25 ARALIK 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Varolanın verdiğine
Varedenin gördüğüne
Resulü’nün sevgisi ile ördüğüne
Cümlemiz inandık
Günüm var diye kaydettiğine
Gönülden katıldık
Cümlenize selam olsun
Giymeyi denediğimiz fistan
Yapımıza uysun
Rabb’im niyazımızı duysun

Benden senden söz alan
Sözü dilinde bulan
Seymen misali savunsun
Deryayı buldum desin, soyunsun
Her adımda buluşmaya hazırız
Seymen misali
Doluşmaya geliriz diyene de ki;
Seymen; doyduğunu, uyduğunu
Aldığını, verdiğini, giydiğini
Hak’tan bilir, halk ile bulur
Seni beni ayıran
Her yaprağı birbirine kayıran
Seymen olamaz
Benden geleni bilemez
Aynayı eline alsa
Ben diye gülemez

Bir bir okuduk yaprağı
Ekelim diye dokuduk toprağı
Attığımız her tohumda
Beklenen nasibi göreceğiz
Rahmeti gelecek biliriz
Zahmetten uzak duranın
Sepetini eline veririz
Komşuya su versen hizmettir
Suyu elinde bulsan hikmettir
Deryayı gönlüne aldın, himmettir
Kervan yolunu almazsa
Rehbere zimmettir
Kervan kimi rehber almışsa
Yürütecek odur

Verdiğini almadan
Yolun açılmaz sanma
Benliğe düşmeden
Vergisine zan ile kanma
Benlik; varolan ile arandaki duvardır
Duvarı aşmadan
Zan ile ölçüye vurma
Eylem; bütünlemeyi dileyenin
Kaygusunu azaltır
Ayağındaki taşı çoğaltır


Her adımda
Vurmayım der gezersin
Gelenden gidenden
Duman sezersin
Süzdüğün bilgin ile
Kervana katıl
Dost kapısına
Öylece atıl dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Her kuluna açık olan kapımız
Cümle ile dost olan yapımız
Bilene nimet
Bilmeyene külfettir
Aslına dönecek her kulu
Gerçek ile birlenir yolu
Gündüz olur gecemizde
Yorum verir hecemizde
Sayabildiğin sayıları
Say gördüğün kuyuları
Sayı biter
Kuyu sadece olduğu yere yeter
Akan sular dilediğin kervandır
Deryaya ulaştırır
Toprak çamur olsa da
Bir damla su
Dost dilini bal misali bulaştırır
Kâr ettiğimiz her ortaklıkta
Bir zerre zimmete geçse
Katkımıza gölge düşer dedi
YUNUS’um selamladı


Rahmet senden Allah’ım,
Hizmetimi bileyim
Gittiğim her konutta
Aradığımı bulayım dedi
RABİA sözü aldı:

Siniye koydum hamur
Dedim; Tarlada çamur
Ekini ektim bulacağım
Hizmetine her taneye
Bir çuval alacağım
Günlerim uzun oldu
Geceme ışık doldu
Gayretime dileyen geldi
Fistanım dar idi genişledi
Eğilmeden gülene
Çuvalı dökeyim
Yeniden doldurayım dersin
Doğmuş olan her yavruya gülersin
Allah’ım razı olsun
RABİA ile gelen
MERYEM’den söz alan
Gönlünce bulsun dedi
MERYEM sözü RABİA’dan aldı:

Duymayı dilediğin
Doyan ile elediğin
Emekten beklediğin
Çuvalın dolusudur
Dökeyim dediğin
Kendinden kendine
Emeğine eklediğindir

 



Hizmetim gür
Rahmetine yöneldim
Her zahmette
Himmetinden şüphemi sildim dedi
MERYEM selamladı


Her dalda zeytin dolu
Gölgesine geldik
KAYGUSUZ dedik durduk
Gelmeden bilemezdim
Görmeden olamazdım
Akan su olmasa dolamazdım
Hizmetim olmasa
Gerçeğe gülemezdim
Bir alayım, bin vereyim desem
Ne almaya
Ne vermeye doyamazdım
Bir aldı isem
Bin üreteyim
Binbir kapıya ileteyim dedim de
Saymaya gücün yetmez
Sonsuza kadar söylesen
Sözün bitmez
Gayretin sınırı
Beden ile çizilmiştir
Gerçeğin sınırı
Her nefisten çözülmüştür
Ya Allah dedik
Her sözün özünü
O’nun ile bildik
Mehtap var diyenler
Sabahı beklesinler
Bilgim ile doluyum diyenler
Pişmiş aşı yesinler
Taş büyük olsa da
Her damlada aşınır
Duysunlar,
Yemen’den gelen her söze
Doysunlar dedi
KAYGUSUZ selamladı

Yüce dağa çıktım
Ovaya gönlümü açarak baktım
Güzelin her rengini
Gökkuşağında gördüm
O zaman,
Zevk ile her zerreyi
Birbirine övdüm
Bilgimi eledim
Dost yeridir, dur dedim
Kainatta üç olguyu
Birbiri ile ördüm
Duyduğum, gördüğüm
Uyduğum, ördüğüm
Gerçek ile salıncak yaptım
Ağaçtan ağaca
Sallandım durdum
Sen de öyle yap
Gerçek, Hak yapısıdır
Duyarsın, uyarsın
Dediğin, sadece olaydır. Geç.
Çoğun oluşturduğu
Dileyenin gerçeğidir
Senden seni sorarlarsa de ki;
Seferde atlı
Sofrada tatlı olmayı dilerim
Dileyen ile gülerim
Seyre değil
Olayın gerçeğine talip olurum
Dağdan dağa aşsan
Ancak üç kulu ile geçersin
Diğerleri nerde? diye
Boşuna ararsın

Her dalda çiçek açar
Her dalda meyve bol olur
Meyve bittiği anda
Dal elde kırılır
Zor olan;
Bildiğin halde
Bilmeyene verememen
Gölgeyi aştığın günden
Gayretini sergiden alasın
Bekleyen yolcuya
Emeğini veresin
Bekle gör
O zaman
Allah’ım razı olsun diyeceksin
Sofranda tatlı aşı yiyeceksin
ALLAH’ıma emanet olunuz


Suyun aktığı yerden
Gölgesini almasın
Seyirde olsa da
Hizmetinden kalmasın
Kumda ayak izi var
Yorum ile silmesin
Gerçeğin yapısında buldu
Kapısında beklesin
Nur ile nurlandırdık
Hay diye diye birlendirdik
Sofranın başından
Uzak durmasın
Ağ örttük
Aranan düzene sahip çıktık
Hak adına yazana
Siper olmasın asla tozana


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah