16 OCAK 1981


Mevlid Kandili arefesi

MEVLÂNA’yım ben!

Yumuşak yol açılır
Yoldan dileyenle geçilir
Selam ile geldik
Selamette olanlara
Allah’ım sizlerle dedik
Bu gün yarın öbür gün
Gelişe uyanlara
Oluşu bilenlere
Hayırdır diyenlere
Eyvallah dedik
Cümlenize selam olsun
Dumana yer verilmesin

Ayak atsam düzene
Geldim desem Yazan’a
Söz ile değil öz ile uymalıyım
Vereni duymalıyım dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Karşı koysam durana
Aman desem vurana
Yol göstersem sorana
Benim benden algım yok
Benim yoldan bilgim yok denilirdi
Sordum yolu verene
Dedim; Nerde görene?
Odun sardım durana
Nerde? dedim varana
Bildim sandım ahengi
Gelenin yerindeyim
Soranın dengindeyim diye
Kuşağa ip geçirdim
Konuk gelene sözüm
Dünyada acı çaldı sazım
Bildiğim günde özüm
Aydınlık gördü gözüm
Acı gelen yaraya
Deryada ölen karaya gelir
Az yol dayanana
Çok yol uyanana
Toz vermez dedi
YUNUS’um yürüdü

Dağ eteği bizde mi
Ağaç doruğu sözde mi yerini bulur?
Alacağım vereceğim
Her çobanda göreceğim dedi
HAMZA DOST söze girdi:

Selama baş bükenler
Gidene yaş dökenler
Alsınlar versinler
Niyaz ile ansınlar

Selam ile geldik söze
Güzeli dünyada verdik size
Konuk yerini alsın
Olduğu gibi bilsin
Saygıya yerimiz çok
Sevgiye gönlümüz açık dedi
HAMZA DOST yürüdü

Kuşlar gelip giderler
Mevsimleri güderler
Ne bir gün geçerler
Ne bir gün atarlar
Olduğu gibi bilen
Bulduğu yerde gören
Yazan’dan emir geldi
Emrinde bahçeler güldü der
Gülen bahçelerde güller açar
 



Doydum sana diyemem
Aşk meyvesini
Ham yiyemem
Gözüm gördü
Gönlüm uydu
Dayadığım sırtımı
Senden ayıramam dedi
VELED’im söze girdi:


Postum yerde serili
Elim dostta sarılı
Gel dediğin her kulunda
Yol dediğin her yerde
Anıldığın her yönde
Gölge olmayım dedim
Gölgene sığınan
Durmadan adın ile öğünen kullarına
Adının gerçeğini söyledim
Nedir? denildi
Doğana, doyana, doyurana aşık
Gelene, getirene, gidene, götürene aşık
Dökene dökülene aşık dedi
VELED’im yürüdü

Her ağaç kökünden alır
Çekirdeğinden bilir
Aşıda meziyet değil marifet vardır
Ne var ki
Kök aldığını verir
Dal gördüğü gibi kalır
Özünde değil
Gizinde vardır değişen
Sözünde vardır oluşan
Meyvesinde vardır buluşan

Dost adında
Dost sofrası kurulur
Dilenen sofrada
Elden ele Dost
helvası karılır
Doğana selam olsun
Doğandan selamı alınsın


(Peygamber efendimiz mi?)

Cümlede kaygu silinsin dedi
ALİ selam ile geldi


(Bir can 'Yarın akşam Mevlüt Kandili' der)

Derdine adını yazma
Düzenden kendini ayırma
Dost sofrası dedik
Sofrada cümlenizi gördük
Selam! Selam! Selam! dedik
Yemen’den selam getirdik dedi
ALİ yürüdü

Ayna bizedir
Aydın gözedir
Cümleye sözedir
Gemiye yol verdik
Eyvallah cümlenize dedik
Güzel günü müjdeledik


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

16ocak1981(1)

SOHBETLER

20ocak1981