|
MEVLÂNA’yım ben!
Yenmedik aştan,
Dönmedik baştan
Söz edilmez
Sahrada gölgeden
Şikayetçi olunmaz
Görmedik denende
Görgünün sözüne uyulmaz
Ağaç olduk meyve verdik
Meyveyi kulunda gördük
Ağaç elbet meyveyi kendine ayırmaz
Özel kuluna kayırmaz
Alana, toplayana, dağıtana açıktır
Güneş yerini değil yönünü gösterir
Yerini göreyim dese kulu orada erir
Şerrinden korktuğun her olayda
Sığındığın Allah' ımdır
Demek ki;
Şer bildiğin senindir
Uğurun sayıldığı her olayda
Selamet görülür
Neden?
Gönlüne öyle koyduğundan
Gerçek her gördüğündür
EBUBEKİR der ki;
Aç olanın midesini
Tok olana sorma
Tokun yanında helva karma
Aç huzuru toklukta bilir
Tok huzuru çoklukta arar
Kör sağıra acır
Sağır topala
Güzelin görüntüsü oradadır
Çünkü her bilinen Yar’dadır
Çiçek çiçekten almaz
Çünkü elele vermez
Emaneti arıya verir
Arıyı aracı görür
Gerçek olayın oluşudur
Gemiyi kaptanın bilişidir
Gördüm bilmeden
Bildim uymadan dedim
Olmaz duymadan
Duyayım bildiğime uyayım
Selamın aldık
Gönülden bir olduk dedi
EBUBEKİR sözü bağladı
|
Ölçü unda
Ölçü kumda
Asla aranmasın kulda
Çünkü her bilinen O’nda
Olumsuz değiliz
Olduk, günümüzü bulduk
Erelim derseniz, hani ya?
Güneşe döndük
Gece oldu söndük
(Resim verilir: RABİA HATUN)
Geminin direğinde
Kulunun yüreğinde
Gönlünün verdiğinde ne buldun?
Yürüdün nerde oldun?
Çevreyi sarandan mı? dendi
Güzelin verdiğinde
RABİA’nın gördüğü
Gördüğünce uyduğu bilinir
Kucak dolusu selam ile gelir
Alalım birlikte
Olalım dirlikte
Silelim yoklukta
Bulalım çoklukta
Değişen, değişenden değil
Oluşandan bilelim der yürür.YM
Alayım mı? diyenin
Sohbete uyanındır
Karşınızda olanın
ALLAH' a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|