31 MAYIS 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Her güzelde O’nu ara
Kulluk sözünde
Kendini tara
Yudum yudum içtiğimiz
Sazdan sözden geçtiğimiz
Her olaydan
Seyrini buluruz
Cümlenize selam olsun
Beklenen aydan
Her kulu nasibini alsın

Geldik seni bilmeye
Geldik beni bulmaya
Her zerreyi sormaya
Seni beni silmeye
Altın yazıyı yazdık
Toprağa adımızı kazdık
Gelmiş geçmiş olayları
Seyir diye rafa dizdik
Bilginiz ile görgünüzü
Kainata serdik dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Her nefeste Hay dedik
Her heveste
Geçici olanı gördük
Nur olalım
Yorumda gerçeği bulalım
Ayrıda değil
Özünüz ile
Aldığınızı bilelim
Özürsüz kalalım dedi
YUNUS’um; Onurluluk,
Kulluğun gerçeğini
Bilmekten gelir
Kulunun bilgisi
Özünde kalır diye
Cümlenizi selamladı
Onurdan maksat
Kibir değildir
Dünyada kula baki olan
Kabir değildir
Ne toprakta
Ne yaprakta asil olan
Bünyesinden gelen değil
Künyesinde olandır
Ermeyi meyve diler
Amma kul eli böler
Öylece künyesinde olana uyar

Baktığımda güneşe
Bildiğim her rengi gördüm
Işığında cümleyi sardım
Güneşin gittiği yere sordum
Akşamın alacasına güldüm
Gölgeler sana bana
Güneşi bildirdi ise
Gittiği yerde
Gölgeyi sildi ise
Her an görevindedir dedim sevindim
HAMZA DOST adına büründüm
Düşündüm ki;
Benim güneşin gittiğine
Ettiğim şahadette
Doğduğunu müjdeleyenler de vardı
Onlar da gerçeği söylediler
Hiç bir olay
Gerçeği silemez
Hiçbir güç
Güneşi bölemez
Bilgimiz Güneş’ten ise
Görgümüz ışığındandır dedi
HAMZA DOST selamladı


Gölgeyi dert demeyiniz
Günün değerine
Şüphe katmayınız
Oymayı aldı ise eline ustası
Güzel geldi ise tahtası
Güzel en güzel olacaktır
Sofranda ahengi bulacaktır dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:

Günleri saydım da
Bayrama geldim
Gülleri aydım da
Seyrana daldım
Ne dikeni battı
Ne alan daha güzelini sattı
Bülbül ona öttü
Bilen ondan geleni tattı
Yollara kumunu kattı
Gönlüm gül bahçesidir
Cümlenizin bohçasıdır
Sevginizi atın
Bohçayı öyle kapatın dedi
HACI BAYRAM selamladı

 



Almayı dilediğim nedir? dedim
Kendime sordum
Gönlümde tezgahı kurdum
Ne gelirse koydum
Gelene geçene sordum
Sevginiz bir midir?
Hay dediler
Gönlünüz gür müdür?
Rahman
olan ile dediler
KAYGUSUZ’a kayguyu sildirdiler
Er olduk
Erlikte kaldık
Sahip olana
Eyvallah dedik
Gönül senin yapındır
Bilgin gönlünde kapındır
Sevgin, kapını açar
Yapına geçer dedi
KAYGUSUZ selamladı


Her yiğit
Güçlüğe göğüs verir
Her yiğit
Güçlüğü yendikte
Müjdesini alır dedi
SARI SALTUK
Gözden, sözden, hazdan bulduğu ile
Sevgisini dağıttı
Bilgisini eğitti
Beklersen gelecek
Yaprak olup saracak
Birbirine örecek dedi, selamladı

Ayağımda yemeni
Aldım ele dümeni
Suda buldum samanı
Geldim selam ile
Geldim kelam ile
Geldim olumsuzu sileceğim
Adım verip gideceğim
Yol bizim
Söz Yüce’nin
Bilinmeyende gecenin izi vardır
Çözelim her düğümü
Bilelim gelecek düğünü
Bir olduk
Birde bulduk
Birliğe adım attık
Güçlükten yakınmayız
Gerçekten sakınmayız
Bülbüllere ses veren
Güzele heves veren
Resulünün adına geldim
Gönüllerde kalan
Şüpheyi sildim
Bir bir alacağız nefesi
Bir bir sileceğiz hevesi
Diyeceğiz;
Günü geldikte
Bırakırız kafesi.
Almayı dilediğiniz
Güzelin güzelidir
Getirdiğim selam
Sevgilinin özelidir dedi
ALİ adı verdi:


Gayrette hayrette beraberiz
Görgüde sevgide beraberiz
Gün gün alışacağız
Altın tepsiye
Altın bilgi koyup buluşacağız dedi
ALİ, Resulü’nün selamını
Cümlenize iletti
Selam benden benimle
Selam sizden benimle
Yerine ulaştı

ALLAH’ıma emanet olunuz
Nurların yoğun geldiği günlerde
Nasibinizi alınız
Damla damla alıştığımız
Gönüllerde buluştuğumuz
Gerçeğini asla unutmayınız


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah