|
MEVLÁNA'yım ben!
Duyduk güzel her sözü
Güzele açılır gözü
Değirmene su
gelse
Dönen dolabı sorsa
Buğdayını öğütene
Yerinden geleni
eğitene
Selam verirdi
Cümlenize selam olsun
Yeni doğacak ayda
Bulutsuz semaya baksın
Dostun yolu açıktır
Gelenlerle bütünleşir dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Yazı yazdım havaya
Suyu koydum kovaya
Söz dilde, gönül
dalda
Cümle uyumlu halde
Gel sürüyü güdelim dediler
Beni
yanına aldılar
Gördüm ki;
Dilde olan gütmez
Kovadaki yetmez
Gezeyim göreyim
Akan suda simamı sorayım
Al götür derse
Yemeniyi giyeyim
Her adımı sayayım
Gönüle cümleyi koyayım
(Soru: ‘Adım’ dan murad nedir?)
Doymayı denemezsem
Durmayı bilemem
Yolda gidene adım
gereklidir dedi
YUNUS’um selamladı
Her günümüz güzeldir
Bu günümüz özeldir
Hak adını
andıkta
Gönüllerde buldukta
Yakın, çok yakın oluruz
Varlığında
aşkı ile eririz
Her yuvayı gezdik
(Soru:
Kadir Gecesi’nde mi?)
Eyvallah
Her düğümü çözdük
Her niyazın verdiğini
Elden ele
sunduk
Dost dediğimiz
Post bildiğimiz
Her zerrede alış veriş
Yedi rengin gerçeğini yansıtır
Yolcu olan, yolda bekleyen her
kuluna
Resulü’nün selamını ilettik
VEYSEL adına söze geldik
Meydan’a geldik
Görseler dedik
Nuru ile nurlanan her bir zerre
Milyonlarca yıldız
misali parladı parladı
Bilsen bilmesen her zerren korladı
Semada
ulaşılan en güzel gün
En güzel an ve kulu için en güzel zan
(Soru: ’Ben kulumun zannındayım’
mı?) Eyvallah
Meydan’da
Sen ben
değil
Cümlemiz oluştuk
Zamanda dün bugün yoktur
Şu an
yaşadığın haldir dedi
VEYSEL’im selamladı
VEYSEL adı bilinsin
Yuva’da anılsın
Eyyam O’ndan
Hayyam O’nun
Doyduğum güzel O’na dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:
Dayanmayı bildimse ağaca
Yerden aldığı güç ile
güvendirir
Dallarından meyvesini sulandırır dedi
HACI BEKTAŞ
selamladı
(Soru: ‘Hayyam’ nedir?)
Eyyam; zamanın sürekliliği
Hayyam; diri kaldığım, yumuşak olduğum
Dostu bildiğim kadar
Doğu’yu denedim,
Batı’yı kınadım
Gördüm ki;
Batı benden
aldığını satar
Doğu Batı’dan geleni
Haram diye tutar
Batı
her çözümü Kur’an’dan alır
(Soru:
‘Kur’an’da her şey mevcut’ demek mi?)
Eyvallah
Olmayanı değil
Olanı ilim
çözer
Dost adına HAMZA DOST sözü aldı:
Bağlamazsak düğümü
Bilemeyiz düğünü
Aldık geldik
soyunu
Sevdik dedik huyunu
Doyduk selam diyenlerle
Dost adını
bilenlerle
Ya Allah dedik
Her zerrede birliği bulduk
Doğuşa cümlemiz hazır olduk
Ya İlahi, yaprak yaprak oldurdun
Sevgini gönlümüze
doldurdun
Bizi bize muhabbetin ile buldurdun
Her anımız o an
ile bağlansın
Gölgeler silinsin
Duran gelen sevgi ile döllensin
Doğruya eğrisiz belensin dedi
HAMZA DOST selamladı
|
Akan çeşme bol verecek
Toprakta açan gülleri
Cümlesi
görecek dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:
Her basamak dilendiği yere götürür,
adımını attıysan
Her
niyaz beklendiği yerde bitirir,
gönlünü sonsuza açtıysan,
yerden
göğe Rabbimin rızasını seçtiysen dedi
HACI BAYRAM selamladı.
VEFA ile girdik yola
KAYGUSUZ’da verdik mola
Bir ağacın
gölgesinde
Akan suyun ötesinde söyleştik
VEFA dedi ki:
Her lokmada binbir hizmet gizlidir
Her
nefeste Rabbimden himmet saklıdır
KAYGUSUZ sözden kalmaz
Az lokmaya çok emekten dem
vurmaz
Sofraya gelsin de
Her nasipli alsın da
Dileyen
övünsün
Dileyen sevinsin der
Her lokmayı aldığında
Rabb’inden gelene şükreder
Niyazda beraber
Yazda beraber
Gönülden aşkına
Sözde
beraber dediler
Sofraya gelen cümlesine selam ilettiler
Yeşil fistan giydiğim
Sarı deste aldığım
Deryaya selam
saldığım bilinir
SARI ANA diye anılır:
Olumsuz görmeden ömür yaşadım
Elde desti her dileyene su
taşıdım
Yerden göğe yanan ateşi gördüm
Doğruyu bilenden niyaza
durdum
(Soru: Kız Lisesi yangını mı?)
Eyvallah
Kayguya düşmeyelim
Gelen suya uyalım, taşmayalım
Yol
açıldı ise geçilecektir
Her kulunun nasibi seçilecektir
Kayguyu
silelim dedi
SARI ANA selamladı
Her mum yandığı yeri aydınlatır
Yerden göğe şahidiz
dedi
MERYEM sözü aldı:
Akan suya yetersiz demeyelim
Dost bildi isek
Tutarsız diye gülmeyelim
Bende olanı
Sende var mı? diye
sormayalım
Rabb’im her kulunu
Varlığı ile bezendirir
Vergisi
ile özendirir
Bilgisi ile kazandırır
Bilmeyeni elinden yolundan
tutar
Bileceğe getirir dedi
MERYEM selamladı
Pembe rengin verdiğine
Yeşil rengin sardığına
Mavi
rengin sorduğuna
Sözümüz çoktur
Özümüz tektir dedi
PİR
SULTAN ABDAL sözü aldı:
Dağlar çağırsa beni
Durmaz giderim
Yollar çağırsa beni
Her dileyeni elinden tutarım
Deryalar çağırsa beni
Allah
der kendimi atarım
ABDAL oldum dost buldum
Geldim sizlere
sordum;
Elden ele alalım mı?
Rabb’imizi bulalım mı?
Olmaz
der misiniz?
Ayak ayak gideriz
Sevginiz ile dilediğiniz her
rengi güderiz dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
BEHLÜL’e söz gelmezse
Dost adını söylemezse
Allah
Allah der de gelir
Bir nefeste sözü alır:
Bağlamadan açtık kapıyı
Her niyazda örttük yapıyı
Her
dileyen gelsin
Niyazını versin dedi
BEHLÜL’üm selamladı
NİYAZİ’ye derman dediler
Eline ferman verdiler
Git de
yolunu alasın
Kendini orda bulasın
NİYAZİ’de gam yok
Dost
çok dedi
NİYAZİ MISRİ sözü aldı:
Her gittiğim sofrada az aş yedim
Çok nefes söyledim
Her
adımda arkadan geleni peyledim
Doğruyu bilen de bulan da geldi
Çembere cümlesi katıldı
Her ayna yüzünü aynı gösterir
Değiştiren
bakışındır dedi
MISRİ selamladı
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|