17 HAZİRAN 1983


MEVLÂNA’yım ben!

Kendi kendime sordum
Aşkında huzuru gördüm
Sorgumda korkumu sildim
Dedim ki;
Senden aldım seni sordum
Kendimde seni buldum
Ben benliği sildim
Özde olduğum gibi kaldım
Cümlenize selam olsun
Hayır denen her günde
Resulü sizlerle niyazını beslesin

Dost olduk dosta geldik
Her satırda saygıda kaldık
O’nun ile O’na
Niyaz ile vardık
Ay yıldız gökte iken
Günün yorumu kalmaz
Her kulu kendini
Bilmeden bulmaz dedi
YUNUS’um söze geldi:

Sofra açtım düzene
Nasip dedim yazana
Ağaç versem kazana
Diyecek ki; Dostumsun
Örtü versem eline
Sözü versem diline
Dökme suya benzeyecek
Değirmen nasıl işleyecek?
Az attım toprağa tohumu
Dedim; Zor gelir çoğun bakımı
Dünyada alamadım veremedim
Diyenin çekimi Hak’tan mı?
Yoksa gönüldeki örtüden mi? dedi
YUNUS’um selamladı yürüdü

Aydın olsun gönüller
Gelip geçse ömürler
Ne senden sorarlardı
Ne sorguda yargılarlardı

OMAR der ki;
Giydiğine hizmet
Giydirenden himmettir
Kendine hürmet
Yazana kıymettir

Değirmene su geldi ise
Değirmenci güler
Değirmenci güldü ise
Halkın yüzü güler
Ne Hakk uzaktır
Ne halk

Yoğun geldi
Sözümüz güne kaldı dersiniz
Saymayı bilirseniz
Kayguyu silersiniz

Her ağaç aldığını verir
Her çiçek vereni görür
Her nefis
Doğduğu yerde ölür
Çünkü insan
Kendini insan yapanı
Er geç bulur dedi
OMAR selamladı yürüdü

Parlayan her yıldız
Öze sayılır gözle soyulur
Kayıtta var ise
Her adımda sarılır
Deriden geçmeyen
Denizden uzak kalmaz
Meyhaneye gitmeyen
Cemaate uymaz
Gayretten değil hikmettendir
Çokluğu paylaş ki
Tekliğe talip olabilesin
Çoklukta bulmadı isen
Asla teklikten söze hakkın yoktur dedi
ALİ söze geldi:

Ayları bilirsen
Onbirde biri ile olabilirsin
Haftalara uydu isen
Yılları görebilirsin
Onbirde bir
Senin benim değil cümlenindir
Öyle ise cümle ile bir olmayan
O’ndan değildir
Her devirde O’nu bilelim
Bilelim ki,
Yeni gelecek devreye kalmayalım
Asayiş her kulun
Kendi yasası değildir
Kainatın kanunu kulu bağlar
Uymayan elbet ağlar
Ağlasa ağlamasa
Gelecek devreyi bekler
Nasıl denilir
Kuyuya bağlanan dönme dolapta
Devrinde dolmayan kova
Dönüşü bekler
Dolar ama gecikir
Ya kova delik ise denilir
O zaman ehil elde
Tamir gereklidir

Oyalı yemeni başta
Dilenen yazı taşta
Alırsa havada yol
Yolculuk kuşta
Sabır diyelim söze
Dost ile alıştık güze
Yaratan günde verir
Günü günde öğretir
Yosun olsa denizde
Birbirine gösterir

Selam getirdim size
Selam ile girdim söze
Katı gelen her düze oturalım
Zor gelmesin
Katılalım kar gelmesin
YAHYA misali
Hizmette dara düşmesin dedi
ALİ Resulü’nün selamını
Günün en güzelinde getirdi
 



Düzden soruverenler
Olayları seriverenler
Aldıkları ile verdiklerini
Teraziye koysunlar
Hazırım derlerse
Görgüde kalan her zerreyi
Katkısız bulsunlar
Ne elesinler
Ne elensinler
Ne dolasınlar
Ne dolansınlar
Hazırım demek için
Her zerrende
Nefis kırıntısını silmen
Kendin ile kainattaki
Her zerreyi bilmen gereklidir
Miracında Resulü’ne
Hazırlığı hakkında sorulduğunda
Gayretteyim Allah’ım denilmiştir
Hayrete gelmeden
Gayret olmaz dedi
ALİ cümlenize
Resulü’nün halinden
Bulmanızı niyaz etti

Dağlar gelse eğilse
Yollar gözümde bükülse
Rahmet buram buram dökülse
Alabilirsen senindir
Allah’ım nasibini
Her an gönderir
Rahmeti asla kesilmez
Değişen sende olan çelişendir
Verdiğin kafes senin
Sorduğun nefes senin
Senden nem kaldı benim dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi

Kafes senin nefes senin
Heves benim mi?
Gönül senin güzel senin
Çirkin benim mi?
Ne yarattı ise senden
Sadece özümde olan bilgi benden
Doğuş odur;
Özümde olan bilgiyi bulmak
Bulduğum an
Senden geleni
Senden kalanı
Öz ile gözde düğümleneni
Bilmek bana aittir dedi
PİR SULTAN ABDAL
Her öğütle bir nefese talip oldu

YAHYA adını verdik
Hz.YAHYA’yı gönülden andık
Bizden uzakta olduğunu sandık
Elele bulduk
Dört kapıda birlikte kaldık
Azdan çoktan sordular
Kement atıp karara vardılar
Anadan babadan
Müyesser olan obadan
Benim adıma izin aldılar
Beni MERYEM ile
Sahraya saldılar
Dediler ki;
Rehber olasın
TOKTAY’a elini veresin
Oluşumunu niyaz ile göresin
Gördük bildik
Yerine vardırdık
Alacağı öğütte
Her dileyeni sardırdık dedi
Hz. YAHYA selamladı yürüdü

Yemen’den geldik size
Rabb’imin izni ile girdik söze
Böceğin sardığı koza
Elde iplik olacak
Sırta ipek gelecek
Değirmene geldin mi?
Buğdayı verip ununu aldın mı?
Gerekli olanı verip
Kendin unsuz kaldın mı? dedi
RABİA, umutsuzluk
İmanın sakatlandığı an
Olduğunu söyledi
Bitirdiğim hizmete
Yeniden ayak versem
Yeni yeni dostlar ile
Sofranızı süslesem
Kayıpta mı olurum?
Kayıttan mı kalırım?

Güzeldir güzel günler
Güzeldir cümle kullar
Bizedir bütün yollar
Resulü ile olduk
Allah adına yandık
Alev idik kor olduk
Gözcü idik kör olduk
Körlükte kulluğu bulduk
Nasibim Allah’ım dedik
Nasibine şükrettik
Cümlenize selam olsun
RABİA ile cümlemiz
Günün güzelliğine sevindik
Dedik ki;
Onbirde bir olmasa
Günler çabuk dolmasa
Kullar uydukları günden başka bulmasa
Anda orada
Anda burada olurlardı



Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

10haziran1983

SOHBETLER

21haziran1983(1)