01 MART 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Hoş gördüm
Geldiğim yeri değil
Günümüz yazıldı
Yolumuz açıldı
Ne geçenden
Ne seçenden ayrı görüldü
Aşkımız gönüllere gömüldü desem yersiz
Gün geldi, volkan gibi kaynadı
Aşk, odun ateşine benzemez
Kulunu dert diye bezemez
Kul kendi dertlenir
Olmayanı dert sanır
Sende olan olağandır
Olmayan esirgenendir dersin

Sessiz yersiz olunmaz
Yer yerinden sebepsiz oynamaz
Almakla vermek
Kulu yanıltmaz
Ham meyve yenmez
Gayeler anda olmaz
Beklense olsun
Sabra yer verilsin
Kimse dert etmez

Meyve ağacının talibi meyveye
Meyvesiz ağacın talibi gölgeyedir
Yapraksız ağaç odun olur
O da kulu ısıtır
Hiç biri yersiz değil
Yolumuz sözsüz değil
Yumağın sarılışı
Olayın soruluşundan ayrı
Demeyin; Gelse gayri
Yumağa yol arar
Gelsem? diye sorar

Yolunu sorana deyim
Açtığın gönül kapın
Günden değil doğuştan
Hatam var mı? dersen
Gelişten, özden değil
Gelişten maksat
Olayların gelişi
Kulu yanıltışı
Kul hatasız olmaz
Hata olmadan doğru bulunmaz
Kulu kula tanıtan sözü müdür? Asla
Hatası veya atâsıdır
Kulu sevmekle
Hatasına yorgan örtmüş olursun
Kulun hatasına yorgan örtersen
Kendini kazanırsın
Nasıl ki eline elma alsan
Elmada çürük görsen atar mısın?
Atarsan kaybedersin
Elmadan yiyemezsin
Sadece çürüğünü çıkarırsın
Kalanı yersin, kendin kazanırsın

Yolda giden ne görür?
Ayağında ne sürür?
Yüklü giderse yorulur
Yol istersen yük alma
Aynayla aldığın
Yolunu gördüğündür
Müsterih olasın, suyun derindir

Ummak güzel
Umduğunu bulmadınmı
Yanılmakla vakit geçirme
Verilendir en güzel, de
Yamayı güzellik bozulmasın diye mi
Açığı örtsün diye mi koyarsın?
De bana,
Güzellik bozulmasın diye
Dünyanın yaması
Kullara verilen Evliyasıdır
Müstesna olayı mucize demeyin
Kulun yaratılışı mucize değildir
Kulun Evliya oluşu mucize değildir
Neden değildir?
Evliyalık elbet Allah’tan gelir
Çünkü sevgili kullarına rehber gönderir
Rehber gönderilen kullar
Muhakkak sevgili kullarıdır
Şüpheniz olmasın
Sözüm alanın, sahip olanındır
Ne sana ne ona, cümleye

Kumun tanesi sayılmasın
Kuldan kula söz gelmesin
Aymak kulun vazifesi
Saymak Allah’ımın
Saymaktan maksat;
Günahını, sevabını

Dedeniz, kızmayı dünya gününde bilmedi
Günümüzde olaylara özel yerler verildi
Yumağına düğüm olsa
Gelse eline takılsa
Sakın dert etme
Çözümü işten değil
Gelen sana dert değil
Engel olmaz, yoluna durmaz
Dursa da söz almaz
Ne sözüne söz kat
Ne kötü deyip yabana at
Yanılanı Allah’ıma havale et
Sebep olsun, yolu dönsün
Yumuşak oluşun
Ona sözde kuvvet verir
Unutulmasın, kuvvet Allah’ımdadır
Sen Allah’ıma havale ettiğin olayda
Kuvvetli çıkarsın
Gönlünü ferah tut
Sağlık kula, varlık bize

Aranızdayım dilendiğim an
Çağırın gönül yolundan
Umulduğu gibi gelir
Sana elini verir

Yol açılır, gün seçilir
Gülde şebnem sevilir
Günün ışığı, karanlığın örtüsüdür
Gülün yüzündeki damla
Geceden olur
Günün ışığı geceyi örter
Açalım, göz yaşını diyelim
Dedim sana;
İnancın günden değil doğuştan
İnanmış olana yol açılır
Yolu açılanın şüphesi olmasın
İnanmayan yol bulmaz, zaten aramaz



Yumak sarıldıkça
Düğüm çözüldükçe
Hatalar görülür
Tecrübe edilir
Diğer düğümler daha kolay çözülür
Çünkü sabra yer verilir
Yerden mi gitsem?
Sudan mı geçsem? diyene söz etmeyin
Gayesi Allah’ıma varmaksa
Nerden gitse varır
Varış gönül yolundandır

Gümüşten geçilmez
Altın yol satılmaz
Dileyene açıktır
Yolum yolundur
MEVLÂNA elindir
Evet Ulundur
Ya senin kim? mi desem
Ulunu bildirsem
Yolunu arar mısın?
Kim diye sorar mısın?
Aynaya bakar mısın?
Aynayı elinden bırakma
Ne var ki aynaya hüzünle bakma
Hüzünle yüzün karanlık gelir
Kaderin aynayı elinden alır
Hüznü bile neşeyle karşılarsan
Neşeyi hüzne yorgan etmiş olursun
Yazılar okunursa
Her kul kendi gönlünce nasip alır
Destisini doldurur
Çeşmemiz akar
Ne biter ne kesilir
Suyunu alan
Yolumu bilen gelsin alsın
Yeter demem
Şikâyetçi olmam

Aştığın zorluk sana dert olmasın
Geçen gün deftere yazılmasın
Dert deyip okunmasın
Yazdıysan bile, kapa koy rafa
Geleceğe şüphesiz bak
Şüphen hayır yolunda olsun
Çünkü Allah’ım şüphe eden kulunu
Şüphesinde yanıltmaz
İyi beklersen iyiyi bulursun
Aynaya bakış misali
Beklersen,
Allah’ıma havale edersen
En güzelini bulursun
Allah’ım esirgemez
Kulunun niyazına
Hayır demez
Sebep halk eder
Er veya geç oldurur
Bekleyen kuluna buldurur
Nerden? dersen
Ne senden sorar ne benden
En ince hesabı ondan
Büyük gücünden

Sakın beddua etme
Kula kötüdür deme
Ne kulun kötüsü
Ne yolun katısı olur
Yeter ki Allah’ımın Yüceliğine sığın
Eğer Allah’ım izin verse
Dağdaki ormandaki vahşi hayvan
Şehre gelse, ne olur?
Olanı bilirsiniz
Elbet zarar gelir
Ne var ki her şey yerli yerinde
Her yaratılan kendi bölgesinde
Sen oraya gitsen sana saldırır
O buraya gelse sen onu bırakmazsın
Allah’ım öyle yaratmış
Her şey yerli yerinde
Yerini bozdunmu
Düzeni kuramazsın
Yumağın düğümünü
Allah’ıma sığınmazsan
Kolayca çözemezsin
Allah’ıma sığın, niyaza dur
Niyazın lisanı olmaz
Allah’ım gönülden geçeni
Sepetten demez
Olayı görür, hak olanı ayırır
Deniz karaya taşmaz
Kara denize inmez
Yürüyen kul dönmez
Gönülden yanan sönmez

Almakla vermek birdir
Bastığın yerdir
Vardığın Yücedir
Aldığını ver ki yükün olmasın
Yüce’ye varmaya hafif olunsun
Dedim, yolda yük zor gelir
Yanılmayın yükten maksat güğüm değil
Allah’ım nasibi ne vermişse
Kul ona sahip olur
Dediğim yük;
Kulun dünyada üzerine aldığı
Sahip olduğu itiyatlarıdır
Kul gönlü kırmak
Kul hakkı yemek
Kula söz etmek
Hatayı yüze vurmak
Allah’ımın varlığını
Cehennem ateşiyle gölgelemek
Kul korkuyla değil
Sevgiyle Allah’ıma varır
Sevgi güzellikleri görmeyle ateşlenir
Kula iyilik yapayım dersen
Yaratılanın güzelliğini anlat
Daha önce de dedim
Elmanın çürüğünü at
Her yaratılanın
Güzellik gibi
Bir kusuru da vardır
Kusuru örtüp
Güzelliği değerlendirirsen
Sen de cümle de kazanmış olur
Sözümüz günde son bulur

Olduğuna değil olacağına bak
Aydınlık, bekleyenin vardığı neticedir.
...................................................
(Tebliğin sonu bulunamamıştır)

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah