25 KASIM 1981


MEVLÂNA’yım ben!

Kuyudan ses almadık
Güzeli soydan bilmedik
Olaylara hiç gülmedik
Giden ile gelene
Yaprağı yırt demedik
Gönüller açık olsun
Yolum diyen her kulu uysun
Görevin adı değil
Yapısıdır önemli olan

Hay diyen yola gelsin
Huy diyen kendini bilsin
Kaydı silenden
Açık bilen sorulur
Kendinden kendine
Olaylar yorulur
Gel diyenden
Allah’ım razı olsun
Çağırana Hak adına uyulsun
Denilsin ki;
Bileceğiz, bilenle olacağız
Yuvamızdan aldk
Bildiğimizi cümleye vereceğiz
Verişte biliş var ise değerini bulur
Çağıran Hak adına diyor ise
Tereddütsüz uyulur
Elbet yolun tozu vardır
Bilmekte isen
Yolunu açarsın
Silmekte isen
Dileyenle geçersin
Görmekte isen
Her isimde uyum vardır
Dileyendendir
Uymazsa bekleyendendir


(Soru: Bekleyen ne olacak?)
Gelecek çağrıya uyar, daha geç varır.
Bir arabayı kaçırırsan gelecek arabayı beklersin


(Soru: Yani gidecek olan, geride kalanı beklemez mi diyorsunuz?)
Eyvallah

(Soru: Çalışmalar gizli mi olsun?)
Daha önce dedik; ayaktayız, ayakta olunuz
Gelmek açık ise bilmek de açıktır, sevmek de açıktır.
Her yerde her gün yerini gösterir olacak.


(Soru: Listeyi açıklayayım mı?)
Elbet

(Soru: Haftada bir mi çalışılacak, her gün mü?)
Her an..

(Soru: Arkadaşlara ne söyleyeyim?)

En güzel söz; çağrıya uyalım
Bildi isek seni beni silelim
Hasta ise derdine şifa diyelim
Yorgun ise işine yardımcı olalım
Ona insan olduğumuzu
Kulluk yaptığımızı söyleyelim
Ne altın ne gümüş vermez kula hazzı
Eğer bildi isen Hak’tan gelen sözü
Gönülden sildi isen yası
Belki göreceksin ömründe yazı
Yaz sıcak, olgun meyve yenilir
Verdi Allah denilir
Olgun sözü diyene
Neden şaşkın denilir?

(Soru: S.B’in gurubunda isim yok. Diğer üç kişi kim?)
Beklenen gün geldikte verilir
S.’a çalışacağı kişiler sorulur

 

 

(Soru: Yani isimleri verilen üç görevli ile çalışıp çalışmayacağı S.’a sorulacak, öyle mi?)
Eyvallah

(Soru: 01/10/1981 tarihli ve 41 dağıtıcı ile ilgili tebliğde “Dört yıl, dört ay, dört gün bekledik. Ya Allah diyelim, bir ağızdan göreve adımımızı atalım” denilmekte. Dört yıl, dört ay, dört gün benim göreve başlayıp, görevi devraldığım tarih mi?)
Eyvallah
Almaya başladığın gün
Vereceğin günü söyledik.


(Soru: Olacak olayı açıklamak gerekli mi?)
Olaylardan yoruma geçilmesin
Yerden göğe olacak
Gökten yere yağacak
Sen vereceksin ki
Gelecek rahmeti göresin
Ocağı yakmadan
Suyunu kaynatmadan
Buharını veremezsin
Rahmetine eremezsin.


(Soru: Yani görevliler görevi aldıktan, hizmete girdikten sonra mı?)
Elbet.

(Soru: Kimse olacağı önemsemiyor, daha açık konuşulmuyor. Siz söyleyin.)
Oyun değil, gerçeğe uyalım
Ocağı kurdu isek
Hepimiz görevimizi bilelim
Verilene uyalım
Ondan sonra
olacakları bekleyelim
Hazırız deyiniz, hazırlığa giriniz
Tarih kendini verir
Aynaya bakalım
Bakan her kulu kendini görür


(Soru: Öğrendiklerini gizliyorsun, tebliğlerin iç satırlarını nasıl okuyorsan bize de öğret diyorlar. Ne yapayım?)
Öğreti olmaz, iğreti kalmaz

(Soru: Kendi kendilerine mi öğrenecekler?)
Eyvallah
Öğrenen uyar
Öğrenmezse duyar
Daha önce dedik
Arabayı kaçıran
Gelecek arabayı bekler


(İstanbul’da bir mimar Türkoloji üzerindeki çalışmalarının derlenmesi için yardımcı aramaktadır. F.T ile bağlantı kurmuştur. Bu işin oluru hakkında K.T. gönülden soru sorar.)  
Sorduğun her soruda
Açık gerçek görülür
Sevgide uyandan
Yapısını silenden sayılır
Evet karşımızda olana dedim
Olmaya gelelim
Sormaya değil
Konuya girelim
Sermeyi bilelim
Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık


(Soru: Son bir Soru daha rica edebilir miyim? Olacak olayın tarihini verecek misiniz?)
Gelende açıklık sergide kalır
Sergide kendi kendine olur


Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
 

20kasım1981(2)

SOHBETLER

02aralık1981