28 MAYIS 1982


MEVLÂNA’yım ben!


Kor olduk kardan geçtik
Her soruyu gönülden geçtik
Cümlenize selam olsun
Muhabbet hepinizde
Birbirini bulsun

Katık yaptım otunu
Yastık yaptım kumunu
Gezdim buldum yolunu dedi
YUNUS’um söze geldi
Söz ile göze
Aldığım kadar dedi:

Taş elimde olaydı
Yol gözümde kalaydı
Her arayan bulaydı
Çağıran bilir derdi
Her derdini silerdi
Gezdim yeri taradım
Sevdim cümlede aradım
Yumuşak halde kaldım
Ben aradım sen aradın
Noktada bir olduk
Kaydını öyle bulduk
Aydın yüzün görülür
Hak severse denilir
Hak sever
Kul kendi kendini yerer

Uyumadım geceler
Ölmek dedim
Kendimi denedim
Her satırda yokladım
Her seferde bekledim
Denildi ki;
Beden sende kaldıkça
Sen kendini buldukça
Yoğun yükünü atarsın
Sordum;
Azrail ile sohbeti nasıl tadarsın?
TABDUK dedi ki:
Azrail can almaz
Göbeğin keser


(Soru: Yeni doğuş için?)
Eyvallah

Dedim; Ruhta göbek var mıdır?
Dünya bu kadar dar mıdır?
Dedi ki; Bildiğimi söyledim
Uykunda gezdiğin yerden
Bağın seni döndürür
Uykun seni kandırır
Göbeğimi makas ile mi
Kama ile mi keser? dedim
Akım ile keser dedi

Suyun giydirdiği
Soyun uydurduğudur
Sefer nedir? denilir
Her kulun kendinden kendine
Seferi vardır
Her göz bakar
Seferi kadar görür
Seherde kalkınız
Niyaz ediniz dediğimiz odur
Seferiniz uzun olur
Her kul kendi seferinde
Kendini bulur dedi
YUNUS’um çıktığı her seferinde
Bir noktadan öbür noktaya
Ulaştığını söyledi
Devir kulun seyridir dedi
YUNUS’um sözü
MERKEZİM’e verdi:

Bozuk olan dizilir
Kanadı kırılan süzülür
Her kuş kendi birliğine yazılır
Askıya koydu isen
Dağılan yerini bulur dedi
YUNUS’um sözü
HACI BEKTAŞ’a verdi:

Hak sözü emirdendir
Dost gözü amirdendir
Allah Allah dediysen
Kulu kulda bildiysen
İnsan-ı kâmildendir
Artı eksi demeyelim
Koruk ekşi yemeyelim
Güneş alır üzüm olur
Bağda kul kulu bulur dedi
HACI BEKTAŞ sözü
PİR SULTAN ABDAL’a verdi:

Uzun tahta tavana
Kısa varsa tabana
Yerden aldığın toprak
Elden verdiğin yaprak
Ne sana ne de bana
Rabbim benim dediysem
Kuru lokma yediysem
Senin yerinmen gerek
Yumuşak geldi huyu
Kapıya değdi boyu dersen
Beni O’nda kınarsın
Gün geldikte yanarsın
 



Denilir ki;
Çalışaydın, dilediğini alışaydın
Kuru lokma yemezdin
Yediğim lokma
Paylaştığımdan kalan oldu
ABDAL sofrayı öyle buldu
Yerden gökten şükre daldı
Her lokma ortaklıdır
Paylaşmazsan artıklıdır dedi
PİR SULTAN ABDAL
Cümlenizi selamladı yürüdü

Söz diledim YUNUS’tan
Alamazsın demedi
KAYGUSUZ asla kendini
Yardan ayrı bilmedi
Kemer dar geldi diyene de ki;
Kemeri çekelim
Sefere çıkalım
Yolu bulduk bakalım dedi
KAYGUSUZ yürüdü

Elden dilden verdiğimiz
Cümlenizde kayıtsız gördüğümüz
Aydın güne açılacak
Anda beklenilen
Satır satır eklenilen
Sabır hamurunda yoğurulan
Elbet yerini bulacak

Yedi görevliler desinler ki;
Aldık verdik mi?
Yerini bekleyen görevi
Satır satır yaptık mı?
Altı görevli kendinden
Kendine sorsun
Onbir görevli toplansın
Yapıya kapıya
Her görevli sahip çıksın
Yirmiyedi görevli
Tamamlansın denilir
Daha önce verdiğimiz… gelecek

… seyrini bulacak
er satırı aldığı gibi verecek
…. İle yoruma katılacak


Kendini silmeden gel
Bilgini bölmeden bul
…. a denileni
Yerini açılanı
Görgünden ayırma

Beyan ettik sözünü
Ayrı tuttuk yazını
Gel gör dedik tozunu
Dost kapısına dursun
Çağırıldığı yere varsın
Özünü öylece bilsin
Gelecek yerde
Bulacak günde
Olacak yönde
Yolda bilinir
Geldiği gün verilir
Adı nedir? denilir
YESEVİ söze geldi
Sözü bir anda aldı:

Çağrı yetersiz kalmasın
Hiçbir kulu
Özünü kapalı tutmasın
Aldığını toprağa gömmesin
Ses yetmezse
Gücünü dağıtsın
Kendinden kendini eğitsin
YESEVİ’nin değil
Allah’ımın emrindendir
Dost göründüm post sarındım
Denilmesin
Dost katıksız bilinendir
Dost cümle kullarına bölünendir dedi
Yürüdü, selamı cümlenize iletti

Yirmiyedinci kim? denilir
Her satırda sorulur
Er kişiden anılır
Kapı kapı dolanır
Her kulu ile hallenir
Kendine kendin ile bak
Kendini kendinde gör
Bilgini gönlün ile yoğur
Göreceksin
Her satır birliğine götürür

Allah’ıma emanet olunuz


(Soru: Yüce Alemin bildiği bir ‘duvar’ olayı var. Bu nedir acaba?)

Kundak her kulunun ezgisidir
Kuşak bezgisi
Kader yazgısı
Gün gün okuyalım
Her gün bilgimiz ile
Gönlümüzü dokuyalım


Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah

25mayıs1982

SOHBETLER

28mayıs1982(2)