|
MEVLÂNA’yım ben!
Kuyuya taş atmadık
Kapalı kapıya bakmadık
Elden olanı dökmedik
Geldik verdik
Kumda iz vereni gördük
Cümlenize selam olsun
Yanan ocakta
Tüten bacada
Her bilen kendini bulsun
Ağlayan tez bulur diyene de ki;
Eğleyen tez görür
Durdum yolda
Sarım kolda
Aradım kulda dedi
YUNUS’um söze girdi:
Gölge yere düşerse
Gören buna şaşarsa
Alacağım vereceğim
Güzel ile dereceğim
Meydana gelen her kulda
Var olanı bileceğim
Senden seni arayan kimdir? denilir
Seni sana verendir
Dost ile dostluğu kuran
Kendini sildiği güne varandır
Gördüm seni seyirde dedi
MEVLÂNA sözü aldı:
Her kitaba baktığım
Her satırda gördüğüm
Geçen günden
Güne kadar okuduğum
Dokuyana gelmez mi?
O’ndan O’nu bilmez mi?
Yar elimi uzattım
Dilimle söz ettim
Ne dünü ne günü
Saz ettim dedi
YUNUS’um yeniden sözü aldı
Denmesin, günde gözü kaldı:
Her ocak yanar durur
Allah’ım O’ndan diyeni korur
Kapı olduk dünden güne
Sözcü olduk Ver diyene
Ocak cümleye yanacak
Resulünün ateşinde
Her dileyen ısınacak
Ayak aldı götürecek
Aşı bildi pişirecek
Küçük büyük denmesin
Azdan çoktan söz edilmesin
Her bir Veliden aldığınız nasibe
Katıksız katılınız
Kendimi bildim diyene
Sildiğin nedir? diye sorunuz
Kor olduk ocağı bulduk
Her yolda olana
Yardımcı geldik dedi
YUNUS’um sözü öze bağladı:
Göz yazanı
Öz yaratanı bilir
Yazan da yaratan da
Elbet birdir
Ne var ki
Göz sergiye bakar
Öze bakanın gözü
Sergiden kalkar
Çünkü göz
Sadece çizileni görür
Öz ile kul
Kendini binada bulur
Almayı dilediniz
Yaprak yaprak okudunuz
Güne kadar dokuduğunuzu giyin artık
Maya sendedir, bendeki gibi
Kainat gönüldedir, kitaptaki gibi
Ne dağı devirdik
Ne denizi çevirdik
Ne toprağı kavurduk
Her yaratılanı olduğu gibi
Olduğu yerde gördük
Olay budur
O ocağı dilersen verdiğimizdir
O sıcağı dilersen
Yaratanın verdikleri ile bil
Sergide olanı gör
Özüne 'Nerdeyim?' diye sor
Öylece düşüncende
Kendi cennetini kur
Yaratan senden seni alır
Sana kendini bildirir
Hak ile birliği kurduk
Hak adına helvayı kardık
Hak adına cümlenize sorduk
Giydiğin fistan, okuduğun destan
Seni nerden nereye getirdi?
Bana değil her kul
Kendine ölçü vursun
Katettiği yolu
Kendi kendine görsün
Desin ki;
YUNUS misali odun mu taşıdım?
MUSA gibi deniz mi aştım?
PİR SULTAN ABDAL gibi
Yollara mı düştüm?
Akan suları mı geçtim?
Okudum yazdım
Söz aldım gezdim
Yolun en güzelini
Düz diye seçtim
Yan gelse ayağım
Olaya şaştım
|
Yol ehline ceza mı gerekir?
Hal ehline eza mı yaraşır?
Eğer eza ceza dersek
Adımıza kulluk mu yaraşır?
Almayı vermeyi
Kolayından denedik
Olduğumuz yerde
Bildiğimiz günde
Verelim dedik
Her birimiz
Aşalım dağlardan
Koşalım yollardan
Her karanlık gördüğümüz yerde duralım
Aldığımız ateş ile
Vardığımız her yeri aydınlatalım
Gölgeyi bilmeden
Güneşi aramazsın
Kor nedir? diyene;
Allah’ım peygamberleri ile
Yarattığı her kuluna
Kendinden var ettiği
Peygamberi ile yer ettiği
Ocak ve kor'u
Yani Allah bilgisini
Resullerini kab ederek
Sizlere bildirir
Resulü elbet ocağın tamamıdır
Her biri orada bütünleşir
Her kulu oradan aldığı ile sakinleşir
Aldığımız verdiğimiz o ocaktandır
Yapıya geliniz dedik
Her sohbette söyledik
Alalım durmadan alalım diyenlere dahi
Yudum yudum verdik
YUNUS’um der ki;
Ocağa ateş ol da gir
Ateşi tutamazsın
Ne var ki
Ondan da ayrı kalamazsın
Verdiğimiz kıvılcım ile
Alev alev yanacak
Kor olup ocağa geleceksiniz
Yana yana döne döne bulacak
Yoğun katıldığınız her seferde
Bir seheri anacaksınız
Yetmişbin sefer bir sehere girerse
Kul kendince kendini silerse
Meydan kuma dönüşür
Kement atılan gün
Gönülden katılan gündür
Günümüz aydın olsun
Gönülde açılan kapılar
Her kulunun nasibine gelsin
Dur sözümü vereyim
Bir bohça da ben sereyim dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Her açılan bohçadan
Bir dosta sesleniriz
Yerde gökte
Cümle için süsleniriz
Baka baka gelene
Yakan ateş verene
Acele etme
Bende beni bulursun
Acele edersen
Sen de mecnun olursun dedi
KAYGUSUZ cümlenizi selamladı
Her renge selam verdim
Her rengin özünü gördüm
Suya eğildim kendimi buldum
Saz ile söz ile
Ömrümü sardım dedi
BEHLÜL cümlenize
Er selamı verdi
Er selamı nedir? denilir
Er selamı bilenin
Kör selamı görenindir
Bilen her var olana Selam der
Kör sadece gördüğüne
Görmediği yaratılanı bilmez
BEHLÜL seferde olana
Seherden aldığını sormaz
Konuk olana sözüm;
Dört yerde sözüm olur
Dört kulda gözüm kalır
Benden bana
Sadece aşkım şifa verir dedi
Selamladı
Konuk kim? denildi
Adını ALİ’den alan
Kement atılan güne uyan
Neyden bilir naz ile bulur
Kadir olan ile yerini görür
Hasan diye anılır
Mevlana’yım!..
Gözümüz sözümüz
Cümleniz ile özümüz
Bir olsun
Birlikte kalsın
Gülen ile ağlayan
Sadece O’nu ansın
Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah |