13 HAZİRAN 1985


MEVLÁNA'yım ben!

Duyduk güzel her sözü
Güzele açılır gözü
Değirmene su gelse
Dönen dolabı sorsa
Buğdayını öğütene
Yerinden geleni eğitene
Selam verirdi
Cümlenize selam olsun
Yeni doğacak ayda
Bulutsuz semaya baksın

Dostun yolu açıktır
Gelenlerle bütünleşir dedi
YUNUS’um sözü aldı: 

Yazı yazdım havaya
Suyu koydum kovaya
Söz dilde, gönül dalda
Cümle uyumlu halde
Gel sürüyü güdelim dediler
Beni yanına aldılar
Gördüm ki;
Dilde olan gütmez
Kovadaki yetmez
Gezeyim göreyim
Akan suda simamı sorayım
Al götür derse
Yemeniyi giyeyim
Her adımı sayayım
Gönüle cümleyi koyayım
(Soru: ‘Adım’ dan murad nedir?)
Doymayı denemezsem
Durmayı bilemem
Yolda gidene adım gereklidir dedi
YUNUS’um selamladı

Her günümüz güzeldir
Bu günümüz özeldir
Hak adını andıkta
Gönüllerde buldukta
Yakın, çok yakın oluruz
Varlığında aşkı ile eririz
Her yuvayı gezdik
(Soru: Kadir Gecesi’nde mi?)
Eyvallah
Her düğümü çözdük
Her niyazın verdiğini
Elden ele sunduk
 

Dost dediğimiz
Post bildiğimiz
Her zerrede alış veriş
Yedi rengin gerçeğini yansıtır
Yolcu olan, yolda bekleyen her kuluna
Resulü’nün selamını ilettik
VEYSEL adına söze geldik
Meydan’a geldik
Görseler dedik 

Nuru ile nurlanan her bir zerre
Milyonlarca yıldız misali parladı parladı
Bilsen bilmesen her zerren korladı
Semada ulaşılan en güzel gün
En güzel an ve kulu için en güzel zan
(Soru: ’Ben kulumun zannındayım’ mı?) Eyvallah
Meydan’da
Sen ben değil
Cümlemiz oluştuk
Zamanda dün bugün yoktur
Şu an yaşadığın haldir dedi
VEYSEL’im selamladı


VEYSEL adı bilinsin
Yuva’da anılsın  

Eyyam O’ndan
Hayyam O’nun
Doyduğum güzel O’na dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı: 

Dayanmayı bildimse ağaca
Yerden aldığı güç ile güvendirir
Dallarından meyvesini sulandırır dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

(Soru: ‘Hayyam’ nedir?)

Eyyam; zamanın sürekliliği
Hayyam; diri kaldığım, yumuşak olduğum
Dostu bildiğim kadar
 

Doğu’yu denedim,
Batı’yı kınadım
Gördüm ki;
Batı benden aldığını satar
Doğu Batı’dan geleni
Haram diye tutar
Batı her çözümü Kur’an’dan alır

(Soru: ‘Kur’an’da her şey mevcut’ demek mi?) Eyvallah

Olmayanı değil
Olanı ilim çözer
Dost adına HAMZA DOST sözü aldı:
 

Bağlamazsak düğümü
Bilemeyiz düğünü
Aldık geldik soyunu
Sevdik dedik huyunu
Doyduk selam diyenlerle
Dost adını bilenlerle
Ya Allah dedik
Her zerrede birliği bulduk
Doğuşa cümlemiz hazır olduk

Ya İlahi, yaprak yaprak oldurdun
Sevgini gönlümüze doldurdun
Bizi bize muhabbetin ile buldurdun
Her anımız o an ile bağlansın
Gölgeler silinsin
Duran gelen sevgi ile döllensin
Doğruya eğrisiz belensin dedi
HAMZA DOST selamladı
 



Akan çeşme bol verecek
Toprakta açan gülleri
Cümlesi görecek dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:

Her basamak dilendiği yere götürür,
adımını attıysan
Her niyaz beklendiği yerde bitirir,
gönlünü sonsuza açtıysan,
yerden göğe Rabbimin rızasını seçtiysen dedi
HACI BAYRAM selamladı.

VEFA ile girdik yola
KAYGUSUZ’da verdik mola
Bir ağacın gölgesinde
Akan suyun ötesinde söyleştik

VEFA dedi ki:
Her lokmada binbir hizmet gizlidir
Her nefeste Rabbimden himmet saklıdır 

KAYGUSUZ sözden kalmaz
Az lokmaya çok emekten dem vurmaz
Sofraya gelsin de
Her nasipli alsın da
Dileyen övünsün
Dileyen sevinsin der
Her lokmayı aldığında
Rabb’inden gelene şükreder

Niyazda beraber
Yazda beraber
Gönülden aşkına
Sözde beraber dediler
Sofraya gelen cümlesine selam ilettiler

Yeşil fistan giydiğim
Sarı deste aldığım
Deryaya selam saldığım bilinir
SARI ANA diye anılır:

Olumsuz görmeden ömür yaşadım
Elde desti her dileyene su taşıdım
Yerden göğe yanan ateşi gördüm
Doğruyu bilenden niyaza durdum
(Soru: Kız Lisesi yangını mı?) Eyvallah
Kayguya düşmeyelim
Gelen suya uyalım, taşmayalım
Yol açıldı ise geçilecektir
Her kulunun nasibi seçilecektir
Kayguyu silelim dedi
SARI ANA selamladı


Her mum yandığı yeri aydınlatır
Yerden göğe şahidiz dedi
MERYEM sözü aldı:

Akan suya yetersiz demeyelim
Dost bildi isek
Tutarsız diye gülmeyelim
Bende olanı
Sende var mı? diye sormayalım
Rabb’im her kulunu
Varlığı ile bezendirir
Vergisi ile özendirir
Bilgisi ile kazandırır
Bilmeyeni elinden yolundan tutar
Bileceğe getirir dedi
MERYEM selamladı

Pembe rengin verdiğine
Yeşil rengin sardığına
Mavi rengin sorduğuna
Sözümüz çoktur
Özümüz tektir dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

Dağlar çağırsa beni
Durmaz giderim
Yollar çağırsa beni
Her dileyeni elinden tutarım
Deryalar çağırsa beni
Allah der kendimi atarım
ABDAL oldum dost buldum
Geldim sizlere sordum;
Elden ele alalım mı?
Rabb’imizi bulalım mı?
Olmaz der misiniz?
Ayak ayak gideriz
Sevginiz ile dilediğiniz her rengi güderiz dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

BEHLÜL’e söz gelmezse
Dost adını söylemezse
Allah  Allah der de gelir
Bir nefeste sözü alır:

Bağlamadan açtık kapıyı
Her niyazda örttük yapıyı
Her dileyen gelsin
Niyazını versin dedi
BEHLÜL’üm selamladı

NİYAZİ’ye derman dediler
Eline ferman verdiler
Git de yolunu alasın
Kendini orda bulasın
NİYAZİ’de gam yok
Dost çok dedi
NİYAZİ MISRİ sözü aldı: 

Her gittiğim sofrada az aş yedim
Çok nefes söyledim
Her adımda arkadan geleni peyledim
Doğruyu bilen de bulan da geldi
Çembere cümlesi katıldı
Her ayna yüzünü aynı gösterir
Değiştiren bakışındır dedi
MISRİ selamladı

ALLAH’ıma emanet olunuz

ALLAH’a ısmarladık


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah