03 KASIM 1982


MEVLÂNA’yım ben!

Hazır olan her kulu
Bulacak elbet yolu
Yerden gökten alacak
Yeniye adım atacak
Selam olsun

Kayguya düşen
Dolu bardağı
Elden ele alsın
Güzel olan her varlık
Düşe gelen her darlık
Kayguyu silsin

Konuk değil görgüde olan
Kendinde kendini bulduran

Az yedim az dedim
Yolun tozuna kulun yozuna
Gönülden kaygulandım dedi
YUNUS’um söze geldi:

Kaygu kulun halidir
Tozu yolun kaybıdır
Yozdan alıp veremem diyene de ki;
Yoz doğruya götürür
Hakikati buldurur

Sözüne uyana değil
Kur'an’ı gönlünde duyana uyalım dedi
YUNUS’um sözü
KAYGUSUZ’a verdi:

Elden aldım sözde durdum
Her kapıya niyaz ile girdim
Yok dediğin günde
Yanında oldum

Karanlık perdeyi açana

Resulü ile yola çıkana

Az yiyelim dediysek
Çok yiyeni gördüysek
Düzene ayak verenden oluruz
Her adıma senin ile geliriz

Çağırsan da bilene
Yüklesen de görene
Yol yokuş çıkamam demez
Her olayı alacak
Her gönülde bulacak
Güne gün ekleyecek
Güzel günü elbet bekleyecek
Az yiyene aş
Çok diyene baş gereklidir dedi
KAYGUSUZ yürüdü

Ya Allah dediğin gün
Oruca durduğun gün
Altın gümüşü sildiğin gün
Geldik durduk yuvaya
Baktık dumanlı havaya
Selam dedik cümleye


Dost kapısını açtığın gün
Hak kapısını seçtiğin gündür
Silenden değil
Bölene gönül koyduğunu gördük
Böleni böldüğü ile bırakalım
Üç gece Kevser Suresini
Bin defa okuyalım
Suya üfleyelim
Yoluna diyelim dökelim
Yola dökelim
Böldüğünü toplayacak
Bildiğini katlayacak
Zaman elbet
Bilinmeyeni paklayacak

HACI BAYRAM niyazını alır
Her seherde yuvana gelir
Konuk değil
Sahibinden emir alır
Sahibi elbet Allah’ımdır
Duyduğun ile olursun
Gördüğün ile bulursun
Ne yerde ne gökte kalırsın
Gönüllerde kalbolursun dedi
HACI BAYRAM selamını iletti

YUNUS ile geldik
Yuvayı selamette bulduk
Allah’ım razı olsun
Her niyaz anında yerini bulsun
Yolun adına değil
Gönülden kattığına bakalım
Her yol Yüce'ye götürür
Kul kendini bulduğu günde
Seferi bitirir
Kendini bulmak nedir? denildi
Kendini tanı ki O’nu bulasın
Kendini tanı ki verdiğini bilesin
Her zerreye niyazını katasın
 



YUNUS’um günde bildi
Her dalda O’nu gördü
Yaprağa özünü sordu
Yaprak dedi ki;
Gözdedir, gönül bilirse düzdedir

Diz vurdum yere durdum
Ağacın kökünü gördüm
Öz bende değil
Toprağı verendedir
Ezelden bildik
Ebede gidendedir
Düşündüm durdum
Ne kökte ne gökte
O bende bildiğimdedir
Dağılan her zerre
Bütünde toplaşır
Öylece gerçek
Bilen ile bütünleşir
YUNUS’um yuvanın
Gayretine katılır


Her olayın çözümü açıktır
Bekleyen ile gerçeği bulursun
Bekleyen kim? denilir
Ocak yaktım gelesin
Beni yuvamda bulasın diyen


Dört duvar örtenedir
Çatısı bilene
Güzel günü görene
Asla yıkılmaz
Sıvası dökülse de
Dönen ile değil
Uyuma gelen ile söyleşir

Yol dediğin güzeldir
Hal dersen
Her kula özeldir
Her kulunun hali
Kendine aittir
Ağaca aşı vurursa
Çeşitte değişir
Kök aynıdır

Gözden uzak kalanın
Gönlüne ateş verelim dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi:

Düz ovada yürüyen
Taşı ayak ile sürüyen
Suya bakıp bulanık diye
Dökene vereceğiz
Özünü bilsin diye
Yardımcı olacağız
Ona de ki;
Geçici olana takılmasın
Solmuş yaprak oldum diye
bükülmesin
Yazılana uysun
Yapıya değer versin
dökülmesin
YUNUS’umu yardımcı bilsin


YUNUS’um senin ile
Eşin ile düşün ile


Öz nerde kul orda
Beden perde
Gönül nerde?
Sevsem kulunu
Bilsem yolunu
Alacağım vereceğim
Her var olanla
Alış verişe katılacağım

Allah’ıma emanet olunuz
Yoldan sorulanın
Kaygusunu siliniz

YUNUS’um der ki:
Paylaştığın her lokma
Gölgeni dağıtır
Bilse bilmese
Olaylar eğitir
Dosdoğru hangisi dersen
Allah’ım en hayırlı olanı verir



Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammeden Resulullah

Yuvaya havaya
YUNUS verdi
Açık girdi konuya
Yuvaya verdik
Gönülden gelene uyduk

Her gün ansın
Yanında bilsin

YUNUS’um dedik

 

28ekim1982

SOHBETLER

04kasım1982