|
(Regaip Kandili)
MEVLÂNA’yım ben!
Güzel dedik her hale
Güzel dedik her kula
Beraber geldik dilenen yola
Cümlenize selam olsun
Kalemde dilenen kalsın
Er olduk yola durduk
Yolda dileyeni gördük
Her elden her dilden
Tek gönüle döndük
Doru at gezenedir
Genç tay düzene dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Aldı verdim
Suyun başında durdum
Başa sargıyı koydum
Yere yaygıyı serdim
Karınca kararınca
Yerden taşı ayırdım
Yumdum gözüm karaya
Hiçlik dedim araya
Boş dava götürmedim
Sonuna tozu yatırmadım
Kumu gezdim yosunu ezdim
Suyunu süzdüm
Alışanı çalışanı
Örümceğe benzettim
Gerçeğin adı vardır dedi
YUNUS’um yürüdü
Kuma gelen
Dağ yolunu aşandır
Her hali ile
Dilenmeyen ile savaşandır
Dilenmeyen nedir? diyene de ki;
Allah’ımın emirlerine uymayan
Ağacın dalındayım diyen
Göreve talip olandır
Söz uzamaz
Ayna kuma gerekmez
Aşınan yoldan yola taşınandır
Dost adı ile geldik
HAMZA’nın selamını getirdik
Asla sözden dönülmesin
Konuk gelenden
Yersiz olan sorulmasın dedi
Soruya yer verdi;
Kuracağız denilene kapı açılır
Dost adına geçilir
Doğduk bileceğiz
Bildiğimiz gibi olacağız
Sözü ALİ’ye vereceğiz:
Olmayı her dileyen
Gülmeyi bilmeli
Gülen ile beraber olmalı
Ağlayana mendil değil
Elini uzatmalı ki
Kendinden olanı nakletsin
Dost halini akletsin
Beni bana bulduran
Senden O’nu sorduran
Elbet görenedir dedi
Meydan sofrasına
Yemen’den selam getirdi
Selam Yemen’den cümleye
Ata binsem yola dönsem diyenin
Aradığı at mıdır?
Yoğun çalışalım
Verilen göreve alışalım
Katacağımız her gelenin
Elini tutacağımızdır
Olumsuzluk asla yok
Sadece doyumsuzluk vardır
Her verilen görevli
Vazifeye uymaya alışmada
Elele verilirse
Çalışmada gölgeler silinir
Gölge sizdedir bizde değil
Altı görevli dedik
Talip olanı sorduk
Adını verenleri kutladık
Allah’ım yardımcıları olsun dedi
Resulü cümlenizi selamladı
Dava henüz başlamadı
Neyin davası denilir
Her kulun kendi nefsi ile olan davası
Dört er isteriz
Adını biz vereceğiz
Görevini gün gün açacağız
Allah Allah diyelim
Cümlenizin selamını
Yemen’e iletelim dedi
ALİ yürüdü
|
Ocak yandı aş ister
Yuva açık baş ister
Gözü yumsan düş ister dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:
Aldık verdik sözümüz
Hayırdır her yazımız
Gölgeyi sildi kozumuz
Elden dilden gönülden selam olsun
Olacağa ayak gelsin dedi
HACI BEKTAŞ yürüdü
Olmaya geleceğim
Selama duracağım
Her ağaçtan
Meyveyi alacağım dedi
TABDUK söze girdi:
Hay diye geldik size
Sizde durduk düze
Altın gümüş sayacağız
Ağacı oyacağız
Tahtını kuracağız
Güzel böyle mi olur
Yoksa geldiği gibi mi kalır? dedi
TABDUK, KAYGUSUZ’a söz attı
KAYGUSUZ, TABDUK’un bildiğine
Kendi tuzundan kattı
Hay dediler ay güldü
Güneş gölgede kaldı
İzin Hak’tan gelirse
Hak’kı kulu bilirse
Elbet bulduğu olur
Sevgi kendinde kalır dediler
TABDUK ile KAYGUSUZ yürüdüler
Kaçmadım, kaçamadım
Emir O’ndan geldiyse
Tutmadım, tutamadım
Niyeti O verdiyse
Görmedim, göremedim
Kaderime yazdıysa denilir
Allah’ım kulunun dileğinde
Belleğinde, kaderinde
Elindeki defterinde dedi
MERYEM sözü aldı:
TOKTAY adına gelir
Sevgide secdeyi bulur
Nerden olum, nerden gülüm
Diyenle kendini bulur
Gülden adımı aldım
Ağaçta gönlümü serdim
Doyum senden Allah’ım
Uyuma katılalım dedi
MERYEM, TOKTAY’ın
selamını getirdi
Saydığım her izimde
Hak adına and içtim
Gördüğüm her zerrede
Hamdına düştüğüm bilinir
Ne zora yerindim
Ne şikayette kaldım dedi
MERYEM yürüdü
Dört erden birini
Gecede vereceğiz
Gerçeği olduğu gibi gören
Elinde Kâbe’yi nakış misali ören
Soralım gayreti kimden aldı?
Nerden gördü, nasıl ördü?
Selam olsun
Olduğu gibi kalsın
Dost halini bilir
Sevgisinden bulur
Dört erden biri olur
Cümlenize selam olsun
Gelende ikinci erin adı verilsin
Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah
(Resim
verilir)
Tozdan arınan
Arınmış gelen
Gözden bilinenlerdir
Arınmış gelen
Saman yığınında uzanan
Adı ile geldi
TOKTAY denildi
MERYEM gönlünde yanan ile görüldü
Arınan sözde verilendir
TABDUK denilendir
Allah’ıma emanet olunuz |