27 ŞUBAT 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Yolu açanla
Yoldan kaçan bir olmaz
Seven, sevilenden ayrılmaz
Sevmese sevilmez
Ayağı çekmeyen gelmez
Gönülle gelen de olur

Yorgan soğuktan sakınmak içindir
Çorba mideyi ısıtmak için
Netice belki bir gibi düşünülür
Amma yapılan işlem ayrıdır
Müsait olanı bulmak iradeye bağlıdır
Ne var ki plan dahilinde

Kaderin değişmesine yol açmak
Kulun elinde değil
Yalnız Allah’a candan edilen niyaz
Yazana yönelince
Yazı Allah’ımın niyetine uydurur
Yazdığını silmek de Allah’ımın elinde
Oldum, döndüm
Uyandım, gördüm dersen
Yazılan bozulur
Niyetin verilir
Kula sorarsan; Asla! der
Yazan kim?
Ömür değişmez elbet

Asmayı bağ diye
Üzümü bal diye budayan
Dünyayı daimi mekan bilenden söz boş olur
Yolumuz kulu tenkit değil
Gönlümüz;
Yolumuza gelenle gelmeyenle
Sevenle sevmeyenle
Bu yolun tek mürşidi değilim
Danışır konuşur
Yardım der koşuşuruz
Allah’ım sizlerden de razı olsun

Saydığım günde
Sevdiğim yolda
Ne gördüm bilir misin?
Sevginin bolluğunu
Kulda, bitkide, hayvanda
Bütün bitkiler çiçeğini göğe doğru açar
Hayvanlar seslerini
Göğe doğru baş kaldırıp verirler
Kulun da Hakk’a yönelmiş olanı
Allah’ıma el açar
En katı kul dahi
Dara gelince Allah’ım der
Allah’ım dara gelende değil
Her an aklınızda olsun
Gönülden çıkmasın. Amin

Yosun denizden uzak kalsa kurur
Denizde ne faydası var? dersen
Balık yavrusunu korur
Amma kulu sarar
Kötü mü diyelim?
Kökünü mü kazıyalım?

Aynadan gözünü ayırma
Çünkü kendini onunla dengelersin
Yaşlanmak gençliğin sonu değil
Hayatının dönümüdür
Ömrünün en güzelliğidir
Eğer saklanmadıysan
Saranı sarmak kolay
Döneni sarmaktır olay

Yaprak dalda çoğalır
Ağacı gölgeler dersiniz
Ağacın gölgesi, yaprağı
Güneşten zarar görmemesi nedendir?
Kökünden aldığı suyundan

Yolunu. Gidişe açılan yol
Gidiş nereyedir? Elbet nuruna
Aymayı diledik
Kula söz etmeye değil
Tenkit haddimiz değil

Asmayı yolumuza örnek aldık
Dalını budadık
Allah’ım hayır olmayandan sıyırır
Hak olanı olmayandan ayırır
Gönüller ferah olsun
Huzurun yerini bulsun
Yolunu açan yardımcın olsun
Olayı bekle, feraha açılır
Deme; Günahtan nasıl kaçılır?
Günah olan, hak yenilendir
Yemediğin haktan sorumlu değilsin

Sevmek sevilmekle olur
Sevmeyi bilenler
Şakaya da uymalı
Yolunu gönülde bulmalı

Genişlik değil
Uzunluktur asıl olan
Odayı değil yolu dedim
Genişlik ne verir
Uzunluk yürütür
Darlık, dünyanın ölçüsü
Danıştığım dedi ki;
Ne derse desin
Gönülden bulsun
Ben geçirmedim
Gönül yolun geçirdi
Ben sadece ışık verdim
Sizin nasibiniz kıt mı ki?
Yolumuz açılmadı mı?
Gönülden değil mi?
Açık olmayan gönül yol bulmaz
Niyete uymayan yola sefer yapılmaz

Düştüğümüzden değil
Geçtiğimizden bulduk
Çağırıldık vardık
Hep bir olduk
Ağacı doldurduk
Dağınık olan yok
Hep değirmen taşından geçilir
Un olanı seçilir
Unun ayrıntısı sıyrıntısı olur
O da atılmaz
Undan aldığını
Hamur dersin yoğurursun
Suyunu birden mi karıştırırsın?
Yavaş yavaş katarsan
Kararını bulursun
Ateşe atarsın
Fazla ateş yakar
Hafif ateş tutar
Kararını bulmalı
Kul da öyledir
 



Asmayla başladık
Buğdayla bağlayalım
Buğday kulu, asma yolu gösterir
Aşktan geçenle değil
Yolu yürüyenle beraberiz
Sohbetimiz güzel
Kumundan geldiği için

Yağmuru aheste yağarken seversin
Seller akarken değil
Sel akıttığı yerde
Sağlam duvar kalır
Çürük olan yıkılır

Yumuşak olanlar çevremizde
Uzak olanlarla halleşmek dileriz
Gönülleri gezeriz
Yolları açarız
Sanma ki yolu tesadüf açtı sana
Gönülleri gezdik
Yolları açtık
MEVLÂNA’yım ben
Kolağası değil
Ayakla değil
Gönülle geliriz
Her kulunu severiz
Allah’ım diyen
Yolunu alan elbet bulur
Ne eski yenilenir
Ne yeni eskilenir
Aşk her kulda olur
Amma yol bulan yürür
Menfaat kaktığı gün
Elbet huzur gelir
Amma kulun iradesi sağlam olmalıdır
Eğilenin gücüne göredir
Günde YM.
Yolun alışı günde nasiplidir
Günde kul yol arar
Geçende şaşkın sarar

Olayı ‘Büyü’ der
Vergiden şüphe ederdi
İlim Allah’ımı buldurur
Mantık Hak yoluna açık
MEVLÂNA ne ayırır ne kayırır
Ayıraydı kayıraydı
MEVLÂNA olmazdı

Gönülcüğün Allah der kavrulur
Yananlar gelir
Hep beraber olur
Yangın söner
Sönmeyen gönüldeki yangındır
O da yangın değil, volkandır
Sönmez, durmaz
Yakın olanlar
Saman çöpü gibidir
Hep bir yanar
Ne kalır, ne söner

Mevlevi döner
Yumağa sarar
Daire olur dünya misali
Dünya da niye döner?
Miyarını mihrabında tutsun diye

Seyit neden savaşır?
Hakkını korumak için
Kime korur, kuldan ona ne gelir?
Savaş soruldu
Hak mıdır? denildi
Savaş bir kulun niyetiyle değil
Niyetin bozukluğundan olur
Allah’ım sebep yaratır
Kulla kulu yanıltırsa
Yol savaşa açılır
Hak mıdır? dersen
Şeriatın emrettiği olur
Elbet Allah’ımın emridir
Yumuşak yol sorulur
Meclisin sorusu
Günde olan
Allah’ımın yazısı
Ömür ölçüsü YM olur
Aynayı aldık
Yüzlere tuttuk
Bakan görür
Görmeyene ne denir?

ALLAH’a ısmarladık

Sağ sol Allah’ımın vergisi
Sevilen kulunun görgüsü
Kulu yücelten
Allah’ıma olan sevgisi
Olmasın kulun kaygusu
Yolumuz doğrudan geçmez
Saygıdan kaçmaz
Destek ağacımız
Kuldan beklemez
Ağacımız da desteğini
Allah’ımdan alır
Kuldan kulu ayırma
Kulun işidir
Amma olgun kul değil
Ham kul ayırır
Açtığımız yolda
Ne melanet ne setaret olur
Yolumuz da gönlümüz gibi açıktır
Gelenler de açık olanlardır
Geçtiğin yol, seçtiğini verir sana
Seçtiğin yol en güzeli buldurur
Bulduğun yol selamet yoludur
Hakk’a götürür
Oğul bilir, açtığı yoldan yürür
Geçtiği kapıyı örter
Örtülen kap dumandan oğlu saklar
Açılacak elbet seçilen yol

ALLAH’a ısmarladık

Dumanın dağıldığı gün
Gözün açılır
Duman görmene mani olur
Allah’ım izin verdiğince deriz
Kul gönlünü açarız

Sözümüz sevenle
Bize soranla
Sormaya değil
Uymaya gelenle halleşiriz


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah