16 AĞUSTOS 2001
Rabb’im güzeli yazar İnsan bildiği kadar çözer Alemler senden benden sorulmaz Dünden güne yorulmaz Geçmiş olan okunur Gelecek ilmek ilmek dokunur MEVLÂNA ; Düne güne yarına kapı açtı O kapılarda insan En güzel günü seçti MERYEM güneşe bakıp İnsanlığı selamladı Elindeki kalemi Varlığı ile nurlandırdı Sebep dedi gelişe Bir damlanın esrarı Öğrenmeyi dilemek İnsanlığın ısrarı Rabb’im dilerse olur Kulu ararsa bulur Dört yanına bakarsa En güzelini görür HACI BEKTAŞ, hay dedi İnsanın kalemidir YUNUS EMRE, bal dedi Sevginin kelâmıdır Sazı sözü alalım Aradığımız cevheri bulalım HACI BEKTAŞ sofrasında duralım Dedi ki; Soframızı kuranlar Meydanlarda duranlar Rabb’imin yaygısını serenler Okusunlar bilsinler Bilsinler de sevsinler Sevgi anahtarıyla Dost kapılarını açsınlar O kapılarda; Dostluk, sevgi, mutluluk buluşur Erenleri insanlara Bilgi vermeye çalışır O bilgi sendedir Çerağlarla uyanırsın Uyandıkça Rabb’ine dayanırsın Zirvesine varmalıyız dağların Meyvesini almalıyız bağların dedi HACI BEKTAŞ, Allah Allah diyenlerin önüne düştü Varacağız elbet Çardağımızı kuracağız Bilen bilmeyen ile aşını karacağız Bir senden bir benden diye Gönüllerimize soracağız Barındırdığın nefsin mi? sevgin mi? Nefsini barındıran Ömrünü yorandır Sevgisini barındıran Neslini koruyandır YUNUS EMRE bilmek dedi Kendinden kendine Kendinden cümleye Cümleden Rabb’ime Kendini bilmeden Cümleye varamazsın Rab şuuruna eremezsin O güneşi 'Ol' dedi yarattı Olumsuzluk halinde İnsan beynindeki güneşi eritti |
|