|
MEVLÂNA’yım ben!
Hazır gelen
Sohbete hazır olan
Geldiği günden
Bulduğu güne kadar
Açıklığa taliptir
Cümlenize selam olsun
Yoğun çalışmadan yoruldum diyen
Gölgede kendini bulsun
Ne aradım?
Ne buldum? diyene de ki;
Ne aradığını değil
Nerede bulacağını düşün
Korkuyu silmeden
Kayguyu bölmeden
Dost dediğine dönemeden
Yapıya dönemezsin
Kapıyı asla bulamazsın
Ne söyledim?
Ne yazdım?
Nerde yozdum?
Kimden bildim?
Kimden buldum? dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Yedi yerde dövülsem
Dört kapıdan kovulsam
Ne demektir? denildi
Her düşünceye katıldı
Dövülmekten maksat; öğütülmek
Dört kapı; bilmeden çaldığın
Aramadan döndüğündür
Aradığımı buldum dersen
Vardığın kapıyı çalarsan
Kovulsan da
Eşiğinde diz çökersin
Hakk’tan izin beklersin
O kapı mı?
Bu kapı mı? dersen
Her kapıdan kovulursun
Kapı denilen;
Hakk’a yönelilendir
Komşu kapısı değil
Ağır geldi taşları
Uçuyor kuşları
Gelmeyi dilediysem
Bileceğim başları dedi
YUNUS’um gününü bilene
Gelseydi diyene
Selam iletti
Kendim bildiğim kadar
Alacağım dersen
Nasibin kadar bulursun
Dost kapısı naz ile değil
Haz ile açılır
Geçtim dikenli yolu
Seçtim Gül'ümün hali
Secde dedim her yeri
Başımı koyacağım
Sırtımı yayacağım
Toprak bende diyeceğim
Ben toprakta oldukta
Toprak ile buldukta
Dost billahi bendedir
Benim ile sendedir
Seni beni ayıran
Bir incecik tendedir
Gül, gölgeni silesin
Güldüğün günden
Yerini bilesin
Kendin kendini sınamadan
Kendin kabını kınamadan
Gediği bulamazsın
Öteye varamazsın
Her kulu varacak diyene de ki;
Er kuluna erlik yakışır
Kaygusuz kalırsa
Hoşnutsuzluğu silerse
Dünyaya bağını bölerse
Dünyada gölgeden kurtulur
Kavuşma hazzı ile dolar dedi
YUNUS’um sözü
BEHLÜL’e verdi:
Tuz aldım tası verdim
Koz ile şekeri gördüm
Her göze gelen toza sordum;
Gözüm senin mi?
Hak’tan izin mi?
Eyvallah dedi
Göze taht kurdu
Hay dedimse huyu sildim
Göz göze hizmet etti
Gözyaşı tozu attı
Gözüm elbet rahat etti
Ne demek? denilir
Sözün manası sorulur
BEHLÜL’den ne beklersin?
Dediyse sözüne ne eklersin?
BEHLÜL tozu dost bildi
Gözünün yaşı ile olanı sildi
Ne tozda ne gözde şikayet oldu
Demek ki;
Her olayın düzenleyeni birdir
Toz geleceği bilen Allah’ım
Göze yaşı verir
Kulunu tozdan dahi korur
Almadan vermem dersen
Yükün ağırlaşır
Kaldıracak sensin
Allah’ıma havale ettiğin her olay
Gözdeki toz gibi
Yaş ile gider
Ben alayım dersen
Derine kaçar
Kendini değil
Her olayda
Kendinde olanı düşün dedi
BEHLÜL’üm
Gönüllerinizdeki muhabbet için
Cümlenizden hoşnut kaldığını
Selamı ile bildirdi
Toprağı kazdım
Yerdeki yaprağı ezdim dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
İlk ile son birdir
Her yol kardır
Kaygu vermezse
Kayıtsız kalmazsa
Bağladığın at çözülmezse
Olumunu sabrın ile çözersin
Seyrin ile çizersin
Kah güler kah kızarsın
Meydan her kulunu bir eder
Sendeki eksik
Ondaki fazla demezsen
|
Gerçeği aradım bulamadım diyene de ki;
Kaygusuz kal
Ne toza ne yoza
El dil uzatma
Sen senin ile ol
Sen O’nun ile kal
Sen cümle ile bul
Bendeki benim noksanımdır
Tamamlayacağım senden gördüğüm ile
Sendeki senin noksanındır
Tamamla bende gördüğün ile
Demek ki;
Her kulu Birbirine aynadır dedi
KAYGUSUZ yürüdü
Selamını sizlere iletti
(Soru:
Tekamülün ferdi mi olacağını anlatmak istediniz bu sözünüzle?)
Yerde yar ile
Bazı zor ile
Merdane alırsam
Mertlikte bulursam
Dediğin gerçektir
Her kul kendi noksanını
Kendisi bulur
Çoklukta kolaylık olur
BEHLÜL’ün dediğine uyulursa
Gözdeki tozun
Kendi haline çıkması beklenirse
Duman silinir
Çevrene bak göreceksin
Yakınında olanlar ile
Kendini bulacaksın
Gördüğün hataları
Önce kendinden silecek
Sonra her olayın yerini
Zerre dahi olsa
Asla değiştirilemeyecek
Halde göreceksin
İşte o zaman
Kendine dönmüş olacaksın
Özün ile buluşmanın
Hazzını tadacaksın
Özü şudur sözün;
Onun sözü duymaz
Bunun gözü görmez
Öbürünün eli tutmaz dersen
Gönlünü kapalı tutarsın
Varsın o görmesin
Bu duymasın
Öbürü yesin yesin doymasın
Sendeki senin ile oluşur
Benliğin özün ile buluşur
Aklın ruhun ile çalışır
Yerli yerinde
Kulu kendini
Kendinde bulur
(Soru:
“Almadan vermek” denildi. Bu Allah’a mahsus değil midir?)
Almadan vermek
Madde ile manayı
Değiştirmekten söylendi
Madde almadan mana vermem diyene söylendi
Geçtiğimiz yol
Madde yolu değil
Mana yoludur
(Soru: Ama
insan ikisini birden bütünleyebilir)
İnsan kendisi bütündür
Maddesi yorumdur
Maddeyi her kul
Kendince yorumlar
Manayı Allah’ım dilediğince kurar
(Soru: Hacca
gitmek bile parayla değil mi efendim?)
Parayı kul yorumlar
(Bir can ekler: Hakikatte hacılık gönül hacılığıdır. Orada paraya ihtiyaç yoktur)
Eyvallah
Farz oldu diyelim
Nasibine sığınalım
Gözdeki tozu atmayı değil
Gözyaşı ile dökmeyi bekleyelim
Çalışmayalım mı? denilir
Allah’ım yarattığı her varlığı
Birbirine hizmet için görevlendirmiştir
Gözyaşının akması
Yani tozun onu dürtmesi ile olur
Hizmete hizmet
Himmete delildir
Hizmete hazır olmak
Hikmete açık kalmaktır
Hikmetinden sual olmaz denilen
Hizmetinize layık olduğunuz
Yeri bildirilendir
Yaprak yaprak sayalım
Güzelliğe doyalım
Dolduğumuz her günde
Dileyene verelim
Ben ile sen değil
Öz ile buluşalım
Hak adına konuşalım
Allah dediğimiz her an
Tek noktada birleşelim
Doydum çağına
Girdim bağına
Her kulu yerden göğe öğüne dedi
YAHYA söze geldi:
Çağ bütünün bir parçasıdır
Bir portakal düşünürsen
Bir dilimdir
Asla ayrı değil
Yürüdük bile bile
Söyledik güle güle
Eğildik göle
Taşları sayalım
Kuşları sevelim
Kapalı kapıları
Öylece açalım dedi
YAHYA EFENDİ selamladı yürüdü
Dost diyelim her selamda
Bir an Resulüne dönelim
Resulün ile sana yöneldik Allah’ım diyelim
Her selamladığınız kulunun
O’ndan geldiğini
Asla unutmayalım!
Allah’ıma emanet olunuz
Selam aldınız
Resulü ile O’na yöneliniz
Allah’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah |