|
MEVLÂNA’yım ben!
Yolumuzun oluşun değil
Arayanın buluşudur
Bulan ile bulmayan bir mi? derseniz
Yol bir değil
Vardığı yer birdir
Kulunun sözünden değil
Özünden alırız
Ne derse desin
İsterse inkar etsin
Yolunun sonu O’nadır
İnkar ettiği bedendir, öz değil
Özün inkarı asla olamaz
Niyaz;
Gönlün beden verdiğine değil
Hakk’ın gönle verdiğine edilir
Olmayanı niyaz ile olduramazsın
Sadece buldurursun
Olmayana eyvallah dedirirsin
Güçlüğü yenemeyen
Hiçliği bilemeyendir
Hiçliği bilemeyen
Yazıya uyamayandır
Ne denirse densin
Her söz bal ile yoğrulsun
Acı da olsa ekşi de gelse
Balın tadında kaybolur
Kulun gönlüne kalbolur
Serhat gidene söz vermez
Neden? dersen
Başına uyduğundan
Sonunu bulduğundan
Doğuşun sözü
Ölüşün günü bilinir
Dönüşün, ne sonu ne başı vardır
Göz görenin derseniz
Görmeyene sorarsınız
Görgüsü ne yoldadır?
Ayağı ne yöndedir?
Yeniyi eski ile ölçen
Araya fark koyandır
Ne var ki
Eski yeninin başıdır
Candan alırsan
Canan’dan bilirsen
Yolunda ölürüm deme
Olumsuzluk, olanağın yapısı değildir
Daha önce dedim
Bilirsen seversin
Seversen sevilirsin
Sevgi beşiktir
Bilmek, sevmek beşiğin ayakları
Bilmezsen, sevmezsen
Beşiği nereye koyarsın?
Sorumuz nerde başlar? nerde biter? dendi
Miğferi giyenin niyeti ne yoladır?
Elbet savaşa
Savaşa gidenin sorusu
Savaştıkları kadardır
Barışa gidenin sorusu
Yerini bulduğu ana kadar
Barışı kurduğu ana kadar
Az değil ,çok değil
Koyunun yürüdüğü
Çobanın güttüğü kadardır
Zararı var mı?
Elbet yok
Neden?
Çünkü; verilenden fazlasını aramadığından
Oyuk ağaç gölgesine oturdu isen
Sesini aldın mı?
Boş olanı verdiğini bildin mi?
Oyuk gövde ile dahi
Yaprağını beslediğini gördün mü?
|
Gazel yerde, söz sende
Niyet cümlede olsun
Cümlenin sözü bizde kalsın
Aza söz edilmesin
Çoğu verenden
Sorguya düşülmesin
İnemeyen dardan
Çıkamayan boldan gelmez
Kahır denirse
Soyludan sorulmaz
Soylu kim? dendi
Suyuna yol arayan
Aradım buldum diyen
Deyişte soyluluğu bilene
Öğüt versen
Alalım halimizi bilelim
Hak yolunu bulalım denende
Aldım,oldum,bildim dedi
YUNUS’um geldi:
Öğüdü vereyim, üç kelime dereyim
Al, ol, bil
Bilmeden alınır mı?
Almadan olunur mu?
YUNUS’um ters söyledi dersiniz
Almadan olamazsın
Olmadan bilemezsin
Bilsen de bildim diyemezsin
Çünkü bildikçe bilgisizliğini görürsün
Çareyi söylesen
Bizleri derlesen denir
Gerçek bilindiği anda
Bilinmeyene kapı açılır
Çünkü;
Her bilenin arkasından
bilinmeyen gelir
Öylece yürür yürür
Olmuyorsa bilinmiyor
Bilinmiyorsa bulunmuyor
Bulunmayan kapı zorlanmaz
Ayağına toz alma
Ağacın gölgesinde bekle
Bildiğine öğrendiğini ekle
Gerçek aranır mı? dersen
Gerçek inandığındır
Her kulun inandığı
Kendi ölçüsünde
Gerçek yerini bulur
Koşuya çıkan atın eğerine iğne koyarsan
At gerçeğe değil senin inandığına gider mi?
Asla ;
Sadece olduğu yörede döner
Mevlâna'yım!..
Ağız sadece gelene değil
Gidene de kapıdır
Beden hem gelene
Hem gidene yapıdır
Görgüyü açalım
Yedekten kaçalım
Olumsuz niyet etmeyelim
Verimsiz sürü gütmeyelim
ALLAH’ıma emanet olunuz
Cümle ile bulunuz
Eli elde biliniz
Dili bal ile veriniz
Dil nasıl verilir derseniz
Sözü bal ile karınız
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|