08 EKİM 1983


MEVLÂNA’yım ben!



Yaprağa su damladı
Kulu görgüsünde demlendi
Yumuşak yol nemlendi
Cümlenize selam olsun
Doğudan batıya
Gününüz aydın gelsin

Su aktığı yerde iz bırakır
Yol gittiği yerde söz bırakır
Diz büktüğü yerde
Görgün açılır dedi
YUNUS’um söze geldi:

Ağacı köklersen odun olur
Meyvesini beklersen gölge verir
Gölgesinde her dileyen barınır
Odun gereksiz mi?
Yuvasının çatısını örten
Orda korunur
Yeneceğin değil
Döneceğin düzene göz at
Halinden olduğu gibi söz et dedi
YUNUS’um selamladı

Altın sahan alacağım
Ben yolumu bulacağım
Aşı tatlı karacağım
Dileyene sunacağım dedi
YAHYA söze geldi:

Atacağım her adımda
Adını anacağım
Kuş olsam damına konacağım
Dediğin günde
Sofranı açtığın görülür
Bilinmedik dost ile
Bilinen sohbet yapılır
Gelmeyi dilersen
Adım adım gelesin
Vergide olanı bilesin dedi
YAHYA selamladı

Bal ile elmayı kardın mı?
Sofrayı ahenk ile kurdun mu?
Gelen giden var mı diye sordun mu?
Alacağını YUNUS misali
Düğüm atarsın
Her odunu düz olandan tutarsın
Meydanda lale sümbül satarsın
Dumanını dağıttığın an
Kalbinde olanı atarsın


Adını Ay’dan alan
Kendini yolda bulan
YUNUS’a yol sorsalar
Her zerreyi bir bir sarsalar
Ay’dan alanı bilirler
Gümüş güğüm ile gelirler

Mevlâna’yım!

Kapanmayan kapının
Huzur veren bekçisiyim
Yolunu bilen her kulun
Gönlünün akçesiyim
Senden benden ayrı değil
Gönüllerde olan
Cümleden gayrı değil

Sayarsak geceleriz
Soyarsak heceleriz
Dost yapısı bilgimiz
Yaprak verdi ağacımız
Meyvesini bekleyeceğiz
Erdiği gün toplayacağız
Geçen gün gayrıda kaldı
Katlayacağız
Yazmayı elden aldık
Sevgiyi cümleye dağıtacağız

Aradım dost elini diyen ile
HACI BAYRAM söze geldi:

Senden benden ayrı diyene güldü
Hak verdi doğacak
Gelen güne gülecek
Yumağını saracak
Düğümsüz diledik olsun
Damla damla aldığını
Akan su misali versin dedi
HACI BAYRAM selamladı

Bağa girdim üzüm sordum
Dediler ki; Ermedi
Bağcıyı sordum
Dediler; Durmadı
Oturdum toprağa
Sarıldım yaprağa
Güneş Hakk’tandır erdirecek
O’ndan bilene bulduracak dedi
YESEVİ sözü aldı:
 



Elden ele aldığını
Götüremem deme
Olumsuz diye kayguya düşüp
Bitiremem diye kayguya girme
Er olan destiyi Hakk’tan bilir
El alır kendini bulur


Yeniden aldığın gibi
Eskide gördüğün kadar
Kendini eğit
Her konuda öğüt dedi
KAYGUSUZ selamladı

Demde sözü verdiğimiz
Doğudan batıya sözü iletendir
YESEVİ’yi verdik
Selamını cümlenize ilettik
Sözün özü
Adını Pir’den alandır
Dualarımız elbet
Hakk’ın kabulündendir
Alsa bilse demeyelim
Asla şüphe etmeyelim
Aldığımız an O bizdedir
Dilediğimiz an sözdedir
Gördüğümüz yerde gözdedir

Mümin olmak için
Dört duvarın dibine
Oturmak gerekmez
Soylu soysuz biliyorsan
Kim gelirse gülüyorsan
Altın gümüş bağlıyorsan
Mümin kulsun derim

YESEVİ sözü
Kime aldı, kime verdi? denilir
Dedik; Adını Pir’den alana


Gözüne çöp girenin
Elini tutarsın
Gönülden geçenin
Dilini katarsın
Oluşanı bildiğinde
Baba adı verdiğinde
Kimi kimden sorarsın? dedi
TABDUK yerini sorana
Selamını verdi

Cevizi bildiğin
Kabuğunu içine
Olumsuzluk;
Kabuklu cevize benzer
Kabuğunu kırar
Özünü alırsın
Eğer konuyu
Kolay çözemem dersen
Ceviz misali
Taş ile kırarsın
Ne var ki; Ezmeden
Tahtayı çizmeden dedi
TABDUK selamladı yürüdü

Bostana girdim
Sayısını dürdüm
Ekiciye sordum;
Elinden mi?
Yolundan mı?
Dedi ki;
Ne elimden, ne yolumdan
Tatlı dilimden
Sevdim sevgim ile buldum
Rahmete cümle ile yola durdum
Çamura gelmesin
Kökünü almasın diye

Her sözün yasası
Gönlündeki kasasıdır
Bilgini sararsan
İpeğin kozasıdır
Allah’ıma emanet olunuz
Mayayı alan ekmek misali
Elden ele geliniz dedi
SOMUNCU söze yol ehliyle girdi
Dost kapısındayım diyene sordu;
Lokmanı paylaştın mı?
LOKMAN ile söyleştin mi?
Selam alıp verene
Yolunun gidişinden eyleştin mi?
Dayanmayı bildiysek alıcıyız
Bilmedi isek
Sanmayın kalıcıyız
Değirmene gidecek
Yeniden öğütüleceğiz dedi
SOMUNCU karşınızda olana
Merdivende duranın selamını aldı

Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık
Selam Selam Selam

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

 

07ekim1983

SOHBETLER

09ekim1983