|
MEVLÂNA’yım ben!
Hoş gördüm
Geldiğim yeri değil
Günümüz yazıldı
Yolumuz açıldı
Ne geçenden
Ne seçenden ayrı görüldü
Aşkımız gönüllere gömüldü desem
yersiz
Gün geldi, volkan gibi kaynadı
Aşk, odun ateşine benzemez
Kulunu
dert diye bezemez
Kul kendi dertlenir
Olmayanı dert sanır
Sende olan
olağandır
Olmayan esirgenendir dersin
Sessiz yersiz olunmaz
Yer yerinden sebepsiz
oynamaz
Almakla vermek
Kulu yanıltmaz
Ham meyve yenmez
Gayeler anda olmaz
Beklense olsun
Sabra yer verilsin
Kimse dert etmez
Meyve ağacının talibi meyveye
Meyvesiz ağacın
talibi gölgeyedir
Yapraksız ağaç odun olur
O da kulu ısıtır
Hiç biri
yersiz değil
Yolumuz sözsüz değil
Yumağın sarılışı
Olayın soruluşundan
ayrı
Demeyin; Gelse gayri
Yumağa yol arar
Gelsem? diye sorar
Yolunu sorana deyim
Açtığın gönül kapın
Günden
değil doğuştan
Hatam var mı? dersen
Gelişten, özden değil
Gelişten
maksat
Olayların gelişi
Kulu yanıltışı
Kul hatasız olmaz
Hata olmadan
doğru bulunmaz
Kulu kula tanıtan sözü müdür? Asla
Hatası veya atâsıdır
Kulu sevmekle
Hatasına yorgan örtmüş olursun
Kulun hatasına yorgan
örtersen
Kendini kazanırsın
Nasıl ki eline elma alsan
Elmada çürük görsen
atar mısın?
Atarsan kaybedersin
Elmadan yiyemezsin
Sadece çürüğünü
çıkarırsın
Kalanı yersin, kendin kazanırsın
Yolda giden ne görür?
Ayağında ne sürür?
Yüklü
giderse yorulur
Yol istersen yük alma
Aynayla aldığın
Yolunu gördüğündür
Müsterih olasın, suyun derindir
Ummak güzel
Umduğunu bulmadınmı
Yanılmakla vakit
geçirme
Verilendir en güzel, de
Yamayı güzellik bozulmasın diye mi
Açığı örtsün
diye mi koyarsın?
De bana,
Güzellik bozulmasın diye
Dünyanın yaması
Kullara verilen Evliyasıdır
Müstesna olayı mucize demeyin
Kulun
yaratılışı mucize değildir
Kulun Evliya oluşu mucize değildir
Neden
değildir?
Evliyalık elbet Allah’tan gelir
Çünkü sevgili kullarına rehber
gönderir
Rehber gönderilen kullar
Muhakkak sevgili kullarıdır
Şüpheniz
olmasın
Sözüm alanın, sahip olanındır
Ne sana ne ona, cümleye
Kumun tanesi sayılmasın
Kuldan kula söz gelmesin
Aymak kulun vazifesi
Saymak Allah’ımın
Saymaktan maksat;
Günahını, sevabını
Dedeniz, kızmayı dünya gününde bilmedi
Günümüzde
olaylara özel yerler verildi
Yumağına düğüm olsa
Gelse eline takılsa
Sakın dert etme
Çözümü işten değil
Gelen sana dert değil
Engel olmaz,
yoluna durmaz
Dursa da söz almaz
Ne sözüne söz kat
Ne kötü deyip
yabana at
Yanılanı Allah’ıma havale et
Sebep olsun, yolu dönsün
Yumuşak
oluşun
Ona sözde kuvvet verir
Unutulmasın, kuvvet Allah’ımdadır
Sen
Allah’ıma havale ettiğin olayda
Kuvvetli çıkarsın
Gönlünü ferah tut
Sağlık kula, varlık bize
Aranızdayım dilendiğim an
Çağırın gönül yolundan
Umulduğu gibi gelir
Sana elini verir
Yol açılır, gün seçilir
Gülde şebnem sevilir
Günün ışığı, karanlığın örtüsüdür
Gülün yüzündeki damla
Geceden olur
Günün ışığı geceyi örter
Açalım, göz yaşını diyelim
Dedim sana;
İnancın
günden değil doğuştan
İnanmış olana yol açılır
Yolu açılanın şüphesi
olmasın
İnanmayan yol bulmaz, zaten aramaz
|
Yumak sarıldıkça
Düğüm
çözüldükçe
Hatalar görülür
Tecrübe edilir
Diğer düğümler daha kolay
çözülür
Çünkü sabra yer verilir
Yerden mi gitsem?
