10 KASIM 1970


MEVLÂNA’yım ben!

Yuva’ya gelişimiz
Gönülle olur
Ferahla gelir
Darlık bilmeyiz
Bilmece çözmeyiz
Olanı görürüz
Olduğu gibi söyleriz
Aynayı tutarız
Kul yüzüne bakarız
Dumana yol verene
Işık veririz
Ver dumanın yolunu
Bil kulunun halini

Sebepsiz olmaz
Hayır olmayan gelmez
Meraka yer verme
Yaprak boşa düşmez
Meyve ermişse
Tadını almışsa
Yemesi hoş gelir
Deme ömür boş yürür
Allah’ım boş yürüyen ömür vermez
Mevsimsiz kuş ötmez
Bekleyiş boşa gitmez
Kuş uçmak için kanat çırpar
Balık yüzmek için suyu süzer
Kul bulmak için aşka düşer
Aşka düştüm sana vardım
Senden aldım kula verdim
Verdiğim sözdür
Geldiğim özdür

Yumuşak yolun sorucusu çok olur
Sormak için çok kapı vurur
Miyarını diyemem
Ölçüsünü veremem
Kul sözü olur
Dedikodu denir
Geçelim orayı
Gezelim burayı
Gönülleri, gönül bahçelerini.
Söze söz katılmasın
Şaka ciddiye vurulmasın
Yolumuz saatli değil
Sözümüz vakitli değil
Müşerref uyumuş
Uyansa ne dersin?
Ben değil akımı uyutur
Anlayan bilir, ÇAKIR çözer.
Müşerref de yüksek akımı olan kuldur
Yok, demem.

Senin beni bildiğin
Benim seni sevdiğim bilinmez mi?
Uyumakla mı ölçümüzü veririz?
Niyetinin oluşu
Niyazının erişine bakar
Sebepsiz olmaz
Kapalı kapı kalmaz
Meğer ki gönül kapını kapayasın
Kulun kapısı Allah’ına açılır
Dünya kapısı Allah’ımdan açılır
Yaprak üzümü gizler
Yol yürümekle biter
Asma üzümü verir
Dileğin gelende olur.

Sedef, yapmayla değil kakmayla olur
Sedefin değeri öyle ölçülür
Duası gibi olan,
Muradına tez erene
Diyeceğim şudur;
Ayrı diye düşünme
Gönülü kafeste deme
Ayrı olsa da
Dilden dese de
Gönülden çıkmaz
Yuvadan zarar gelmez
Gülünün yaprağına
Bahçenin toprağına
Yumuşak kul gelir
Sanma ki zarar verir
Gurbet deme
Üzüntü etme
Allah'ımın emanetine
Uzak yakın yok
Allah’ıma emanet et
Haktan ayrılma
Dediğin gibi yoluma açılır
Ne var ki günde haktan kaçılır
 



Dilediğin an yanındayım
Savaşındayım
Beraber oluruz
Hak olanı koparırız

OMAR der ki;
Hak kulun elinde ise
Yerden bulur alır
Gine de ona sahip olur

Meydan’da kullara
Kullarla yollara düştük
Dertli kulu dertsiz dedik
Elbet dertsiz
Gelenin çaresi de var, şifası da
Allah’ımdan dilendikte

Üzüm dalda, arı balda
Söz dilde, gönül yolda oldukça
Dünya güzeldir
Yuyanı yerinde
Ulu’nun elinde
MEVLÂNA’nın yanında
Yumak sardı el ile
Yol yürüdü yel ile
Yağmur geçti sel ile
Arı aldı bal ile
Bağa girdi şarap ile
Sunduğum Ulu
Allah’ımın sevgili kulu
Geldiği yolu
Yolunda kulu
Elinde eli
Meraka düştünüz
Kim ola? dediniz
Gönlünü yokla
Adını sordunuz
YUNUS EMRE, bildiniz
Yemeğe yol açık
Eğer ki izin varsa
Görmeğe gözün açık
Eğer ki izin varsa
Ağız aş için
Gönül aşk içindir
Nasibin varsa
Aşı da yersin
Aşka da düşersin
Güzellik ordadır
Binanın yeri belli
Taşını da yerine koyarsan
Başını yuvaya sokarsın
Sözümüz gönül yapısına
Yolumuz ahiret kapısına
Dileğimiz dünya ise
Niyazımız Allah’ıma
Muradını bilesin
Çok oldu vermez Allah’ım demeyesin
Allah’ım dilekten bıkmaz
O'nu anan kulundan geçmez
Yolu denizi aşar, adaya ulaşır
Hayır olacak. Yakın ada

Allah’ımdan dilenir
Mayanın hamuru
YUNUS ile yoğrulu
Yanına gelende
Adını ananda
Yardımını alırsın
Uyusa da, uyumasa da deriz
Diledi Ulu’sunu söyleriz
MERYEM’i bildiririz
Damarımdaki kanla ayrı deme
Allah’ımın varlığını
Gönülle ölçün
Görüntü ile değil
Allah’ımın sevgisine
Yalnız sen ben değil
Cümle ademoğlu sahiptir

Hocanın yolu
Allah’ımın yolu değildir
Dedim, çamuru dahi sev
Çünkü sebeple verilmiş
Kula selamını esirgeme
Kimdir bu? deme
Kim olursa olsun
Yeter ki Allah’ımdan gelsin


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah