|
Soru: 28/9/1981 tarihli tebliğde geçen 'Almayı denediğiniz günden
değerlendirmeye geçiniz' cümlesi ile 'Güne kadar gelişeni gözden geçiriniz,
gerekli olan nedir düşününüz' cümlesinin biraz daha açıklanmasını lütfeder
misini?
MEVLÂNA’yım ben!
Meydana gelenlere
Selam olsun
Konuyu bilenlere
Selam iletilsin
Kuşun kanadı ile vardığı
Çiçeğin tozu ile gördüğü
Her yapıdan
Kendine yön arasın
Geldim bülbül sesine
Dedim:
Ver nefesine
Uyma sakın nefsine
Cefa etme kafesine dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Aldım geldim severek
Kader dedim gülerek
Kahrı benliğimden silerek
Olmuşa uydum
Uyana sevindim
Yandım ateşine
Durdum güneşine
Olacak denilen
Seferde bulunan her kuluna
Selam olsun
Yerden aldığım dalı
Toprakta yaprak versin dedi
YUNUS’um yürüdü
Altın yazı yazacak
Kaydı yazandan okuyacak dedi
ALİ sözü aldı:
Dalın özü halin sözü
Kulun gözü birdedir
Birde kalacak
Her görevli kendini
Savunan değil
Savunulan olduğunda
Konuyu açık aldığını bilecek
Dövüşe değil
Verişe hazır olalım
Her verilende sırrını
Harf harf aldığımızı bilelim
Eline çevre aldı isen
Bil ki her ilmeği
Bir düğümü çözer
Çevre de kulunun
Ser'ini süsler
Başın sargısı olur
Doğuş gününe geldiniz
Yenide kendinizi buldunuz
Deryada olan
Deryadan çıkandan
Elbet şanslıdır
Aymayı bilmek için
Oltaya gelmek gerektir
Allah’ım oltaya gelmeden buldursun
Güzeli öylece bildirsin deyiniz
Ağacın dalındayım
Gülün halindeyim
Selamına vasıta oldum
Allah’ım şükründeyim dedi
ALİ yapıya gelenleri selamladı
Dörtlere görev olsun
Her biri kalede kalsın
Sözümüz alacaklar dedi, yürüdü
(Bu
gece mi?)
Üç gece sonunda
Kement attım atı tuttum dedi
SARI SALTUK söze girdi:
Kartal yuvası aradım
Yavrusunu kolladım
Ele alamadım
Sözü bilemedim
Yavru geyik ele geldi
Dizi dize vurdu
Anladım ki ulaşılan
Ulaşılamayan varmış
Bilene dünya darmış
Bilmese bileceği karmış
Alacağı vereceğim
Siler ile sevginin
Temelini göreceğim dedi
SARI SALTUK yürüdü
|
Gözüm sevende değil serendedir
Sereni bilendedir
Bildiğine uyandadır
Bildiğimiz nedir? derseniz
Yaratanın yarattığı gibi
Kabul edendir
Kartalı dağın zirvesinde
Geyiği ormanın sergisinde
Görüyor isen
Gördüğün gibi seviyor isen
Allah’ım senden razı olsun derim
Kaygu bilmeyenin
Duyduğun korkudur
YUNUS’um der ki;
Allah’ım gerekmese idi
Kaygu denen duyguyu vermezdi
Eyvallah dedim
Ne var ki
Umutsuzluk derecesindeki kaygu
Kulunun kendinden kendini silmesidir
Olumsuzluğu bedene mal etmesidir
Mevlâna’yım!..
Aldım cümleniz ile niyaza durdum
Vereceğin O’ndan ise
Göreceğin O’ndadır
Her kulunun yapısına gelir
Kul bilirse sıyrılır
Almayı dilediğin gerçek
Elbet açılacak
Kendini kendinden geleni düşün
Oyun gerçeği siler
Meyve vergiyi elde bildirir
Üç sözümüz yolunu bilene geçerlidir;
Ata bindim inemem demeyin
Yolu geçtim sorana gösteremem
Deyip kaçmayın
Dost kapısı değiştirdi iseniz
Gölgede kaldılar diye söz etmeyin
Her oyun oyuncu bekler
Dost kapısı dileyene değil
Dilenene açıktır
Onun için asla söz almaz
Çünkü hataya değil
Sevaba açıktır
Giydiğim fistan benim
Dediğin destan senindir
Sen seni bilirsen
Sen beni sadece görürsün
Gördüğün güzel çirkin diye
Ayrıya düşmedi ise
Sen beni sildik
Sende bende
O’nu bulduk derim
Niyazımı cümleniz ile
Beraber ederim
Allah’ıma emanet olunuz
Her görev alan
Diğer görevli ile yerini görsün
Desin ki;
Zincir olalım
Halkada yerimizi bilelim
Kapak tencereye uygun geldi ise
Kaynayan su taşmaz
Aldığı görevde
Yerini bilen kul şaşmaz
Zincirin her bir halkası
Bütünü tamamlar
Senin benim yerim
Ayrı değildir
Allah’ıma emanet olunuz
Sohbet sofraları kurunuz
Allah’a ısmarladık
(Geçen gün gökyüzünde gördüğümüz
bulutların şekillendirdiği büyük kuş neyi
anlatıyordu?)
Aşamam denilen yolu
Ulaşamam denilen
Mesafeyi gösterir
Aldığı gibi verdiği kadar
Her bulut rahmet getirmez
denirse de
Meydan, her kulunun zahmetini görür
Her kulu rahmetini bulur
Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah |