|
MEVLÂNA’yım ben!
Koşuya giden bilir
Yoldan vereni görür
Gelene gidene selam derse
Yolu kolay bitirir
Cümlenize selam olsun
Görgüde her kulu
Birbirini selamlasın
Giydiğim fistan ise
Dediğim destan ise
Aldığım verdiğim Yüce’dendir
Gelen gören nicedendir? dedi
YUNUS’um söze girdi:
Taze meyve tadına
Taze öğüt adına gelir
Her kulu birbirinde
Güzel olanı görür
Gönlünde olan verse
Elinde olan saysa
Ne söyleyen alınır
Ne dinleyen yanılır dedi
YUNUS’um
Sözü YAHYA’ya verdi:
Kuma adım atanda
Kula gönül katanda
Yapraktan değil
Topraktan söz verir diye anılır
Gelsem yolun düzüne dedi
YAHYA sözü söyleyen ile
Dinleyene özünden kattı
Düzen söz ile değil
Öz ile sağlanır
Her yolun gidişine
Hak’kın adı bağlanır
Yel esse
Bilmeyen yol kesse
Yerini alana sözünü bilene
Aykırı gelen olmaz dedi, yürüdü
Gelenin sözü birdir
Birden verdiğidir
Bundan ötesi? diyene de ki;
YUNUS’un yolu
Aldığı yerde kendi vardı
Bulduğu yerde
Kendinde olan kaldı
Her satır özden gelir
Her kulu
Kendinde olan kadar verir
Aymayı bilenden
Güzele gölgeden bakmadan
Bulduğu her yerde olana
Hak adına dediği bilinir
Suyun her damlası
Yazda kışta yerini
Olduğu gibi görür, gösterir
Topraktan alırsan
Rahmettir dersin
Çamura bakarsan
Zahmete söz edersin
Suyun hatası değil elbet
Süzülür durur
Deryada yerini alır
Kulu da öyledir
Birde kalalım
Birliği bulalım dersek
O’nun nasibine inanalım
Doğuşun vergisi
Kulun kendinedir
Kendinden değil
Kulunun yargısı
O’ndandır senden değil
Az yesem çok desem
Bildiğim sendendir dedik
Verenin sergisinde
Cümlenin sevgisini gördük
Sevgisine kainat
Kendini buldu
Sevgisine kainat
Yaratana döndü
Sonsuz denilen yerden söze girdik
Sınırlı olan yerde
Sonsuza varmanın öğüdünü verdik
Alan alır denildi
Bilen ile bilmeyene
Sevginizi birleştirin
Kardeşliği kökleştirin diye
Söze girildi;
Kardeş sevgisine eş olsun
Cümlenize sevgi dolsun
Sevgiyi nerde bulalım?
Kimde görelim? diyene de ki;
Kendinde ara
Yol yolcuya açıktır
Dolu bardak verdiler
Ayran içsen dediler
Aldım eyvallah dedim
Verenin verdirenin
Niyazına durdum dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
|
İçen içeni bilir
Seven sevgiliyi bulur
Sevgi sevdikçe yayılır
Sayıya düşen gün gelir ayılır
Altın gümüş demeden
Tatlı ekşi yemeden
Aldım somun elime
Baktım cümle kuluna
Dedim; Ne yerine ne gerine
Kim ne yerse yiyeceğim
Kim ne verse giyeceğim
Cümle ile birlikte olacağım
Birde kalacağım
Aydın gün öyle olur
Sayfada yerini öyle bulur dedi
ABDAL sözü
MERYEM’e verdi:
Akıl ile gitsem yola
Aklımı versem dileyen kula
Alır mı diye sorsam bir pula
Almaz
Çünkü kimse kimsenin
Aklında olanı bilmez
Aldım sevindim
TOKTAY’ın selamını getirdim
Koyda balık alırsan
Küçük gelir
Deryaya dalarsan
Salın küçük kalır
Çünkü deryaya
Büyük gemi gereklidir dedi
Cümlenizi selamladı
Ayağımda yemeni
Elimde dümeni varsa
Gemiden gidene değil
Gemiye gelene el ederim
Neden? denildi
Gemiden gidenin
Arkasını görürüm
Gelenin yüzünü
Kırgınlık elbet değil dedi
MERYEM yürüdü
Senden benden diyene
O’nun adına gerçeği sor ki
Geçeni silmeyi bilsin
O’ndan geleni
Ne denirse densin övsün
YUNUS’um sözü alır
Sohbetin devamınca
Yuvada kalır:
Gözden aldım ayna dedim
Sözü ile oyna dedim
Kardan aldığım gibi
Güneşten bulduğum kadar
Sen de senden kayna dedim
Gelene geçene öğüt verdim
Yolumu vereni düşümde gördüm
Bana dedi ki;
Ne oynayan ne kaynayan
Ne karda izini bırakan
Senden almaz
Senden bulmaz
Yol Hak’kındır
Hak’ka götürür
Dilerse kulunu karda yatırır
Dilerse çölde bitirir
Unutma her kuluna
Kendi yolunu buldurur
Uyandım ter ile
Dolandım durdum
Kendi düşümü
Hayra yordum
Dedim uyan
O’nunla O’na doyan
Aklına sahip oldun
Gönlüne dayan
Bildim bilmedim
Sergide olandan
Ayrı kalmadım
Kulunun yanında yönünde
Hak vardır
Bildim kayguyu öylece sildim dedi
YUNUS’um cümlenizi selamladı
Kement attık sözüne
Uymaz dedik yazına
Yerden gökten verdiysek
Hak adına dediysek
Katkı bizden olamaz
Her yerde söz kalamaz
Boya verdiği gibi
Suya erdiği kadar
Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah |