|
MEVLÂNA’yım ben!
Gelmiş geçmiş cümlemiz
Sözü
bilen, özü gören cümlenize
Selam ile geldik
Görgüde, sergide
yerinde olanı
Umulandan dedik
Gayrette sen varsan
Hürmette
ayrı olma
Seyrine uzak kalma
Dönmek, yerini bilmek değil
Özüne gelmektir
Olumunu bilene söz gelmez diyen
Söz
edenden olmasın
Doğuşta hata olmaz
Kendini bilen, asla söz
etmez
Değirmen döne döne oluşturur
Denizde suyu buluşturur
Her güzel birbirine yakıştırır
Duyan gelsin diyene de ki:
Uyan gelsin
Gönlünü soyan gelsin
Seyrini semaya uyduran gelsin
Dost yerini bilendir
Dost
kulunu sevendir
Dost ayıbını örtendir
Dost eksiğini
tamamlayandır
Benden değil ki deme
Sen, sende olanın
Senin mülkündür diyebilir misin?
Doyan bilir aşın tadını
Doğan bilir güneşin yakışını
Seven bilir Yaratanın
yakınlığını
Güzel, güzel amma
Bende değil dersen
İnkarcı
olursun
Tozlu yolda gide gide bulursun
Yaprağın dizisine
Ağacın
kozasına el attım
Gönlümün şarkısına
Söz attım dedi
YUNUS'um
söze girdi:
Düz
yolda gönül verdim
Düz dalda ömür gördüm
Sevenden sözü aldım
Konuya öyle daldım
Kader öyledir dedim
Ölesiye ördüm
Yerde sergiyi buldum
Ay güneşle
batar mı?
Birbirini tutar mı?
Gönül, dostu satar mı?
Gel Gül'e
gidelim
Gel seveni sevmeyeni güdelim
Doydum yeter diyeni
Ömür boyu saralım
Diyelim;
Doyum olmaz
Gün gün aldığın
Yarına
kalmaz
Sevenin gönlünde gülleri
Asla solmaz
Her sahifeyi
açtıkta
Her güzeli seçtikte
Birsin Allah diyelim
Birliğine yanalım
Sende bende demeden
Duyalım doyalım
Her gün
Yeni baştan alalım dedi
YUNUS'um yürüdü
Kahreden demde
Söz gelişir, duman oluşur
Diyelim ki;
Gölgede kalamayız
Yorumda bulamayız
Kahır gölge vermesin
Geçici olur bilinsin
Dağda odun sayarsan
Sesi alır uyarsan
Unutma kendinde
bulduğundur
Açık yolda alanın
Açık sözü verenin
Her sayfaya
Nokta koyduğu görülür
|
Destede elim
vardır
Güftede dilim vardır
Görmeğe gözüm vardır dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:
Yapıya gireyim de
Kapıyı öreyim de
Cümleyi göreyim de
Dilersem alırım
Dilersem kalırım
Demedim; Dünya vermez
Demedim; Bilen örmez
Veren görendir
Veren sevendir
Elbet
kaderine gülendir
Kahrını bilendir
Gül diye kaygunu
silendir
Gel elini tutalım
Güzel güne bakalım dedi
KAYGUSUZ yürüdü
Aşamam
dediği gün
ABDAL'a güldüler
Gördüler ki,
Bilenler ölmeden
öldüler
Bağış senden olaydı
ABDAL yolda kalaydı
Kim bilir
kim görürdü?
Yoluna kim yürürdü?
Yaydan çıkan ok misali
Vardığını kim görürdü?
ABDAL adım anılır
Yuyan
diye söylenir
El el ile bağlanır
Gönül aşkla dağlanır
Kör
kuyu veresiye
Sesini alasıya
Yuğdum geldim diyenin
Sözünü
kırasıya
Gel gelincik tarlasına
Gör örümcek ağını
Sev üzümün
bağını
Sev gözümün dağını
Alsam dedim sözünü
Destan
desem özünü
Kim anar kim yanardı?
Kim görmeden kanardı?
Gördüm,
bildim
Geldim, döndüm dedi
ABDAL yürüdü
Dayanmak senden
olsun
Demde yollar buluşsun
Yorgun geldim diyenin
Hak'tan
şifası olsun
Andığımız Yüce'dir
Gönüller dolusu
ALLAH'ıma
emanet olunuz
Selamın verildiği yerde
Hak adını anınız
(Gelincik tarlasından murat nedir?)
Yumuşak halde
Niyazlı yolda
Gönülden anılan
Birliğe
inanılan
Anacağı günde
Yandığı bilinen topluluk
(Bu topluluk, gelmişte
mi, hal de mi, gelecekte mi?)
Gelincik her mevsim değil
Baharın oluştuğu
Her bahar geliştiği
bilinen birliktir
Her bahar yeniden gelişir
Daha büyük tarlalarda oluşur
Tarlaları birbirine bağlaştırır
Çiçek için sınıf yoktur
Elden gelmezse
El toprağı ellemezse,
büyür büyür...
ALLAH'ıma emanet olunuz
ALLAH'a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah
|