09 AĞUSTOS 1992


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Yerden gökten selam aldık
Aradığımız dostu yanımızda bulduk
Her an her günde
Destek olanı gördük

Yeşil fistan giyenin
Dağdan taştan gelene
Soracağımız birdir

Selam diye diye geldi
YUNUS adını verdi
Her öğütte sen bulursun
Her ağıtta gün görürsün
Kendinde olandan geçer
Çevrende olanı seçersin

MEVLÂNA her gönülde
Açan gülleri sordu
Bağda dolanıp geldi
Sevgiliyi cümlede sardı

Ele aldığın konu
Açık olur her yanı
Sandığım gibi sonu
Bilen bilmeyene derse
Gayrette aldığını
Hayrette duyarsa
Ve cümleye yayarsa
Güzelin aynasında buluşur
Çevresinde çalışırsın

Her ağacın dalında
Konu bulur yaprağında
Seçtiğini bilir toprağında
Aç açabildiğince gönlünü
Geç geçebildiğince köprünü
Beklediğin düzene alışırsın
Hazır olan devrede buluşursun dedi
YESEVİ sözü aldı:

Dört duvarın örttüğü düzende
Senin varlığın Yazan'da
Dayandığın konu
Dayandığını katlayanda olmasın
Komşudan gelen kaygı seni bulmasın
Karanlık dense de yapıya
Niyazın ile gelir kapıya
Doğduğun gün bulduğuna şahit olduğumuz
Mesafeyi yanında gördüğümüz açıktır dedi
YESEVİ selamladı

Bağdan üzüm topladık
Yaprağını katladık
Gelen giden yolcuya
Dünyanın döndüğü yönden
Aldığını sorduk
Dedi ki;
Hem dünüm hem günümde
Hem sağım hem solumda
Her an yardımcı buldum
Kaygudan uzak kaldım
Biliniz ki;
Birliktir gayrette olanlara
Hem birlik hem gürlüktür
Sevgi ile dolanlara
Bir gün kaygu olsa da
Yarınına ulaşmaz
Rabb'im senden diyene
Kara asla bulaşmaz dedi
KAYGUSUZ selamladı

MERYEM kaya üstünde el salladı
Yolunuz açık dedi
Dost adını belledi
Maksadımız birliktir
Bir olan bu alemde
Aynı hal aynı düzen
Biliniz söz Yazan'da
Meydan bizim diyene
Diyelim cümlemizin
Ne verdiyse bizedir
Ne dediyse sözedir
Ne serdiyse gözedir

Sazımız bir olaydı
Her çeşme aynı destiye dolaydı
Kimse kimseyi kırmaz
Kimse sözü ayrı demezdi
Ne dilerse Yazan'dandır
Maksadına sözüm yok
Ne ayrı dilden dediğim yok dedi
 



MERYEM üç öğüt verdi:
Adağını bildiğin halde yap
Meydanda gördüğün her kapı
Her dileyene açıktır, asla geri dönme
Allah'a dayandığın her olayda
Şüpheyi sil, kayguda olma
Semer vurduysan ata yanma;
yolunu dayanan mı bulur diye
Kim olursa olsun
Yeter ki kendini bilsin

Meyhaneye girmeyi
Yudum yudum içmeyi
Huy edinmediysen eğer
Aldığın her bir yudum
Bildiğin gerçeğe değer

O bağlar bizim bağlar
Bize yol veren dağlar
Meyhaneden gelip de
Geçemeyenler ağlar dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

Çay demledim içmeye
Çiçeğin güzelini seçmeye
Çiçek güldü yüzüme
İnan dedi sözüme
Bakan güzel gözüme
Selam verdim ben ona
Dedim; Gülelim sona
Gül dedi güller açsın
Sevenler yoldan geçsin
Dileyen dilediğini seçsin
Dalda öten kuşların
Soğuk geçen kışların
Çatılmasın kaşların
Bugün söyleştik halden
Rabb'im düşmesin dilden
Selam diyen ABDAL'a
Selam diyerek baktık
Ocağı o hal ile yaktık
Yoluna eldeki suyu döktük

Bağına girdim diye
HACI BAYRAM sordu; Niye?
Dedim ki:
Niyetimiz hal edinmek
Hali ile yetinmek
Dedi;
Sofranız nasıl? Her gelene açık mı?
Dedim;
Açık sofralar gerçeğine geçit mi?
Dedi ki;
Erenlerin sofrası açık olmalı
Her dem gelen sevgi bulmalı
Aydın olmalı her yan
Öyle olmayı diler, olmaya çalışınız
Verilen sofraya alışınız
Selamet sizinledir
Size kapı açacak
Kapıdan geçenlerin
Meydanda buluştuğu görülecek dedi
HACI BAYRAM selamladı

Başınız yerindeyse
Aklınız derindeyse
Gönlünüz serindeyse
Elbet selametteyiz
Dik olmak dik demek değildir

MESTAN der ki;
Mayasını kattığın ekmeğin
Pişmesini beklediğin süre kadar
Susmasını da bil
Döktüğün su gibi
Fidanın köküne akmasını bil
Aşını koyduğun tencereye bak
Taşmasını önle
MESTAN dünü günü bilendir
Sevgi ile dolandır
Her derde yardıma gelendir
Selam olsun diyelim
Selamette olalım


Selam Selam Selam

Allahu Ekber Allahu Ekber Allahu Ekber

Lailahe illallah Muhammeden Resulullah

17temmuz1992

SOHBETLER

17eylül1992