Sudan mı geçsem? diyene söz
etmeyin
Gayesi Allah’ıma varmaksa
Nerden gitse varır
Varış gönül yolundandır
Gümüşten geçilmez
Altın yol satılmaz
Dileyene
açıktır
Yolum yolundur
MEVLÂNA elindir
Evet Ulundur
Ya senin kim? mi
desem
Ulunu bildirsem
Yolunu arar mısın?
Kim diye sorar mısın?
Aynaya
bakar mısın?
Aynayı elinden bırakma
Ne var ki aynaya hüzünle bakma
Hüzünle
yüzün karanlık gelir
Kaderin aynayı elinden alır
Hüznü bile neşeyle
karşılarsan
Neşeyi hüzne yorgan etmiş olursun
Yazılar okunursa
Her kul
kendi gönlünce nasip alır
Destisini doldurur
Çeşmemiz akar
Ne biter ne
kesilir
Suyunu alan
Yolumu bilen gelsin alsın
Yeter demem
Şikâyetçi olmam
Aştığın zorluk sana dert olmasın
Geçen gün
deftere yazılmasın
Dert deyip okunmasın
Yazdıysan bile, kapa koy rafa
Geleceğe şüphesiz bak
Şüphen hayır yolunda olsun
Çünkü Allah’ım şüphe
eden kulunu
Şüphesinde yanıltmaz
İyi beklersen iyiyi bulursun
Aynaya bakış
misali
Beklersen,
Allah’ıma havale edersen
En güzelini bulursun
Allah’ım
esirgemez
Kulunun niyazına
Hayır demez
Sebep halk eder
Er veya geç
oldurur
Bekleyen kuluna buldurur
Nerden? dersen
Ne senden sorar ne
benden
En ince hesabı ondan
Büyük gücünden
Sakın beddua etme
Kula kötüdür deme
Ne kulun
kötüsü
Ne yolun katısı olur
Yeter ki Allah’ımın Yüceliğine sığın
Eğer
Allah’ım izin verse
Dağdaki ormandaki vahşi hayvan
Şehre gelse, ne olur?
Olanı bilirsiniz
Elbet zarar gelir
Ne var ki her şey yerli yerinde
Her
yaratılan kendi bölgesinde
Sen oraya gitsen sana saldırır
O buraya gelse
sen onu bırakmazsın
Allah’ım öyle yaratmış
Her şey yerli yerinde
Yerini
bozdunmu
Düzeni kuramazsın
Yumağın düğümünü
Allah’ıma sığınmazsan
Kolayca çözemezsin
Allah’ıma sığın, niyaza dur
Niyazın lisanı olmaz
Allah’ım gönülden geçeni
Sepetten demez
Olayı görür, hak olanı ayırır
Deniz karaya taşmaz
Kara denize inmez
Yürüyen kul dönmez
Gönülden yanan sönmez
Almakla vermek birdir
Bastığın yerdir
Vardığın
Yücedir
Aldığını ver ki yükün olmasın
Yüce’ye varmaya hafif olunsun
Dedim, yolda yük zor gelir
Yanılmayın yükten maksat güğüm değil
Allah’ım
nasibi ne vermişse
Kul ona sahip olur
Dediğim yük;
Kulun
dünyada üzerine aldığı
Sahip olduğu itiyatlarıdır
Kul gönlü kırmak
Kul hakkı yemek
Kula söz etmek
Hatayı yüze vurmak
Allah’ımın varlığını
Cehennem ateşiyle gölgelemek
Kul korkuyla değil
Sevgiyle Allah’ıma varır
Sevgi güzellikleri görmeyle ateşlenir
Kula iyilik yapayım dersen
Yaratılanın güzelliğini anlat
Daha önce de dedim
Elmanın çürüğünü at
Her
yaratılanın
Güzellik gibi
Bir kusuru da vardır
Kusuru örtüp
Güzelliği
değerlendirirsen
Sen de cümle de kazanmış olur
Sözümüz günde son bulur
Olduğuna değil olacağına bak
Aydınlık, bekleyenin
vardığı neticedir.
...................................................
(Tebliğin sonu bulunamamıştır)
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|