21 ARALIK 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Keremi bol Rabb’im
Güzelden aldığını güzele verir
Gönüllerde olanı şüphesiz görür
Cümlenize selam olsun
Kayguyu silenlerden
Allah’ım razı gelsin 

Hem inişte hem çıkışta
Elden ele güç vardır
Elde olanı bilmezsen
Dilenmeyen suç vardır dedi
YUNUS’um sözü aldı
Aldığı halde deryaya daldı
Gördüğü balıklara sordu;
Yelden değil selden alırsınız
Gelen her taneyi dağılandan bilirsiniz
Rabb’im her yarattığının
Nasibini dağıtır
Gönlünden gelen her soruda
Dilenen yolda eğitir
Çağırmadan koyun gelmez
YUNUS ile MEVLANA
Sohbetten ayrı kalmaz dedi
YUNUS’um selamladı

Aynı toprağa bastık
Aynı pamuktan başımızdaki yastık
Kimimiz sözü uzun tuttuk
Kimimiz kısa kestik
Birliğine söz değil kainat şahit
Kendinden kendine verdiğin ahit
Ne dostluğunu siler
Ne de muhabbetini böler dedi
HACI BAYRAM sözü aldı: 


Her bir buğday tanesine
Binbir Tevhid okudum
Tezgahımda Hak aşkını dokudum
Dostluk var mı? dediler
Seherde Gülizar’a girdim
Bülbül oldum şakıdım
Ben benden gelene uydum
Ben bende olanı duydum
Ben sevgiyi dosdoğru okudum da
Cümle alem ile birliğe geldim dedi
HACI BAYRAM selamladı


HABEŞİ, Yemen'den geldiği anı
Tekbir ile bildirdi
Dayandığı her dalda
Ya Allah dedi
Hak ile sözü bitirdi
Niyazınız gürde olsun
Dostluğunuz zoru silsin
Dağlara verilen görevde
Her kulu yardıma koşsun dedi
BİLALİ HABEŞİ katıldığı niyazınızda
Gölgeleri sildi, selamladı 


Bağlara su yürürse
Kovanlara bal gelirse
Alan veren dört kapıyı bilirse
Her düğüm çözülür dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:
 

Bindiğimiz at bizim
Gördüğümüz tac sizin
Doğruyu aldık gönülden
Nasip olan hac cümlenizin dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

Davul varsa çalayım
Ağaçtan ağaca ipi dolayım
Suya geldiysem dalayım
Günün yorumunda kalayım dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:
 

Ağaçlardan söz aldım
Dediler ki;Dalımızı kırma
Sulardan aldım
Dediler ki; Çöpleri yığma
İplerden söz aldım
Dediler ki; Meyvesi olan ağaçtan
Gövdesi taze olan ağaca germe
Rabb’im dedim
Sen düzeni güzelden güzele kurdun
Ben dalımı kırarsam
Yoluma taşları yığarsam
Hatayı kimde arayım?
Gerçeği kime sorayım?
Bildiğime kimi şahit tutayım?
Ver Allah’ım ver dediysem
Sergisine gönül koymalıyım dedi
BEHLÜL’üm selamladı

 



Yedeği olmayan her konu
Senden sana özettir dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı: 

Damda sürü bağlanmaz
Meraya çıktığında
Geceye dek eğlenmez
Beklemeyen sürüyü
Bekleyeni paylamaz
Dost olalım koyuna
Post alalım boyuna
Gidelim Yar diyenin huyuna dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Candan sorduğum var ise
Tenden yargım olmasın
Ruhum darda kalmasın dedi
HAMZA DOST sözü aldı:
 

Her varettiği bilginin yerini bulur
Aldığı ile gelir
Gerçeğin örtüsünü
Ders halinde gösterir
Gören bilen, seyirdedir
Doğduk diyelim
Göç ile gerçeğin birbirine bağladığı
Her varedilenin o günü beklediği apaçıktır
Aklımızda olan ile değil
Ruhunuzda kalan ile ararsınız
O her gönülde varlığını gösterir
Rahmeti bol Rabb’im
Adı ile birliğe getirir dedi
HAMZA DOST selamladı

Aşk adını söyletir
Aşk özünü belletir
Aşk sözünü getirir
Kayguyu bitirir
Ne güzel geldi isek yuvaya
Ne güzel girdi isek havaya
Ne güzel daldı isek nema’ya
Doğru eğriyi siler
Seven sevgiliye güler
Gülen ile söyleştik
Yağan yağmur, esen yelle halleştik
Dedi ki;
Aydın günde geldiğime
Dilenen yolu bulduğuma
Her yıldızı saydığıma
MEVLÂNA da şahit
Saygın adına
Gayretin getirdiği ile sahip oldum
Her bir yaprağı
Kendi kendime buldum
Deli örtüsüne
Veli adımı yazdım
Kapanmayan kapıdayım
Tükenmeyen yapıdayım
Aynaya baktım geldim
Her ağacın köküne
Suyumu döktüm geldim 

Mevlana’yım!.. 

Yolumuz aşk yoludur, Hak dilidir
Gönüllerden aldığımız
Gerçek günde bulacağımızdır


ALLAH’ıma emanet olunuz. 
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah