|
MEVLÂNA’yım ben!
Yeniye eskiye
Hak dedik baktık
Her gönülde
Aldığınca meyil gördük
Aktığını baktığını
Ölçüye vurandan değiliz
Olanı kötüye yorandan olmadık
Yazılmayanı asla vermedik
Postu dilediğimiz yere sermedik
Yazılan yerde bulduk
Bulduğumuz yerde olduk
Olana elimiz verdik
Tutana eyvallah dedik
Ya tutmayana denir
Unutulmasın yazılan yenir
Serti denersen
Danışana uyarsın
Danışılana uysan
Doğruya dönersin
Yumuşak olanın yerini
Yeniden aldığı görülür
Her dönemeçte
Ayrı umut aranır
Yudum yudum alan
Sonuca geç varır denirse de
Yarış geçici değildir
Ne demek? dendi
Çabuk varayım diyenin kazancı nedir?
Yol senin
Yön benim
Son cümlenin dedi
YUNUS’um söze girdi:
Niyetin olduğu yerde
Son geçerli değildir
Neden?
Çünkü yazılan niyetine uymaz da ondan
Her kul sonda sudan nasip alır
Ne var ki niyeti bahçede kalır
Onun için niyetteki son geçerli değildir
Güttüğüm sürü olsun
Varsın beni başına alsın denir
Unutulmasın
Sürü ne olursa olsun
Sorumundan mesulsün
Öyle yükü alabilir misin?
Sırtına vurabilir misin?
Dil ile her kul alırım der
Uymadıkta Allah'a havale eder
Kul odur ki;
Aldığını, olduğunu
Allah'ıma havale etsin
Sürünün başına
Yükünü alabilen gelsin desin
Sürüyü neden verdin?
Kulu örnek aldın? denir
Daha önce verdim
Ne olursa olsun
Bana da başlık verilsin diyene dedim
Kökünden uzananın
Gövdesine dayananın
Verdiği ile hemhal olunuz
Delice misali etrafını sarınız
Vermeyi değil
Almayı kendinize heves ediniz
Vermek dilenirse verileni yayınız
|
Niyazları aldık, Eyvallah dedik
Çağrılana yeni vazifeler verdik
Vazifeli dördüncüyü gösterdik
Günü gelende açılacak
(Onbir’in dördü mü?) Eyvallah
Gelişinde denilecek
Ya Resulüm verileni yaymak vazifendir
Kolaylamak bizden, denildi
Resulü’ne öyle verildi
Günde verilen elden ele yayılandır
Elbet ağacın kökünden alınandır
İki dal dendi yorumu arandı
YUNUS’um der ki;
Dal dalı ezmez
Eren yalnız gezmez
Gölgesini silmez
Cümleyi bölmez
Asla yalnız kalmaz
Ağır sözü almaz
Ne olursa olsun solmaz
Aldığı verdiği sadece O’ndandır
Danıştığı O’dur
(Resim verilir: HAMZA DOST)
Yenilmeye değil denenmeye alışır
Yenilmek meydan savaşına mahsus değildir
Fikir savaşı da kulun yeteneğine bağlıdır
Yazılan çizilen sohbette anılan
Cümlesine Allah'ım rahmetini yağdırsın
Gelen resmini verenin yerine
Cümlenizi nasip kılsın dendi
Kimliği soruldu
Günde değil,
Resulü’ne hizmette kusursuz kalmış
Gönlünü o’na olduğu gibi yatırmış
Adını diyelim HAMZA okuyalım
Genç geldi, genç oldu, genç göçtü
Hizmeti Resulü’nün gençliğine aitti
Nasıl? denir
YUNUS’um der ki;
Olanı bilmek her kişiye nasiptir
Olmadan uymak er kişiye nasiptir
Olmadan uymak; kulun bildiği manada
Olduğu nasıl bilinir?
Duyulduğundan, kerameti görüldüğünden
HAMZA’nın uyduğu
Resulü’nün duyulmadığından öncedir
Devesine uyar, yüküne el atar
Yardımcısı
Bilinmeyenden
ALLAH' ıma emanet olunuz
ALLAH' a ısmarladık
Zorda kalışta HAMZA’yı anınız
O’nu idrak edenlerden
Ne var ki
Sadece kendi bildiğinden
Görmüş, bilmiş, uymuş
Uyumadan beklemiş
ALLAH' a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|