25 ARALIK 1981


MEVLÂNA’yım ben!

Konuk geldik dünyaya
Tahtı kurduk Konya’ya
Aldık verdik gözü açtık
Bildiğimizi kainata serdik
Taht dedikte
Gönül tahtına isim verdik
Her ağacın gölgesine
Postu serdik
Her olan varlığa dolan
Kulunu sardık
Yaprak olsak
Gölgeyi versek dediler
Her mevsimde
Soluğa geldiler

Kapı kapı dolaştım
Taşlı topraklı yol aştım
Dilenen hale öyle ulaştım
Balık elde duramaz
Balıkçı dosttan ayrı kalamaz dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Daldım gölün dibine
Dedim;
Kulun kalbine aşk odunu yakasın
Cümlesine öylece bakasın
Attım elden odunu
Çektim kuldan sorgumu
Gelsem gelmesem dedi
Sorguya sergi kurdu
Benden senden bilelim
Bizim dedikte bulalım

El açık ise
Kapı ararsın
Gönül açık ise
Dostu sorarsın
Önce her olayı tararsın
Günler vermezse
Aylara dönersin
Aylar yetmezse
Yıllarla kanarsın


(Yıllar da yetmezse ne olacak o zaman?)

Gönül yapısına
Aşık kapısına bakar
Her kulu aradığı yönde
Dilediği çiçeği yakasına takar
Ayların yılların yettirmediğini
Sonsuzluk getirir dedi
YUNUS’um sözü
KAYGUSUZ’a verdi:

Toprak ekilesiye
Ekin biçilesiye
Kul kul ile ölçülesiye değerlendirilir
Kulun gözünde;
Ekilmeyecek toprak taranmaz
Ekilmeyen ekin biçilmez
Değersiz olan toprak mıdır ekilmedi diye?

Her kulu birdir, birliği bilirse
Her kulu erdir, körlüğü silerse
Anda erliği bulursun
O’nun ile O’nda kalırsın
Yeter ki kulu kul ile ölçme
Kendini uymayan fistan ile biçme
Toprağı çamur gördü isen
İçinden geçme
Ne var ki
Dönüp çamur diye tükürme
O da senden
Sen de ondan
Kuluna ettiğin her söz
Senin özündür
Göçtüğün günde
Elinde kozundur dedi
KAYGUSUZ salına salına yürüdü

Meleklerin varlığı
Kulda siler darlığı
Dileyelim açsınlar perdeyi
Silelim körlüğü
Elin kadar yakın
Dilin kadar uzaktır dedi
OMAR sözü aldı:

Her taht cümlenin bahtını gizler
Her kul kendini hali ile besler
Bilen bilmeyen
Olmayan kayguyu gözler
Olmayan kaygu nedir? denildi
Allah’ım her kuluna
Gözlediği defterini verir
Ne var ki kul
Özlediğini diler
Kaygu böylece başlar


(Bu nefisten midir?)
Eyvallah


(Bu kaygu “o gün” adlı kaygu mu?)

Komşu komşusu ile hemhal ise
Her komşu mahallesi ile hemhal ise
Her mahalle obası ile hemhal ise
Kaygu cümlesi arasında paylaşılır
Ufalır ufalır kaybolur dedi
Getirdiği selamları
Cümlenize iletti Yemen’den
 

 

Altın tastan su içmezsek
Toprak tastan içeriz suyumuzu
Tadı değil adı değişir dediler
Sizleri de elde olan ile
Su içmeye çağırdılar


(Yemen'dekiler mi?)
Eyvallah

Elde olan nedir? denildi
Önemli olan kabın değeri değil
Akan suyun geliridir
Açan çiçek solmayacak
İçen kulu kalmayacak
Az gelse, daha dense
Dolan bardak boşalmayacak dediler
Cümlenize akışı müjdelediler dedi
OMAR selamladı yürüdü

Olduk, yolumuz bulduk
Bildik halimiz dedik
Gördük Rabbimize sığındık
Selamına yokluğu sildik
Konuk gelene sözüm
Kum yolunu aşarız
Kulu ile koşarız
Emirlerini aldık
Rabbimiz ile
Aşılamaz denilen
Dağları geçeriz
Emrine uymazsak
Elbet şaşarız
Düz yolda düşeriz
Alacağım vereceğim
Ne demek? denildi
Geçici gelmedik
Hiçbir kulun sorusunu silmedik
Kulu kulu ile bölmedik
Aldığımız sizlerde gördüğümüzdür
Verdiğimiz Hak’tan gelen emirlerdir
Oyun değil dedik
Daha önce verdik
Bilmece olanı sildik
Yazı ile gelene
Selamını getirdik
Gölgeyi sildiği gün
Kapıya geldiği gün

Hak kapısına geldiği gün
Ona selamı verdik
KAYGUSUZ ABDAL dedik


Çöpten ayır üzümü
Gölden sıyır gözünü
Hak’tan verdim sözümü
Cümle ile özünü

Emanet Allah’ıma dedim
Er kulunu selamladım dedi
HACI BEKTAŞ söze geldi:

Bağladığım düğümde
Hakk’ın muradı vardır
Kulu sözünü alsa
Kaldırması zordur


Bu gün yarın demeden
Hak muradın göreceksin
Şükür Allah’ım diyeceksin
Yetmezse dersen
Ağır yükü alacaksın
Yetmezse demeyelim
Az bulduk özden olduk
Kal dediği yerde kaldık

Onur O’ndan gelenden değil
O’nun ile olandan bilinmelidir
Onurlanmak kulluğun şanıdır
Kulu olduğun halde
Şeytanındır verdiği ile
Dolduğun halde
Olacaksın, dolmayacaksın
Geleceksin kalmayacaksın
Seveceksin
Tekliğe cümle ile döneceksin
Kainat ile bilişeceksin
Öylece kulluk onuru ile
Toprakta kendine taht kuracaksın


(Ana kayıttan almak için mi?)

Gelenlere onur belgeni bırakmak için
Senden sonra gelene elbet dedi
BEKTAŞ yürüdü

Adım adım yürüdük
Her rengine büründük
Aşkı ile sarındık
Cümlenize selam olsun
Sevgilerimiz sizlerde
Sizlerle cümlede kalsın


Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah

18aralık1981

SOHBETLER

tarihsiz1982