeşilliği var deriz
Ne var ki, dilenen diken değil
Kulun kula, yolun yöne
Faydası elbet olur
Kul seçimi kulu yanıltır
Seçmeyi Allah’a bırakalım
Dileyen kim olursa olsun
Ne dilerse dilesin
İster mümin olsun
İster Hıristiyan
Gönüller yola açılır
Allah’ımın kapısı
Bütün dileyene açıktır
Allah’ımın ayırmadığını
Sen nasıl ayırırsın?
Hastalık, kalmayı değil
Yolu açmayı gerektirirdi
Dilerim gelsin, geleni alsın
Sevenin sevmeyenin yolunu açmak vazifemiz
Yanan yakılmaz
Sönen tutulmaz
Neden? dersen
Allah’ımdan izin gelmez

Temel atılır, duvar örülür
Temelin sağlam olmasına çalışılır
Olayla yıkılmasın
Çok tahribat olmasın
Yolunu kapamasın
Duvar sağlam olunca
Yalnız sıva dökülür
Açması kolay olur

Asmayı budayan
Üzümü bekleyendir
Üzümü beklemeyen
Asmayı budar mı?
Vagon dolu, harman yolu
Çeşmemiz sulu, akar durur
Dileyen gelir destiyi doldurur
Aç açanı, sahip çıkanı
Ağacımıza bir yaprak daha eklensin

Merak, beklenirse tatlı gelir
Sabır öyle öğrenilir
Kul olanın merakı olur
Düşmesin kedere
Vazifem bildirmek
Yolları dileyene açmak

Dünya malı dünyanın
Deme; Olmasa da. Yanılma
Olanı paylaşırsan
Huzurun büyük olur
Veren, nasibini yakınınla paylaş diye verir
Elmanın yarısı sende
Yarısı bende diye gözün kalmasın
Yarımı ye
Yarına ne olur? denmesin
Yarına tam geldi diye tamaha düşülmesin
Aşmayı değil, geçmeyi öğrendik
Aynanın verdiği
Kul yüzünü gördüğü gibidir
Ulu’nun adı; SAİME HATUN’dur
Amade yolun yolcusudur
Kaderi seninki gibidir
Olgunlukla buldu
Kendini Allah’ına adadı
Çünkü kuldan canı yandı
Yakanı dersin
Kötü deme, beddua etme
Allah’ım olanı görür
Kulunu korur
Allah’ıma havale et
Ne aldığı onun
Ne verdiği senin
Hepsi Allah’ımın
Tamaha o düşmüş
Cevabı da onun

Yaprak kurursa dökülür
Dökülmesi, suyu alamamasındandır
Yaprak her ağaçta dökülür
Amma olmadan dökülen yaprak
Su almayan yapraktır
Su almadan dökülen yaprak
Toprağa hizmet etmez
Neden etmez?
Çünkü azlık iş görmez de ondan
Misal veririz, masal değil
Allah’tan geliriz
O’ndan veririz
Gönül doldururuz, sepet değil
Oymalı masa sadece güzel olur
Masanın etrafını dolduran değerlidir
Yontulmamış tahta masa bile olsa
Sizler bizler bir olduk
Kulunu ayırmadık

Yeşil yaprak deste ile
Güzel şarkı beste ile belli olur
Söyleyen güzel söylerse
Allah’ımın vergisidir
Dinleyen saygı ile dinlerse, görgüsüdür
Her güzel şey değerini bulur
Maksat, her yaratılanı değerlendirmektir
Testiyi alırsın
Topraktan dersin
Üstüne resim yaparsan
Vazoya benzetirsin

Ölçüyü kuldan alma
Olanı dölden bilme
Güğüm için tarlaya
Gönül için bahçeye girilir
Her dileyene verilir

Sözü defterde bırakmak yersizdir
Gönüle kazmak
Yazarsan, gün gelir silinir
Kazılan, yaşandıkça görülür

Aşka düştük sizler ile
Aşkı tattık bizler ile
Siz biz ile, biz siz ile
Ne kayanın yüceliği
Ne denizin derinliği
Hayrete düşürmedi
Verdiğin Yüceliğinin delilidir, denildi
 



Gizlenecek yok
Allah’ım yarattığını gizlememiş ki
sen gizleyesin
Yamayı çirkinlik olmasın diye vurursun
örtmek için değil

Zaman, kulun ölçüsü olmalı
Cümleye uymalı
Söz edeni duymamalı
Eden, desin.
Yaratana dayananı
Allah’ım yalancı çıkarmaz
Aşk ile söz edeni
Yolundan çevirmez

(Tebliğ alınmadan önce boksör Muhammed Ali Clay ile
Joe Frazier arasındaki, dünya ağır siklet boks karşılaşması
hakkında konuşma olmuştur.)

Duacı olalım, yardımcı gidelim
Yanılmayın,
Ya karşısındaki de
Allah’ından dilerse
Kula ölçü verilmesin
Oynamakta,
Her iki olaya hazır olmak gereklidir
Galibiyete sevindiğin gibi
Mağlubiyete de münasip yol ile bakmalı
Galip olana sevinç payı vermeli

Denizin yolunu gemiye verin
Havanın yolunu uçaktan alın; ayrısı yok.
Aştığın yol geçtiğin kadardır
Her aşan varmaz, adamına göredir
Meyveyi her yiyen aynı tadı almaz
Sevgisine göredir
Sığdıramadığını bir kenara bırakma
Kenarda kalan, atılandan sayılır
Verirsen elinle, tatlı dilinle
Hem alanın işini görür
Hem senin gönlüne su verir
Duacı olmasa da
Senin ölçün verilir
Varlığı darlığa sokma
Darlığı madde ile ölçme
Verenin verdiği manadan olsun
Madde kula el açtırmasın
Kul kuldan beklemesin
Kul kula ne verir ki?
Sadece sebep oldurur
Ne kul kulun ömrünü kısaltır
Ne ölümüne sebep olur
Eceli gelen ölür
Denmesin; Dert ettim, ölümüne yol açtım
Elinde mi ki senin ömrünü kısaltsın?
Yazın yazılmış
Planın ölçülmüş
Ömrün verilmiş
Yumağın kopması da
Allah’ımın emridir
Kulun hayrıdır

(Çocuk doğuyor, kısa bir ömür sürdükten sonra ölüyor.
Mademki dünyaya gelmesinde bir sebep var,
neden çok küçük devrede ölüyor?)

Olay şudur;
Gelen, ölçüsünü alır
Yavru değil, onu kaybeden

Alçıyı kullanırsınız
Kırığı tamir edersiniz
Kemiktir tamir edilen
Eden Allah’tır
Sen destek koyarsın
Koymasan da olur
Kul iş başına gelir
Yaptığını zanneder

Yazıyı yazanla
Gönüle kazan bir midir?
Sahifeyi dolduralım
Gönüllere kazdıralım
Desem mi? Demesem mi? düşünelim
Yüz yıl sonra söylerim
Bekleyin görelim
Söylemeden gitmeyim
Gününüzü müjdeleyelim
Kazıya başlayalım
Gönüllere kazarız
Hitabeler yazarız
Yolumuzu açarız

Yalnız uzun güne değil
Kısa söze yer ver
Ayet-el Kürsi okumadan
Kalemi eline alma
Mümkün ise duanı dilden bırakma
Önce yüz yirmi yedi Ayet-el Kürsi oku
Kalemi öyle al
Sözü ‘Sorma’ dendiğinde kal
Allah’ımın adına dile, geleni bekle
Kimliğini sorma
Ne derse, ‘Öyledir’de

(Yüce Alem’den yazı ile bilgi almak, bağlantı kurmak için
sorulan yöntem üzere bu bilgi verilmiştir.)

Sabırla her yol açılır
Verilen hepinizi sevindirir
Alınan mantıksız demeyin, bekleyin
Sabır, koruğu oldurur
Üzümü erdirir
Şarap olur içirir
Bekleyen görür

Ağrıyı ne ilaç keser, ne güllaç
Sadece Allah’ım dindirir

Sözün sazını verdik
Hep bir olduk
Sepet ördük
Sepette olanları
Yolda boşalttık

Gülenin gelenden söz aldığı belli
Ne kulun yüzü benli
Ne göğün yüzü senli
Senle ben buradayız
Benle o gökteyiz
Yapısını buldunuz
Kapısını açtınız
Kapıya ne hacet izinsiz girdim
....................................................
(Tebliğin sonu bulunamamıştır.)

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah