08 HAZİRAN 1973


MEVLÂNA’yım ben!

Can yapısı
Han kapısı
Kulun niyazına açıktır
Huyun en güzeli
Her olana hayırdır
Çünkü, O’ndandır diyendedir
Kuleyi bekleyen kim?
Kaleyi toplayan kim?
Ne gelen ne giden
Her olan Yüce’den
Sabret kulum vereyim
Sana güzel olanı göstereyim
Ne ondandır ne bundan
Olan Yüce’nin emrinden

Cemaat tefessüh ederse
İdaresinde elbet güçlük vardır
Cemaatin tefessühünde
Kainat kula dardır
Neden? derseniz
Maddeye doymak bilmez
Verenin adını almaz
Kaderin çizdiğine inanmaz
Alayım vereyim
Dünyayı kendim için dereyim der
Allah’ım her olayı görür
Sabır ile verir
Cümlenize selam olsun
Sohbetimiz yapıcı olsun
Yıkıcı değil
Toprağa dikici olsun
Sökücü değil

Kerbela yolun kavuranıdır derseniz
Kulunu yoğuranıdır derim
Allah’ım kainatı yaratırken
Sadece bahar mevsimini değil
Yazı ile kışı ile
Çeşit mevsimi ile yarattı
Kutuptaki kuluna
Buza dayanma gücü verdi
Demek ki Allah’ım
Kulunu senden benden çok düşünür
Halince hallendirir
Gönlünce dillendirir
Yolunca dinlendirir
Allah’ım diyelim
O’nun verdiği her hale şükredelim

Kabının ölçüsünce
Suyunu alırsın
Gönlünün ölçüsünce
Yolunu bulursun
Her noktada kainatı görürsün
Can bende
Ten sende
Bulalım kainatta
Can bende denende
Cananı gönülde bilendedir
Ten sende denende
Sıfatını dünyada görendedir
Sözüm özel değil cümleyedir
Her alınandır

Yandım denende
Yakan ateşin sönmesin derim
Ceylanı gözünden tanırım
Yaratılmış her kulun yolunu
O’na doğrudur derim
Ne halde olursa olsun
Kulun gözünde
İsterse günahkar bilinsin
Eğer günahsız kul görelim dersek
En büyük hataya düşmüş oluruz
Çünkü hatasızlık
Allah’ıma mahsustur
Ne var ki
Allah’ımın emirlerine
Aykırı olan her kul
Kulun terazisine ölçüyü kaybettirir
Kayıp olanın peşine düşme
Senden çıkanın sözünü etme
Neden? dersen
Sahibi değilsin derim
Sahibi olduğun nedir?
Canan mı? Tenin mi?
Yoksa dünyadaki malın mı?
Sahip olduğun tek şey
Allah’ına olan aşkındır
O’na vereceğin
Sadece odur
Aşkını besle ki
Allah’ım diyebilesin
Vardıkta O’na sunabilesin
Her gelene verdiği
Kulum senin dediğini
Verdiği gibi götürelim

Yeminin yeri neresidir?
Mümin olan bilir
Allah’ımın adına kasem
Sadece Allah’ımın yoluna edilir
Yetmeyeni dileyelim derseniz
Yeteni bulanı görmedim
Yeter Allah’ım verdiğin diyen kul
Yerini bulmuştur
Tahtını kurmuştur
Bahtını yumağında görmüştür

Huzur nerde başlar?
Nerde biter der misiniz bana?
Huzur ne başlar ne biter
Çünkü hudut çizilmemiştir
Huzur kulun kendi gönlündedir
Niyetim olsa
Nasibim dolsa diyen
Nasibini kıt gören
Nasıl huzurda olur? derseniz
Verenin vergisinden
Şüphe etmiş olursunuz
Takdire uydum
Canımın bedende olduğu müddetçe
Bekçisi olduğumu bildim dersen
Her olanı O’ndan bilirsen
Huzur sendedir
Nasibin dağıtılışında
Adaletsizlik var denirse hatadır
Her nasibi bol olan
Huzurda mıdır?
Huzuru sen gönlüne al
Çiçeğin en güzelini koparayım
Hayvanın en güzelini besleyeyim
Aşın en güzelini yiyeyim dersen
Bedenine hizmet edersin
Halbuki beslenecek olan ruhundur
Seni ebedi yaşatacak sadece odur
Beden gelip geçici
Az da yese çok da yese göçücü
Unutma ki göçünde
Adaletsizlik olmaz
Sözü dahi edilmez
Çünkü kul kendi ölçüsünü
Bilecek yerdedir
 



Yaşadım demek için
Burayı bulmak gerekir
Sevmeyi deneyelim,
Hasta kediyi bile.
Övmeyi bilelim,
Bize taş atsa bile.
Senden yol soranı
Yolunu bilip görse bile gösterelim
Yönümüz Allah’ımın
Her dileyen kulunadır
Yedi düvelden gelsin
Yolunu sorup alsın
Sen kimsin? derseniz
O’nun kullarının hizmetindeyim
Olayda hata benimdir dersen
Şeytan sana gelir mi?
Allah’ım affet
Şeytana uydum dersen
Allah’la arana
Şeytanı koymuş olursun

Camiyi bina ettik
Kulun gönlünde
Kâbe’yi kurduk
Hakk’ın yolunda
Ya Allah diyelim
Ceminden niyaz edelim
Niyazımızı ben değil
Biz diye edelim
Bizde O’nu bulalım
Yıldızları sayalım dersen
İnkara gitmiş olursun
Meyhaneye girsem
Bir bardak şarap desem bendeyim
Şarabı içtikte cümledeyim
Mümin olan bilir
Aç olan doyar
Ne ile? derseniz
Ne dilerse.
Yemeniyi kim giyerse
Yolcu o olur
Ağacı kim ararsa
O bulur
Güneşte kim yürürse
O yanar
Sarhoş kim olursa
O döner
Her kul ölçüsünce miraçtadır
Ağaçlar dahi
Ölçüsünce Yüce’ye uzar

(YUNUS EMRE Hazretlerinden bu ara söz edildi)

Çağırsak demeyin
Çünkü buradadır
Her an gönlü sizdedir
Hay dedi sözü diledi:

Adımı ananlar
Sıcaktan yananlar
Su ver diyenler
Suyu Yüce’den dileyenler
Sunduk alınız
Kaplarınızı doldurunuz
Dünyayı kaldırınız
Nasıl? derseniz
Dileyene
Serçe parmağındadır gücüm derim
Yürüdüm yar diye
Sevgilim sar diye
Yandım kor diye
Kandım dünya var diye
Dünya yok mu?
Ben var dersem var
Yok dersem kâr
Ben senin için çalışırsam
Var olana, kâr olana eklerim
Gelişimin hikmetini düşünmem
Çünkü Yaratandan şüpheye düşmem
Cumayı niyazıma açtım
Salıyı gönlümce seçtim
Çarşambaya sevap günü diye baktım
Pazarın geldiğinde ocağı yaktım
Perşembe niyetimi açtım
Pazartesi etrafıma baktım
Cumartesi hesap defterimi açtım
Düşündüm
Günlerin faziletini
Ayırmaya çalıştım
Gücüm yetmedi
Mümin olan bilir
Günü günden ayıran
Güzel gün deyip
Kayırana dedim
Umduğunuz gibi olsun
Yoldan gelen bulsun
Camiyi mekan bilsin
Ne demektir? denirse
Cami dünya ile ahireti ayıran
Kainattan sıyıran
Varlığını andıran yapıdır
Gönüle kapıdır

Handa duralım
Hancıya soralım
MUSA’yı arayalım derseniz
Aymayı dilediniz derim
Muzdarip olan ağlarsa
Gücüm yetmez
İSA yetişsin derse
Elbet yolunun açıldığını görür
Yandım Allah’ım kandır beni
Fahri Alemin şefaatine
Erdir beni derseniz
İki alemin denizinde
Huzuru bulmuş olursunuz dedi
YUNUS’um yürüdü

Mevlâna’yım!..

Sözü aldım
Her gönülde olanı gördüm
Dileyene dileyince verdim
Neden aşikar değil? derseniz
Aşikar olan her şey
Atılmaya mahkumdur
Halbuki yolumuz
Açılmaya muhtaçtır
Her müşkülünde
Yazımızı okursan
Ona cevap almış olursun
Çünkü yazan çizen tek kalemdir
Yarattığı cümle alemdir
Okuyun bir daha
Okuyun bir daha
Okuyun
Her olayınızı çözeceksiniz

Allah’ımdan niyazım
Cümlenizden razı olsun

Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah