27 HAZİRAN 1980


(Berat Kandili)

MEVLÂNA’yım ben!


Kucak dolusu sevgi oluşur
Her yol diyen
Yuvada buluşur
Gözledik geleni
Özledik seveni
Gelsin dedik duyanı
Alsın dedik bileni
Cümlenize selam olsun
Niyaza her kulu doysun
Aşk ile dolsun

Ezik kökten alamazsın
Eğri daldan bulamazsın
Örtülü yolu göremezsin
Ağacımız ezilmez
Dalımız eğrilmez
Yolumuz kim ne derse desin
Örtülmez

Kavak olsa uzayacak
Çınar olsa açılacak
Selvi olsa seçilecek dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Buluta girerse ay
Okta açılırsa yay
Geldik bildik vereceğiz
Sanmayın hep güneşi göreceğiz
Rahmet dilersen Hak’tan
Buluta razısın çoktan
Yaprak toprak yıkanır
Tozu isi saklanır

Dokuduk ince bezi
Dedik; Hak’tandır yazı
Olsa olmasa tozu
Güzeldir, güzele layık dedi
YUNUS’um sözü
BEKTAŞ’a verdi:

Hancı yolcuya bakar
Yolcuyu hoşça tutar
Tezgaha nasip katar
Gel gelmeyi dilersen
Söyle vermeyi istersen dedi
BEKTAŞ yürüdü

Her salkım dalda olur
Tadını balda bulur
Toprak verir
Güneşte erir
Dost kapısı cümleye açılır
Söz alsam güne versem
Sorana desem;
Aydın gönül gözden alır
Her soran birde kalır dedi
MERYEM söze girdi:

Çoban gördüm arayan
Çiftçi gördüm tarayan
Ne çoban ne yaban alışamaz
Bilmeyen çalışamaz
Düz etsen ovaları
Hak ettin davarları
Elden aldın sözü
Dolaştırıp uzağa aktardın
Günü gelişir
Sadece bilen alışır dedi


(Soru: Bana mı söylüyor acaba?)

Duvarın ötesini günde örttü
Eyvallah

Soymaya değil
Saymaya çalışalım
Günün doğuşunda
Görmeye alışalım
Senindir sana gelir
Yoruma dönüşür dedi, yürüdü

Denizin sakladığı
Bilene verir ayırana değil
Gözden uzak kalmasın
Çölde ağaç aranmasın
Gözcü gelse alamaz
Hak demeyen bulamaz
Ayna gelse eline
Saçının her teline
Nokta var diyemezsin
Sen elekte eleyemezsin

Sofra açık tuz ister
Meyve oldu yaz ister
Eren geldi söz ister
Söz senindir diyelim
Gelene sözü bağlayalım:

Ayran veren anılsa
Gelen geçen yanılsa
Yolu veren kimdendir?
Gönderilen nerdendir?
Açılan gözde değil
Seçilen sözde eğil
Dar gelirse fistanın
Söz verirse destanın
Alacağını bağışla dedi
AYRAN VEREN yolda kalanlara
Yardımcı oldu

Altın elde kalsaydı
Koza ipi sarsaydı diyene de ki;
Ne altın elde kalır
Ne koza ipekten başka verir
Her arayan yol bulur
Dayanırsa Allah’a
Her dileyen söz alır
İnanırsa duaya
 



Yapı bizim
Kapı sizlerin olsun
Ayrıya asla söz verilmesin
Gelen dilediği halde bulsun
Gelen nasibim desin gülsün


Atı bağlarsan ipe
Dalda bakarsan çöpe
Yuva bizden diyemezsin
Aradığını bulamazsın

Dolu dünya yeri yok
Dağ başında karı yok denilmesin
Her zerreye bir dünya vardır
Her zerrede bir dünya vardır
Dar gelmez
Kimse yersiz kalmaz
Dün nasıl geldiyse ADEM
Günde yerini doldurana
Sazını çaldırana
Benden ona yol açtın
Benimle kulunu seçtin der
Her günde sözünü eder
Değişen değil
Gelişen vardır
Oluşan biliştir
Verileni buluşturur
Ademler gelir gider
Her adem ömrünü güder
Bilen bildiğine
Bilmeyen aradığına koşar
Bin desem
Kaçanı kovalama diyeceksiniz dedi
ADEM söze dönen ile girdi:

Binde dönüşen
Binde oluşan
Günde sanılmasın
Sayfada buluşandır
ADEM de söze geldi
Ömründe nasıl güldü? denilir
Göller suyun vermese
ADEM yüzün görmese
Yaşadığını bilmezdi
Bilse idi ölmezdi
Ne demek dendi
ADEM’den kalan nedir?
Duman mı, saman mı, derman mı?
Sadece adına gelir
Dünyada birliğe temsilci olur dedi
Masaldan verilene değil
Hakim denilene uyulsun dedi
ADEM öylece anılmasını istedi
Selamda toprağı bildi
Uykuda gökyüzüne güldü
Cümlenizi selamladı yürüdü


(SORU: Efendim öyleyse kıyamet birden fazla mı kopmuştur?)

 Niyazınız ADEM’e dahi yönelsin

Akmayan çeşme
Kulu çağırmaz
Akmayan çeşmenin
Önünde kulu eğilmez
Akana gelenden
Allah’ım razı olsun
Dayandığımız halde
Bulunduğumuz yolda
Dilediğimiz güldedir dedi
ALİ geldi:

Açık sofra gelene
Her lokmayı sevene
Nasip cümlenin diyene geldik
Selamını (HZ. MUHAMMED’in) getirdik
Saydık sayfalar bizim
Saydık sayfalar sözün
Dedik; Hak’tandır yazın
Affına sığındık
Görgünde buluşalım dedik
Niyaza durduk
Her sayfamız açılsın
Affında dileklerimiz seçilsin Allah’ım
Geldik huzur ile bulduk
Günahlarımızdan sıyrılalım
Aşacağımız yolda
Koşacağımız halde buluşalım
Her sayfada
Günahlarımızdan arınalım
Gölgende barınalım dedi
Selamını getirene
Sözü verdiğini bildirdi

Akana baktık gelişir diye
Değirmen, buğday verirsen çalışır diye
Nasibimiz gürdür
Gönüllerimiz hürdür
Aşamadığımız değil
Taşamadığımız gerçeği buldurur
Allah’ıma emanet olunuz dedi
Özden gözden arınmanız için
Niyaza durdu
ALİ selama, selam ile döndü yürüdü

Gerçek güne dönersen
Gerçek yönde yanarsan
Ben bendeyim
Yönden aldım
Ben O’ndayım
Özden buldum dersin
Gönlünce yerini bildiğin halde dönersin


Allah’ıma emanet olunuz
 
Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

17haziran1980

SOHBETLER

01temmuz1980