13 MAYIS 1975


MEVLÂNA’yım ben!

Güçlüğün verdiği denmesin
Güçlüğün,
Sözü dilde,olumu elde
Dolumu gönüldedir
Saniyeyi bilsen
Anda alandan sorsan
Gerçeğin ötesinde kolaylık der
Olumsuzluk asla gölgelenmez
Sargıyı sorguya verme
Kayguyu gönüle alma
Özünde olan senin ile
Sözünde olan benim ile
Yanında, yönünde

OSMAN der ki;
Cenk, denk iledir dedik
Görgüyü önünüze serdik
Sarmaşık her sardığı yerde
Suyun olumunu duvara çeker
Ne var ki,
Ne duvar zarar görür
Ne sarmaşık
Gayretin verdiğinden değil
Olana uyduğundan güleceksin
Eyvallah dedik
Yorum verene sunduk
(F’ye mi?) Eyvallah

Meyveyi yedik derseniz
Çekirdeği nerde?
Gönül bulur devasını
Yediyse meyvasını
Aşacağım diyenin
Şaşacağım dediği gün
Yanında olacağım

Dost nedir?
Dostluk nerde başlar?
Dost, sınır koymayandır
Dostluk, sınırın bittiği yerde başlar
Sınır nedir? dendi
Dostluğun tarifi soruldu
Sınır, verişin alışın
Ölçüye vurulduğu yerdir
Dostluk,
Sevginin saygının
Ölçüsüz olduğu kadar
Verginin alasıya olmadığı ölçüdür
Ver almadan denen odur

Gedik açıldı mı? dedik sorguya verdik
Gedikten maksat geçittir
Geçitten maksat
Sınırı aşma, ölçüden kaçma

Gemiyi deryada gören
İçinde olayım diyen
Dostluğu dileyendir

Danışılan özdür
Oyayı gören göz
Seyrine yol verdiğin
Kadere uyan nedir? dediğin
Açılan gedikten geçen
Sohbetin olduğu yerde
Sınır asla olmaz
Söz kime? derseniz
Dileyen her kula

Ayağım götürdü mü?
Gerçeği buldurdu mu?’diyene
AYİŞA der ki;
Arayan gider, aradığını bulur
Er yolda, sur kalede
Danışılan kalemde
Çoğun olduğu yerde az anılmaz
Tokun doyduğu yerde aç sorulmaz
Günün yorumu gelenden bilinir
Yolundan sorana
ÇELEBİ verir:

Gezesin gelesin
Geldiğin yerde kalasın.
(EVLİYA ÇELEBİ mi?) Evet
Yoldan soranın umduğunu
Olduğun yerde alırsın
Aldığın yerde bulursun
Göğün her santimine
Nefesini verirsin
Terini toprağına akıtırsın
Çözülmedik düğüm olmaz
MERYEM’in yolundan alan kalmaz
Kim? dendi
Dumanını dağıtana verildi
Gemiye geç kaldım deme
Konuk olmaktan sakınma
Verdiğim kadar benim
Aldığın kadar senin
Masanın başında olana dedim
Dört derde daldım,
Dördünü de sildim diyene
Yönünü vereyim
Gözünü batıya çevireyim,
(G’nin Ulusu MERYEM)
AYİŞE, karşımızda olanın
Gönlündeki dumanı silenin

Oluyor denende güzellik bulunur
Olmaz denende yargıya varılır
Unutulmasın daha önce verdik
Olmaz demeye asla gelmedik
Sohbeti olmaz ile bitirmedik
Nasıl? denir
Sohbet olmayan güne yer verilmez
Yumuşak olmayan toprağa
Tohum serpilmez dedik
Yanımızda olana verdik

YAHYA der ki;
Söz alsın
Gününü yolunda bilsin
Adına denk gelsin
ALİ misali
Gayretin O’ndan olduğuna inansın
Yarış yolda olmaz
Yarışan dilediği yerde bulmaz
Oldu olmadı diyen
Adını doğuştan alan
Doğuştan almayan var mı?’ denir
Elbet olmaz.
Ne var ki bedene uymaz
Çözeyim dersen, önce düşün
Adına denk olanla
Yan yana geldim
Sözümü YAHYA EFENDİ’den aldım de
İlle deva der, adını sorar
 



Cumayı denk dersin
Dengi günden sorarsın
Aşılacak duvar
Kula korku vermez
Aşmadım deme, aşacaksın
Ayrandan güğüm dolusu bulalım
Her dileyene sunalım

Söz bende olsa
Gerçekten adını verse diyene
Gönül dolusu selam dedi
YESEVİ geldi, selamladı
(T’nin Ulusu)
Adından sevgi bulan
Adında yoruma duran
Seni bilmezse
Beni bulsun dedi
Al aldığınca ulundan
Esirgeme sakın kulundan

Kundak sargısı açıldı
Gönül sorgusu geçildi
Dilediğin yönde seçildi
Sorguya verildi
Er kulun hatun ulusu olur mu?
Olur dedik, MERYEM’i verdik

(Resim verilir: MERYEM ve kundakta İSA)

Sahrayı geçtikte
Dağları aştıkta
Hem düzü, hem sözü bilirsin
Yozu görsen de silersin
Vergiyi bildikte
Aşkı ile erirsin
Daha önce verdim
Anıldığı gibi
İSA anası MERYEM dedim

Olmak güç mü? diyene sözüm;
Bilirsen olursun
Ne var ki kolayı bulmak güç
Aşılacak duvarlar
Geçilecek yarlar senindir
Geçecek kulun gönlü serindir
Nasıl geçerim demez
Yola çıkar sormaz
Zorlu deyip durmaz, gider gider..
Elbet giden varır
Allah’ım her yönde korur
Sudan gelene sorsan
Boğulan bolluktan mı?
Damladan boğulanı görmedin mi? der
Damla da deryanındır
Biri dolgudan boğar, biri tıkar
Eşikten geçtik

YESEVİ der ki:
Dostu dosta sorma
Seni de dost der çağırır
Dost diye her kuluna bağırır
O yolda olasın
Dost ile bulasın
Açığa çıkana söz edilmez
Çıkılan yoldan dönülmez

ÇELEBİ der ki;
Yer yerinde
Gül gönlünde oldukça
Kainat boş kalmaz
Seni de boş koymaz

ALİ der ki;
Bulutun renginden kaygu alma
Yağmurun şeklinden ölçüde kalma

YAHYA der ki;
Otun olduğu yerde atı bağlarsan
Sevgide hataya düşmezsin

AYİŞE der ki;
Umduğun, bulduğun olacak
Yol kısa gelecek
Dilenen, sorulandır
Sorulan, görülendir

Deniz aşmağa
Günler geçmeğe mecburdur
Nasıl denir?
Deniz aşar mı? Elbet.
Her an gider
Her an döner. YM.
Gitmese nasıl yağmur yağar.
Sözü TURGUT’tan aldık
(TURGUT REİS)
Semaya daldık
Seyrine kaldık.YM.

Çama ağaç denilir,
Güneşten korunulur
Aldım denen yolda
Vergiye varılır
Aldığını dedi
EYÜP PEYGAMBER verdi
Sergide her olayı gördü
Silsinler dedi

Sudan geldik
Su olacağız
Suya döneceğiz
Bilenle bilmeyen
Sözünden arınacağız
Daha önce verdik
Su ne olursa olsun
Nerde kalırsa kalsın
Dönüşü bulacaktır
Deryaya varacaktır
Şüphe kulun cehennemi
İman cenneti olacaktır

ALLAH' ıma emanet olunuz
Cümle şüpheleri siliniz
O’ndan gelen hayırdır uyunuz


ALLAH' a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah