|
MEVLÂNA’yım ben!
Küçük büyük her kulu
Bilecektir dilenen yolu
Geldik sizleri gördük
Dilediğiniz kadar verdik
Cümlenize selam olsun
Dilediniz aldınız
Elbet sizde kalmayacak
Gözde dengini bulan
Yaprakta ahengini gösterecektir
Evimiz dediğimiz
Dünyayı konut diye
Bildirdiğimiz yerdesiniz
Gölde balık avlayan
Çölde deve göçüren
Yolunu bulur dedi
HAMZA DOST söze geldi:
El altına somun ver
Ağaç altına kilim ser
Meyvesini alacaksın
Yaprağını bileceksin
Unutulmasın;
Ağacı, doğayı güzel gösteren yapraktır
Rengi ahengi ile
Meyveye verdiği gücü ile
Görevini sessiz yapar
Dökülüşte dahi
Köküne hizmettedir
Köküne hizmet
Rabbine hizmettir
Kökten maksat
Sen ben değil
Sana banadır
Kaderini yazanadır
Gönülden geldim size
Dedim; Yoğun çalışanlar
Gerçekte buluşanlar
Elbet riyaya atar
Hakikatte güzeli seçer dedi
HAMZA DOST yürüdü
Sefer vakti geldiyse
Seherde buluşalım
Birbirimiz için çalışalım
Resulünün hali ile oluşalım dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Günümüz açığadır
Durmayalım geçelim
Bilelim ki durgun suda
Yosun ile böcek beslenir
Akan suda taş toprak yıkanır
Deryaya ne gelse paklanır
Asla sözümüzü saklamadık dedi
YUNUS’um selamladı
(Elde somun nedir?)
Nasip
Sözümüz Hak’tan bizim
Cümleyi gördü (O)
Cümle de gördü (O’nu)
Aldığınız kadar verdi dedi
ALİ sözü aldı:
Sözümüz yenilenir
Allah’ım razı olsun
Hak adına talip olanlar
Kendini tekrar Hak’ka yöneltsin
Desin ki;
Yolunda göreve talip oldum
Sana sığındım
Dar gelse de fistanım
Dilenen gibi olmasa da destanım
Senden gelene hazırım
Gönlünüzde asla şüphe kalmamalı
Kimse yapabilir miyim diye
Kaygu duymamalı
Zorda kalmak dilemem
Kendi kendimi elemem
Deniliyor ise
Affını dilesin (O’nun)
Dört yıl, dört ay, dört gün bekledik
Ya Allah diyelim bir ağızdan
Göreve adımımızı atalım
Konuya girelim diyene sözüm
Konunun içindeyiz
Soyunduk dost kapısında
Önce birden sonra bire verelim
Gölgeyi kendi aramızda silelim
Görevin güzeli kendinde vermektir
Geleni değil arayanı bulmaktır
Sosyal düzeni
Kendi aranızda kurunuz
Her görevli kesin
Ailesi içinde
Komşuları ile çevresine
Konuk misali değil
Konut misali yardımcı olsun
Maddesi olan kolay der
Hiçbir kulu
Sevgisiz maddeye talip değildir
Sevgimizi dağıtalım
Gaye yazılanı okumak değil
Yazılanı dokumaktır
Dokuma fabrikasındayız
Dokuyucuyuz deyin
Genişleyiniz dediğimiz
Topluluğumuzun genişlemesi
Odayı doldurması değildir
Çevreye daha geniş çevreye açılmasıdır
Yuvanın methine değil
Kaynaktan gelenin fethine çalışınız
Her birinizin genişliğe açılması
Dar geçitte olanların
Sizlerin yardımı ile yolu aşmasıdır
Olumsuzluk asla yolunuza gelmez
Denildiği gibi;
Uyumsuz komşuya söz edemem
Göz atamam demeyin
Denetleyen görevliler
Genişliği görecekler
Allah’ım şükür diyecekler
(Bana mı söyledikleriniz?)
Her görevli kendine alsın
Dost kulun hizmetinde
Kul dostun kuvvetinde
Resulüne uyduk
Hali ile gördük
O’ndan aldık
O’na döneceğiz deyiniz
Resulü ile hemhal olunuz
Biliniz ki (Resulünün) ahlakı
En güzelden güzeldi
Biliniz ki (Resulünün) sohbeti
Dinleyene misaldi
|
Gök açılır yerde çiçekler söyleşir
Kuşlar bekleşir
Öyle ise kulu görevden niye kaçışır?
Kuştan böcekten güçsüz müyüz?
Almak, kulunu vermekle yükümlü hale getirir
Almaktan maksat
Kulluk görevini öğrenmektir
Öğrendiğimizi defterden okuyarak değil
Halimiz ile verdik
Aldınız vereceksiniz
(Hal ehli olmak mı?)
Günün başladığı bilinir
Cümleniz önce birbiriniz ile olan
bağlantısını
Yeniden gözden geçirsin
Aranızda nasıl genişleyebiliriz diye
Program yapılsın
Yapıyı öylece açacağız
Resulünün eli ile
Dört görevli her an
Hizmetinizde olacak
Temelde çatıyı
Dilediğiniz gibi donatacak
Allah’ım şükür
Görevim kulluğundur diyeceksiniz dedi
ALİ
Resulünün selamı ile sizleri sıvadı, yürüdü
(Altı görevlinin Yüce Alem’den altı yardımcısı olduğunu söylemiştiniz
Bizim
yardımcılarımız da Yüce Alem’den dört kişi mi yoksa dört er mi?)
Elbet dört er
Demde zordur işimiz
Kırılırsa dişimiz
Bozulursa düşümüz demeyin
Bağdaki üzüme tadını veren
Güneşi düşününüz dedi
YUNUS’um yeniden söze geldi:
Sorunuz açık gelsin
(Sorunlarımız ne olacak?)
Soğuk mu, sıcaktan mı?
Yağmur mu, çamurdan mı sorun gelir?
Kendinde bulan kulu
Sorunları gene kendinde çözer
Sorun dediği her satırın altını çizer
Günü geldikte
Beraber okuruz
Etekte toprak varsa
Beraber silkeriz
Kayguya düşmeyin
Beraber çizer
Beraber çözeriz
Elele oldukça
Diz yere vurdukça
Kulu kula zor tutmayız
Ne var ki
Olacak mı, gelecek mi diye
Asla zar tutmayız dedi
YUNUS’um yürüdü
Mevlâna’yım!..
Kaşığı ele alalım
Kaşığı olmayana verelim
Hizmetimizin himmeti
Gönüllerinizde olur ziyneti
ALİ’nin sözüne
Çatıya kadar donatınız dediğine
Gönül koyana sözüm var dedi
Bizim ile iletti:
Donatmaktan maksat
Ne eşya, ne aş, ne taş
Sadece yol için arkadaş
Arkadaş olmak için
Sevgi bilgi görgü
Mana binası
Mana ile donatılır
Birbirine benzemeyen kulları
Sadece “O vardır
O’nun adı anılır” diye
Tekte buluşur
Demek ki kulunun huyu
O’ndandır aşkına düşerse
O’na O’nun ile olduk mu
Huyuna değil suyuna geliriz
Aynı suda yıkanır
Aynı çatıda barınırız
Allah’ıma emanet olunuz
Programı yapıp
Yönetime getiriniz
Allah’a ısmarladık
Allah’ım yardımcınız olsun
(Program nasıl yapılacak, programa neler koymamız gerekli?)
Daha önce verdik;
Önce aranızda
Seni beni silerek
O’ndan O’na diyerek başlayınız
Yuvanızda (evinizde)
Asla uyumsuzluk olmasın
Eş eşine desin ki;
Soyunduk Hak rahmetine
Giyindik görevin zahmetine
Allah’ımın emridir;
Kadın sesini erkek nefesini
Eşinin hizmetinden ayıramaz
Ses nedir, nefes nedir denildi
Sesini yüksekten alan kadın
Yuvanın temelini sarsandır
Nefesini sayıda tutan erkek
Yuvanın bakımından uzak durandır
Yuvaya kadın sesi ile güzellik verir
Karga ile bülbül misali
Nefesini işinde kullanan erkek
Kendini yuvasında huzurda bulur
Önce yuvada
Sonra komşuda
Mahallede, çevrede
Almayı dilediniz verdik
Gayret sizlerde dedik
Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah |