18 EYLÜL 1981


MEVLÂNA’yım ben!

Gönül her yerde birdir
Gönül her kulda gürdür
Açana kaç demezler
Geçene git demezler
Bilenler ham meyveyi yemezler
Cümlenize selam olsun
Görgüde her kulu birbirini sevsin
Desin ki;
Yolum halim bir olmasa da
Gönlüm kör değildir
Bilmeyen hor değildir

Allah’ımdan dilerim
Yardımcı gelsin
Kendini bulsun deyiniz
Sadece niyaz ile yardımcı olunuz
Kapım cümleye açık diyenin yoluna
Cümlemiz geliriz

Koyda gemi barınsa
Niyet ettiğin yerinse
Geleceğin aynasıdır
Bileceğin oymasıdır
Her gün her gece diyenin
Saydığına değil
Serdiğine bakınız
Açılan her kapının bir yüzü aya
Bir yüzü güneşe bakar
Yerini yoldan soranın kapısı
Hep güneşten alır

Aldım verdim sormadım
Çok bileni yormadım
Yoğurt yedim diyeni
Kuru ekmekten yerim diye kırmadım dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Yazı bizde kazı sözde
YUNUS verir sazda diyene de ki;
Ne yazıda ne kazıda
Ne sazda ne sözde
Gördüğüm hep bizde

Yerden saysam yerinir
Yoldan desem gerinir
Bilse, Hak dedi biz söyledik
Allah deyip soyunur
Gücümüz sudan verir
Kaydımız nurdan gelir
Haccımız kutlu olur dedi
YUNUS’um yürüdü

El elde Hak dilde
Kul yolda oldukça
Kaygu elbet silinir
Gel dedik cümlenize
Gedik açtık gelmenize
Kapı sende diyene
Her kulun gönlündedir
Kapılar açık geldi
ALİ cümlenizi selamladı

Hay dedik geldik size
Allah adıyla başladık söze
Dur diyene de ki;
Durana değil
Gidene ayak atarız
Toprağı almak değil
Dileyene satarız
Para ile pul ile değil
Yolun gittiğine bakarız

Her kulu açık olsun
Açtığı gibi kalsın
Düz ovaya değil
Suyun gidişine katsın

Görev dedik söz ettik
Tohumu toprağa kattık
Geldik biçeceğiz
Taneleri seçeceğiz
MEVLÂNA değil
Elbet Hak’tan gelecek
Sözü Hak’tan verdim
Cümlesi gülecek
Gerçek nerede diyene
Gölgeni güneşten değil
Ateşten sakla derim

Birden onbire
Birden yediye
Birden kırkbire
Birden altıya
Birden dörte
Hazır olunuz gelecek güne
Adınızı tek tek alınız dedi
ALİ yürüdü

Seher vakti anılır
Günler dörde bölünür
Ancak belli vakitte beklenir
Söz birdir, Bir'den gelir
Hak birdir, Bir'den verir
Ne siler ne böler
Ne de kulunu kulundan ayırır
 

 

Kulu O’ndan dönerse
Kulu kendine yanarsa
Kavuşma günü gecikir

(Kendine yanmak nedir?)

Dağlar kadar derdim var
Bilen yok derse
Kendinden gayrıda
Selamet beklerse
Kendi kendine yanmış olur
Derdince derde düşmüş olur
Olumsuzluk;
Dilenenin olmadığı değil
Yazılanın dilenmediğidir


(Ama bahsettiğiniz o ilk tebliğde böyle bir koşul yoktu)

Altın gümüş silinir bilirsen
Soylu soysuz bölünür ararsan
Hak’tan gelen mana madde
Soylu soysuz ayrılmaz
Asla gölgeden vermedik
Kuyu başında durmadık
Gölgemizi suda yıkamadık
Seyrine daldığın her olay
Sana senden geleni verir
Nedir? dendi:
Sen ben O’ndan geldik
O’ndan bileceğiz
Güzelliği sevdik
Hoş gelmeyeni sileceğiz
Diyeceğiz ki;
Hoş gelmediyse
Kendimi bilemediğimden
Güzeli bulamadığımdan
Hak ile her an olamadığımdan
O’nun ile olsam
Sevgisi ile dolsam
Hoş gelmeyen olmaz
Kulu hata bulmaz

Ben bende olanı
Sende ararsam
En büyük hataya düşerim
Çünkü Allah’ım yarattığı hiçbir kulunu
Eşit değil çeşit yarattı
Eşitlik ararsam şirke düşerim
Düşerim de şaşarım


(Sizin tutumunuza aykırı değil mi?)

Eşitlik sadece sevgide olmalı
Saygıda olmalı
Küçüğü büyüğü
Sayarsam seversem
Kulluğumu yapmış olurum

MEVLÂNA’yım niyazım
MERYEM ile beraberdir
MEVLÂNA’yım niyazım
Her biriniz ile beraberdir
Yolum cümleniz ile beraberdir
De ki; Eşit miyiz?
Madde hayır mana da evet
Benim dilediğim
Mana eşitliğidir
Madde çeşidini geçiniz


(Tecelli mana değil midir?)

Niyaz mananın kapısıdır
Niyaz kulunun yapısıdır
Kur’an ile geldik
Kur’an ile göçtük
Her damlanın özünü seçtik
Nasıl? diyene de ki;
Her damla bir candır
Özü ise canandır
Devrini tamamlayan
Gönlünü tanımlayan
Gerçeği açık bulur
Gerçekte her damla olur

Kendine kendin döneceksin
Kendini kendinde bulacaksın
Yerden göğe olacaksın
Ne demek? dendi
Kainatı gönlüne al denilir
Sözümüz odur
Kalemiz buradadır
Kalemimiz eldedir
Gönlümüz Güldedir
Her birimiz haldedir


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah

 

 

 

10eylül1981

SOHBETLER

19eylül1981