|
MEVLÂNA’yım ben!
Yuva’ya gelişimiz
Gönülle olur
Ferahla gelir
Darlık bilmeyiz
Bilmece
çözmeyiz
Olanı görürüz
Olduğu gibi söyleriz
Aynayı tutarız
Kul yüzüne
bakarız
Dumana yol verene
Işık veririz
Ver dumanın yolunu
Bil kulunun halini
Sebepsiz olmaz
Hayır olmayan gelmez
Meraka yer verme
Yaprak boşa
düşmez
Meyve ermişse
Tadını almışsa
Yemesi hoş gelir
Deme ömür boş
yürür
Allah’ım boş yürüyen ömür vermez
Mevsimsiz kuş ötmez
Bekleyiş
boşa gitmez
Kuş uçmak için kanat çırpar
Balık yüzmek için suyu süzer
Kul
bulmak için aşka düşer
Aşka düştüm sana vardım
Senden aldım kula verdim
Verdiğim sözdür
Geldiğim özdür
Yumuşak yolun sorucusu çok olur
Sormak için çok kapı vurur
Miyarını
diyemem
Ölçüsünü veremem
Kul sözü olur
Dedikodu denir
Geçelim orayı
Gezelim burayı
Gönülleri, gönül bahçelerini.
Söze söz katılmasın
Şaka
ciddiye vurulmasın
Yolumuz saatli değil
Sözümüz vakitli değil
Müşerref
uyumuş
Uyansa ne dersin?
Ben değil akımı uyutur
Anlayan bilir, ÇAKIR
çözer.
Müşerref de yüksek akımı olan kuldur
Yok, demem.
Senin beni bildiğin
Benim seni sevdiğim bilinmez mi?
Uyumakla mı
ölçümüzü veririz?
Niyetinin oluşu
Niyazının erişine bakar
Sebepsiz olmaz
Kapalı kapı kalmaz
Meğer ki gönül kapını kapayasın
Kulun kapısı Allah’ına
açılır
Dünya kapısı Allah’ımdan açılır
Yaprak üzümü gizler
Yol yürümekle
biter
Asma üzümü verir
Dileğin gelende olur.
Sedef, yapmayla değil kakmayla olur
Sedefin değeri öyle ölçülür
Duası gibi olan,
Muradına tez erene
Diyeceğim şudur;
Ayrı diye düşünme
Gönülü kafeste deme
Ayrı olsa da
Dilden dese de
Gönülden çıkmaz
Yuvadan
zarar gelmez
Gülünün yaprağına
Bahçenin toprağına
Yumuşak kul gelir
Sanma ki zarar verir
Gurbet deme
Üzüntü etme
Allah'ımın emanetine
Uzak yakın yok
Allah’ıma emanet et
Haktan ayrılma
Dediğin gibi yoluma açılır
Ne var ki günde haktan
kaçılır
|
Dilediğin an yanındayım
Savaşındayım
Beraber oluruz
Hak olanı koparırız
OMAR der ki;
Hak kulun elinde ise
Yerden bulur alır
Gine de ona
sahip olur
Meydan’da kullara
Kullarla yollara düştük
Dertli kulu dertsiz
dedik
Elbet dertsiz
Gelenin çaresi de var, şifası da
Allah’ımdan dilendikte
Üzüm dalda, arı balda
Söz dilde, gönül yolda oldukça
Dünya güzeldir
Yuyanı yerinde
Ulu’nun elinde
MEVLÂNA’nın yanında
Yumak sardı el ile
Yol yürüdü yel ile
Yağmur geçti sel ile
Arı aldı bal ile
Bağa girdi şarap
ile
Sunduğum Ulu
Allah’ımın sevgili kulu
Geldiği yolu
Yolunda kulu
Elinde eli
Meraka düştünüz
Kim ola? dediniz
Gönlünü yokla
Adını
sordunuz
YUNUS EMRE, bildiniz
Yemeğe yol açık
Eğer ki izin varsa
Görmeğe
gözün açık
Eğer ki izin varsa
Ağız aş için
Gönül aşk içindir
Nasibin
varsa
Aşı da yersin
Aşka da düşersin
Güzellik ordadır
Binanın yeri
belli
Taşını da yerine koyarsan
Başını yuvaya sokarsın
Sözümüz gönül
yapısına
Yolumuz ahiret kapısına
Dileğimiz dünya ise
Niyazımız
Allah’ıma
Muradını bilesin
Çok oldu vermez Allah’ım demeyesin
Allah’ım dilekten bıkmaz
O'nu anan kulundan geçmez
Yolu denizi aşar, adaya
ulaşır
Hayır olacak. Yakın ada
Allah’ımdan dilenir
Mayanın hamuru
YUNUS ile yoğrulu
Yanına
gelende
Adını ananda
Yardımını alırsın
Uyusa da, uyumasa da deriz
Diledi
Ulu’sunu söyleriz
MERYEM’i bildiririz
Damarımdaki kanla ayrı deme
Allah’ımın varlığını
Gönülle ölçün
Görüntü ile değil
Allah’ımın
sevgisine
Yalnız sen ben değil
Cümle ademoğlu sahiptir
Hocanın yolu
Allah’ımın yolu değildir
Dedim, çamuru dahi sev
Çünkü
sebeple verilmiş
Kula selamını esirgeme
Kimdir bu? deme
Kim olursa
olsun
Yeter ki Allah’ımdan gelsin
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|