26 TEMMUZ 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Kuşlara sözü verdik
Dediler döne döne
Kullara özü verdik
Dediler yana yana
Sulara sözü verdik
Dediler içiniz kana kana
Cümlenize selam olsun
Seyredilen her varlık
Güzelde kendini bulsun

Dağlara çıkacağım
Eteğimdeki taşı dökeceğim
Yolumu halden buldum
Her güzele bakacağım dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Keyf ehli yoldan gelir
YUNUS’ta kendini bulur
Her sözü alana
Güneşe gündüz var diyene
Gecenin sesini
Yıldızların hevesini bildirir
YUNUS aldı verdi de
Hem sevdi hem yerdi de
Yöreyi töreyi övdü de
Düzenden ayrı mı kaldı?
Yoksa deryada derine mi daldı?
Dağılanı topladıysa
Bilgisini katladıysa
Esen yelden
Akan selden değil
Gören gözden
Seven gönülden
Söyleyen dildendir
Ne gelirse elden
O verir gönülden dedi
YUNUS’um selamladı

Aradığım sahibimi
Gönlümde buldum
Boş idim geldim
Sevgi ile doldum
Ne kalandan sordum
Ne giden ile yordum
Ne de arayan ile durdum
Her yolcu niyetine gider
Her yolcu bilgisi ile güder dedi
SEYYİT OMAR söze geldi:


Gönülleri sayarsam
Sevgiye doyarsam
Bilgime yön veririm dedim de
Dediler ki;
Ne güllerin sayısı belli
Ne sevginin ölçüsü
Say sayabildiğince
Sev dolabildiğince
Öğren bulabildiğince
Gölgeyi sil güneşte kalabildiğince dedi
SEYYİT OMAR selamladı

Dönemedim YUNUS’a diyene de ki;
Adına her yazılan
Kendinde olanı verir
Kendi adı ile anılır
Sefere her yolcu katılır
Sehere bir yolcu atılır
Yapıya geldik tamam
Ötesi dostluk zaman dedi
HAMZA DOST sözü aldı:


Dostluğu bildik güzel
Dostlukta kaldık özel
Ne seyirden alındık
Ne yorumdan kalındık dedi
HAMZA DOST selamladı

Dümen olmazsa
Gemi yürümez
Ocağı yanacak
Yolunu bilecek
Kaptan hazır oldukta
Yolu verecek
Dumanın yeri belli ise
Kaygu asla gerekmez dedi
İBN-İ SİNA söze geldi:

Bir bir aldık tayfayı
Gezdik geldik Hayfa’yı
Oturanı sileceğiz
Gösteriyi böleceğiz
Hayır dedik güleceğiz
Hayfa; uyumsuzların bellendiği liman

 



Mayaladık hamuru
Yıkadık çamuru
Belledik toprağı
Bekledik yaprağı
Dost yapısı bizdedir
Cümle alem gözdedir
Güzel çirkin sözdedir
Gülmeyi biliyor isek
Dilediğimiz eldedir dedi
İBN-İ SİNA selamladı


Bağ bozumu başlar diyene de ki;
Yaratan bilir düzeni
Dilediyse yozanı
Bir kalem bir kitaba
Bir söze bir hitaba, ayakta tutar
Dilediği çobanın sürüsüne katar
Bilmeyi dilediysen kulluğunu
Hazır et elinde yolluğunu dedi
MERYEM sözü aldı:

Güneşte buldu
Gölgede durdu
Ne var ki
Yaratılmışlığın kutluluğunu buldu
Bilmek, kulun sesine değil,
Özüne hitapdır
Her kulun bildiği
Kainattaki kitapdır
Her kitabı birledik
Her konuyu zorladık
Gördük ki,
Yaratan birdir
Yaratılan Yaratanı biliyor ise, gürdür
Seni beni silerde
Günde O’na bağlarsa gönlünü
Hakk’a döndürürse alnını
Ona de ki;
Her varedilen birdendir, bilse bilmese
Mademki Yaratan bilendendir
ADEM’den bu güne geleceğe gülendendir
Senlik benlik hırkadır
Kapanan kapıya bakan
Açıldığında gördüğü ile
Gönlünü yakandır
Hem adımı senden aldım
Hem gönlümü O’na verdim
TOKTAY ile ayağa durdum
Dedim ki;
Aldım kucağa
Girdim ocağa
Atılmayım olmayacağa dedi
MERYEM selamladı

Karlı dağlar izin verir
Yanan ocak sözün bulur
Her kararda izin alır
Rabb’imin adına verdik
Adı ile her kapıda durduk
bileni bilmeyeni sardık
Sanmayın Kimsin? diye sorduk
Kim olursa olsun
Yeter ki dost sofrasına gelsin dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:


Bakalım,
Her yakaya dilenen gülü takalım
Tarlaya ekini atalım
Allah adına elele tutalım dedi
KAYGUSUZ selamladı

HACI BEKTAŞ söz diler, söz alır
Öze dalar
Her bilenin gönlü
Aşk ile dolar
Gelmeyi dilediysem
Sevenler beni arar dedi, selamladı

Almayı vermeyi
Her kulu diler
Ne var ki
Alacağım vereceğim nedir? der
Kimi deryaya
Kimi göle
Kimi nehre dalar
Nerde dalarsa dalsın
Dilediği kadar alsın
Gelişi gine de deryayadır


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah