25 HAZİRAN 1974


MEVLÂNA’yım ben!

Konuk olup gelen ile
Yolu bilip soran ile beraberiz
Halden geldik
Vakıa dedik
Dönüşte olandan olmayandan
Allah’ım razı olsun
Cümleniz kainata ayna misali...

Yelde durmaz
Selde akmaz
Gönülden asla çıkmaz
Kaçana uyma
Geleni duyma derlerse de ki;
Görmek alasıya
Sevmek veresiye
Çağıranın sözüne uyarım
Ne denirse densin duyarım
Alacağımı gönlüm ile ölçerim
Çünkü her verilenin zıddında
Alacağım almayacağım vardır

Yazanın yazısı
Görenin bilgisine elbet eşit değildir
Günün olayına yer veren
Gelene duman ile bakandır
Günün olayına hayır diyen
Gönlünde ateş yakandır
Değişen nedir?
Günler mi, olaylar mı?
Dönen nedir?
Dünya mı, kainat mı?
Anılanın gelişinde
Kumun vergisi vardır
Olayın oluşunda
Kulun sorgusu vardır
Olanı verenden sorarsan
Oyma misali verir
Oyanın her telinden
Kulun kaderi okunur
Ne var ki okuyacak dil gerek
Almayan gelmezse
Vermeyeni sorar
Yol münasip olan bilir
(?)
Yerden değil serden bilen
Konuk diye yoldan gelen
Okuduğun yazdığın
Resim diye çizdiğin her konuda
Kaderin ölçüsünü arama
Kaderini asla kötü diye yorma
Hayır olmayanı vermez
Kulunun önüne diken sermez
Serdi dersen
Dikensiz gül olmaz
Kuluna en güzelini yazar
Güzel değil diyen
Gönlünü bozar
Dersem Allah’ım
Dert diye edindiğim
Olmazsa diye dövündüğüm
Kendi hatamdır
Bana verdiğin
Gönlümü açıyorsa
Mükafat olur
Kul dert dediği ile
Kendini bulur
Hazır olan huzura varır
Yeşil renkte huzur ara
Denk olmazsa
Seyri bozulmazsa diyene dedim
(?)
Aldığın gibi
Sorduğun yönde
Yumuşak yolunu benden sorandan
Olumuna değil
Verimine gayret göster
Güneşte hata arama
Katımına söz verme
Kanından gelene
Kumunu eleyene
Yumuşak yol göster
Yelden sakınma
Selden dökünme
Ne olursa olsun kaçınma
Elini veren gelir
Yardımını şüphesiz gösterir
Allah’ıma emanet ol
Bildiğin gibi
Olduğun gibi kal
Dönenin sözüne değil
Verenin yazısına bağlan
Hayıradır her olay
Olmuşsa geçmiş
Üstüne kapak örtmüş
(?) Yanında olana dedim
Örtüleni açmayalım
Yazılandan kaçmayalım
Yazılandan elbet kaçamazsın
Ne var ki kaçayım diye
Gayret gösterirsin

Yuyanın nerde?
Ne dedi hangi derde?
Ne gördü, ne sordu?
Ne verdi hangi serde?
Yuyanına veren kim?
Yolunun yolcusu ol
Kulunun halinden bil
Almadığın senin değil
Alamadım deme
Yemeniyi giysem mi?
Yoluna katılsam mı?
Diyenin sorusuna cevabım
(?) Yanımızda olana

Nimetinin verilişinde
Verenin hikmetinden dersiniz
Her verdiği hikmetinden değil mi?
Kuşun ötüşünde
Arının katışında ne görülür?
Suyun akışında ne duyulur?
Akan suyun rengi
Yüzeyin dengidir
Kulun kainata isyanı
Nefsi ile cengidir
Cenge katılan
Elbet silahı ile gider
Çoban ise sürüyü
Kavalı ile güder
Yormadığın ayak
Gözünü örter
Neden? dersen
Ayağını yorarsan
Çok yol alırsın
Aldığın yolda
Çok şey görürsün
Almayan ben olmayım dedin
Sürünün çobanına el ettin
 



(?)
Sana dedim
Kime diyene
Yolunu aldı isen
Sürüyü buldu isen
Sayısını sorma
Sen de katıl yürü
Deme kaldım geri
Gidene uyan
Olanı duyandır
Olduğu gibi
Bildiği yönde
Duyduğu sende
Gördüğü onda
Varsın dönsün

YUNUS’um der ki:
Gül dalda
Bülbül dilde
Amel sende
Emel gönlünde oldukça
Gayretin yeri
Hayrete döner
Saçından dağılan
Elinden dökülen yerini alır
Toprak ile hemhal olur
Gün gelir seni bulur
(?) Karındaşına dedim
Açılan kapı
Derdine yol verir
Yol kulunu huzura götürür
Her kul kaderin yazısına katılır
Ne var ki
Önleyim, durayım
Kaderime düzen vereyim diyen yanılır
Eyvallah diyelim
Huzuru Allah’ımın yazısına
Uyduk diye bulalım

Yerden almadığımı
Hak’tan dileyim mi? dersen
Yerden aldığını
Kimden almış olursun?
(?) Karşımızda olana dedim
Yamaya yer veren
Elbet açığını örtendir
Yaprakta yer
Toprakta ser arama
Kuluna yolunu açar
Her dileyen üzerinden geçer
Topraktan şikayet gelir mi?
Kul toprağa verir mi?
Verir dersen yanılırsın
Söyle toprağa ne verirsin?
Su dersen rahmetten
El dersen zahmetten söz etmiş olursun
Niyazımız rahmeti bol gelsin
Gelen topraktan olsun
Dumanını dünyada silsin
Yerine yönüne
Karındaşın uysun
Olmuyor denen olacak
Dilenen el tutulacak
(?)
Yemeniyi giyeyim diyene
Yanımızda olana
Oyuna yedek alma
Sergiye yolcu sorma
Bu mudur? dediğinden
Uzak kalma
Ne var ki elden dilden
Ham olanı çıkarma
Üç al bir sor
Gönlüne yatanı kar
Öylece neticeye var
Yerinin dolayına uymayı dene
Çağıranı ara
Konuk geldim de
Yardımcını dile
Aradığı yerde değil
Gökte hiç değil
Gönlünde
Çağırdığın zaman gelmez
Sen ona yürü
Bulmadım deyip dönme geri
Yanında olana de ki;
Uyduğun gibi olsun
Çağırdığın bizi görsün
Sen uydun
Ben duydum
Uyanın dediğinde değil
Halinde bilsin
Uymaz denmesin
Hata aranmasın

Yeşil oluşu
Mavi görüşü
Sarı buluşu
Kırmızı kalışı
Turuncu barışı
Mor varışı gösterir
Pembe uyuşta güzeldir
Huzur, bilişte...
Yerden bulamazsın dedim
Huzur ne alınır ne satılır
Alamadım dersen
Yanılmış olursun
Gönlüme koyamadım de ki
Aradığını bulasın
Kendine dönesin
Yoluna yol diledim dersin
Her gidenin yolu birdir
Sadece elini veren Pirdir
Kim verirse tutarsın
Aynı yola adım atarsın
Cümlenize eyvallah diyelim
Yolumuz Hakk’adır yürüyelim

Allah’a ısmarladık

(?)
Verdik
Daha önce dedik
Hz.VARAKA

Koyun uymuyor
Çoban bilmiyor denmesin
YUNUS’um yolu bilir
Sürüyü gidene yürütür

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah