|
MEVLÂNA’yım ben!
Kumaş aldım elime
Gönül verdim gülüne
Selam olsun
Gülünü bilen
Kendinde kainatı bulsun
Kendine yöneldi isen
Aldığın elindedir
Kayguya düştü isen
Bildiğin dilindedir
Ayran verdim alana
Nasip dedim bulana
Yol gösterdim gelsin diye
Duman var dedi isen
Gönül koydum kalana dedi
YUNUS’um söze geldi:
Vardım durdum
Ehline sordum;
Elma ile balı karsın dediler
Yemesini söylediler
Gönül bulanıklığı
Aşacak, durduğu güne şaşacak
Sayfada yazılan görülür
Geçene örtü konulur
Bildi isen silinir dedi
YUNUS’um
Niçin niye deyip
Her olaya söz katanı
Uyuma çağırdı
Selamladı yürüdü
Her kuşun ötüşünü
Saya saya belledim
Her sözün bitişini
Uyum diye bekledim dedi
MERYEM Sözü aldı:
Yolunu aşan bilir
Yokuşu koşan bilir
Kaçana gönül koyan
Kendinden uyum bekleyene
Söz ile bağlanır dedi
MERYEM selamladı
Gölge senden gelmedi
Sana gelen yaprağı bölmedi
Kapalı kapıyı açan bilmedi dedi
BEHLÜL sözü aldı:
Kuyuya dalsam göremem
Açıkta kalsam
Duvarı öremem
Bildiğim kadar uyarım
Bilmeyeni saramam
El üstünde tas varsa
Atarsın
Serginde kumaş varsa
Satarsın
Bilginde Allah’ım varsa
Uyarsın
Kaygu nedendir?
Elin gönlün Hak’ta
Sergin Hak’ta
Neyi nerde arasın?
Neden sergi sorarsın?
Aç gönlünü açılsın
Hak nurları saçılsın
Güç olanı geçtin
Komşu ile değil
Dost ile seçtin dedi
Gecede verdiğini
Cümle ile paylaştığını
Söyledi selamladı
Allah’ımın rızası
Üzerine olsun diye
O da niyaz etti
Tepside narı gördüm
Kovanda arı gördüm
Ekilecek darı gördüm
Hepsini aldım
Gönülden buldum
Sana verdim dedi
KAYGUSUZ elden ele
Sözden dile
Gönlünü cümleye verdi
Açtığın ocak
Sana senden öteye
Açtığın kucak
Hakk’a bizden öteye
HAMZA DOST ile söyleştik
Ne güzel hal dedik gülüştük
HAMZA DOST dedi ki;
Kuş uçayım der, uçar
Çünkü kanadı vardır
Tazı kaçayım der, koşar
Çünkü güçlü ayakları vardır
Kul gizli kalan özünü
Bulmak için
Her halini eğitirse
Nefsini öğütürse
Öylece özünü bulur
Kul ne mutlu kuldur ki
Hali ile cümleye verir
|
Söyleştik selamlaştık
Sözü HACI BAYRAM ile paylaştık
Bekleyene yersiz deme
Ekleyene sersiz deme
Bekleyecek ekleyecek
Öylece gerçeğe dönecek
Yanan ocak odun ister
Yuva büyük kadın ister
Kulu kul ile besler
Bahçeyi çiçek süsler
Bilmeyi dilemek
Kulun gerçeğini tanımasıdır
Gerçek nedir? dersen
Ol denileni özünde bulmak dedi
KAYGUSUZ ile
HACI BAYRAM yürüdü
Korku almadan gelen
Kaygu bilmeden silen
MERKEZ’im ile
Kainatı zerrelere bölen
Gelişe gülüşe sohbet açarız
Her kulu gönülden seçeriz
Her sözümüz özdedir
Sevgi ile bakan gözdedir
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Gönüller
O’nun adı ile dolsun
O’nun ile kalsın
O’nun ile O’na gelsin dedi
MERKEZ’im selamını iletti
Senin ile oluşmak
Ne güzeldir dediler
Beni bana sordular
VEFA’ya gidelim diye
Ayağa yemeni giydiler
Gönülden katıldık
Gelse gelmese
Sohbete atıldık
Niyetini bildiğimiz
Geleceği gördüğümüz
Gölgeden ayrı kalır
Kendinde duman görür
Çevreyi arayalım
Güzeli koruyalım dedi
VEFA yürüdü
Ayaktan değil
Baştan bilirsin
Kendinden kendine
Sorgu alırsın
Aç sözünü bul kozunu
Öylece çal sazını
Allah’ımın her gününe talip ol
Günleri sayma
Geceler karanlık diye
Gönlüne örtü yayma
İçinden geleni Hak bil
Hakikati öyle bul dedi
HAMZA DOST
Karşımızda olanı selamladı
Uymadı duymadı denilmesin
Konu kimde kaldı ise
O gelir o verir
HAMZA DOST
Gönüldeki bahçeyi görür
Allah’ıma emanet olunuz dedi
HAMZA DOST sözü
MEVLÂNA’ya bağladı:
Yazıya yer verdi isek
Kayguyu sildiğimizdendir
KAYGUSUZ’a danıştık
Resim diye konuştuk
Eyvallah dedi
Çizgiye geldi
(Resim verilir: KAYGUSUZ
ve ANASI)
Saydık geldik sözüne
Yolu ile izini
Verdik geldik
KAYGUSUZ ile ANASINI
Yumuşak huyu ile
Güzeli bilen soyu ile
Meltem misali salındı
YESEVİ’ye el attı
Onun sözünü tuttu
Oğlun adına kattı
Adını sordunuz
Anasının adı AYİŞE idi
Yola düştü güne şaştı
Döne döne koştu
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammeden Resulullah |