07 MAYIS 1982


(Tıb açısından, nedeni anlaşılmamış ve tedavisi önerilemeyen bir ağır işitme rahatsızlığı için ALLAH’tan şifa diliyoruz)

MEVLÂNA’yım ben!

Her yerde birdir
Her kulda vardır
Her kula yardır
Ya Allah diyelim
Söze öyle girelim
Selam olsun yerden göğe
Aldık geldik selamı
Her gönülde açanı
Bir yol deyip seçeni
Ya Allah diyelim
Gözden sözden özden
Birliğe selam verelim

Bir olduk sendeyiz
Bir olduk yöndeyiz
En güzel gündeyiz
Yoğun geldi selamı dedi
ALİ yolu güne verdi:

Attığınız her adım
Bilmeden getirmez
Bu mu?, Değil mi? denilmesin
Her satır açık alınsın
Dost birdir buldu isen
Dost arayan
Hakk’tan halka yürüyendir
Dost seni dostları ile buluşturur
Dostları ile oluşturur
Birliği bulduğun halde
Eğilene değil
Yönelene döneceksin
Eğilmek yerden verileni bildirir
Yönelmek kainatı buldurur
Bulduğun halde oldurur
Eğilene geldim
Yönelene güldüm
Bilmeyene sordum
Bilmeyen bilene öğreticidir
Yanılma yok
Bilen bilmeyene öğretir dersiniz
Bilene Sorun; Bildiği nedir?

Nas Suresi okunsun

(Soru: Ne zaman, ne için okunsun?)

Bağdan aldığın
Belden bulduğun
Sözden sildiğin
Seni sana buldurur
İnsanı insan ile oldurur
Bilen bilmeyene eğilirse
Gününü hayırda geçirir
Saymayın hayır diye işlediğinizi
Yaratan bilir
Sormayın hayırda ne vardır
Allah’ım verir
Sayarsam düzene
Güzel görünür diyene de ki;
Düzeni güzel yapan
Güzelin kendisidir dedi
Selam ile gelen ALİ
Selamını cümlenize iletti

Yer yerinde
Kul sözünde verimli olur
Gören gözde
Kulu yorumu bulur
Oya gibi işlersin
Elma buldun dişlersin
İte kızdın taşlarsın dedi
PİR SULTAN ABDAL
YUNUS’um ile söyleşti:

Yar diledi söyleştik
Yolu bulduk dolaştık
Kimi dert diyenle
Kimi sert vuranla gelişti
Sözümüz tek kelimede birleşti
O, O’nun ile, O’na
Silelim olmuşu
Bilelim dolmuşu
Gelen kalan varan
Özümüz O’ndandır
Asla eksilmeyen
Sözümüz O’ndandır
Kıyamete kadar tükenmeyen

Saymayı bildiğimiz kadar
Ölmeyi dilersek
Eskiden yeniye dönmüş oluruz
Ölmekten maksat;
Hal ile bulmak
Halinizde kalmak
Ölmeden ölmek
Yenide buluşmaktır

Olumsuz gelen her olay
Kulun yorumudur
Düzen,
Yaratanın muradı ile kurulmuş
O’nun iradesi
Kulunda tecelli etmiştir
Ne yerinelim ne gerinelim
Az ile çoktan
Ne alırsak alalım sevinelim
Sevinçliyiz kuluyuz diye
Övünelim özü ileyiz diye
Özden aldığımız
Söz ile verilse
Sadece okuyan bilirdi
Öz, örtüsünü saklayan değil
Örtünün arkasında kalandır
Komşu değil
Senden sana dönüşendir
Sendeki örtü ile
Bilmeyene buldurandır

MEVLÂNA’yım ben!

Sözümüz sohbet gibi oluştu
Üç koldan söyleşti
YUNUS ile PİR SULTAN
Söyleşerek geldiler
Yorumu aralarına aldılar
Açalım açılalım dedim
Sözü öze bağladım

Örtü nedir? denilir
Nerde bilinir?
Her kulun örtüsü
Bedenidir, yoludur, halidir
Bilmez denilir
Gönül hanesine ne ile inilir?

 



Zalim yerini sana verse
Almam dersin
Seyrini bilmezsen
Sözü neylersin?
Bilmedim bilmeyeni
Görmedim sormayanı
Arayan her kuludur
Tarayan er kuludur
Zor kolaya götürür
Ser sadece tavlayı buldurur
Alamadım demeyin
Sadece dinleyin
Dünyayı değil, kainatı
YUNUS misali siz de
Kainatın sahibi olursunuz


(Soru: Perdenin arkasındaki özü görmek için
perdenin kaldırılmasının gerektiğini kastettiniz değil mi?)

Eyvallah

Anlattığımız odur
Her yaratılan senin içindir
Yarattığı sonun için
Bir geldik birde olalım
Birliği birlikte bulalım
Ruhumuz O’ndandır
Ol dediğinden
Bul denilen
Örtünün altındaki Ol dur
Bilmeyi dilersen
Benliğini sil
Görmeyi dilersen
Kimliğini sil
Varmayı dilersen
Ol dediği halde kal

Meyve çekirdekten oluşur
Her mevsim ayrı yaprak
Ayrı çiçekte buluşur
Ne var ki
Kul bildiği bilmediği
Gördüğü görmediği gerçekte
Hakikat seferinde dilenen
Seherde oluşan her zerreyi
Kendinde bulur
Öz ile söz birdir
Ne pazarı ne pazarlığı vardır
O’nun yarattığısın
Ne olursan ol gözettiğisin
Sana kendini buldurur
Seni zor ile oldurur
Çünkü O’nun gücü
Her şeye kadirdir
Benim ile, senin ile
Kimini bir dilim somun ile
Kimini zaman ile
Kimini saman ile
Kimini kırbaç iile
Kimini sırdaş ile
Olanın oldurucusu O’dur
Olmayandan denilmesin
Her kulu olacaktır
Her kulu bulacaktır
Zalim de mi? denir
Yeniden sorulur
Selim onun kuludur
Zalimi kim yarattı?
Daha önce dedik
Zulüm gerçeğin örtüsüdür
Selim bilinmez
Allah’ımdan başka kimse
Gönül hanesini göremez
Ölçüye düşmeyelim
Örtüyü deşmeyelim
Her kul kendi örtüsünden sorumludur
İstese istemese zorunludur

Yaprak yaprağı deşmez
Emir gelmeden
Yaprak yere düşmez
Bilse kul
Hiçbir olaya şaşmaz
O, O’nu bilen iledir
O, O’ndan diyen iledir
O, her yarattığı iledir

Saydık elin izini
Verdik Hakk’ın sözünü
Sorduk yozan var mıdır?
Dediler; Kazan kar mıdır?
Kazana su da koysan
Kar da koysan
Buz da koysan eriyecek
Ateş yandıkça kaynayacak
Unutulmasın
Sıcak suya kar buz koyarsanız soğutur
Daha sonra hepsi de sıcağa dönüşür

Yerde toprağı
Ağaçta yaprağı bilelim
O’ndan geldi, Hak’tır diyelim
Selam ile geldik
Allah’ıma emanet edelim
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Dileyen PİR SULTAN ABDAL’ın
Selamını alsın


(Soru: Bir canın ulusu mu?)
Eyvallah

Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah


(Resim verilir: PİR SULTAN ABDAL)

Dünyayı bilmeden
Kendine dönemezsin
Gerçeği bulmadan
Sözüme eremezsin
Alacağın bulacağın
Gönülden göreceğin olsun
Her satır sana gününü versin
Dedi PİR SULTAN ABDAL
Selamını iletti

04mayıs1982

SOHBETLER

11mayıs1982