09 EKİM 1983
|
Merdiven de durdum da Kar helvası kardım da Seni beni sordum da Cümlenizi sardım da Selama geldim Sevgim ile buldum Demde güzel ne dersem Gün, güneştir dersiniz Güneşin erdirdiği Meyveleri yersiniz Yumuşak hale gelip Gönlünüzde ersiniz dedi YUNUS’um söze geldi: Kuşlara söz verenin Yapraklara göz verenin Kulu ile bir olanın yolu Elbet bizdedir Gayrette gücümüz Nereye kadar? denir Toprak, gün, güneş, Su, hava, Rabbimden Yolunu kurmak senden Çevirdiğim her dalda Yeşeren yaprağı düşündüm Dalına aşıyı ben verdim Ne var ki Gün, güneş oluşa bağlı Dağda taşta düz giden Ayağına tez giden Söz etmez dudak bükmez Taş ayağı yarmaz mı? dedim Dedi ki; Hakk çıplağı görmez mi? Gayretini vermez mi? El Hakk dedim yürüdüm Yaratan madem yarattığı iledir Cümle bilgi Güledir Senden gelen varlığa Düşmez kulu darlığa dedi YUNUS’um selamladı Sağlam duvar çöker mi? Dost kuluna çatar mı? Bilgisine sahip çıkan Bilgisize katar mı? Kulu isem Bildiğim ile hallenirim Sevgisi ile döllenirim İnce dalda sallanırım Derim ki; Beni bana bulduran bilgimdir Beni seni böldüren yargımdır Kul gönlünü elemezse kırgındır Kapalı kapıyı açalım Bilinen yola geçelim denilir Gideni geleni elemedik Oluru olmazı belemedik Kimseyi kimse ile denklemedik Elbet kapıyı açacağız Dilenen yöne geçeceğiz dedi MERKEZ’im yumuşak yol bulan ile Beraber oldu Yerden gökten çağırdık Yelden selden ayırdık Gönlünüzü olumsuzluktan sıyırdık Allah’ım razı olsun dedi MERKEZ’im yürüdü Sağdan soldan ayırma Laleyi menekşeyi kayırma Yapıda eklenen duvara Adını veresin Oluşumunda ayna misali Kendini göresin Her adımın yorumdadır Bilse bilmese Uymak zorundadır |
|