| (Miraç Kandili) BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Dağları aştım geldim Sahilinde kumu gördüm Ayak izleri çoğalmış Deniz, hava, güneş doğalmış Kimi görür güzelini Kimi söyler gazelini Denizine girmeliyim Dibinde neler var görmeliyim Ağaçlarını birer birer sarmalıyım Her birinde birer ayet okumalıyım, dedi MEVLANA, YUNUS’un sözüne güldü Yunus dedi ki; Derdi gamı katıra yükledim Gönlümdeki sırrı sakladım “Gönlündeki sır nedir?” dediler Benim elimden tatlı aşı yediler Sal salabildiğince kini öfkeyi Sev sevebildiğince kedi, köpeği Neyi seversen sev Neye gülersen gül Sadece yaratılanı öv Övdüğün her varlık O’nun eseridir Vereceğin her örnek O’ndan tasarıdır, dedi YUNUS selamladı Suyun başında gördüm KAYGUSUZ ile PİR SULTAN ABDAL’ı KAYGUSUZ dedi ki; At boynundaki çengeli KAYGUSUZ dedi ki; Dünü günü söz etme Asla ardına göz atma Doğruda olan hedefini bilir Dilediği kapıyı bulur PİR SULTAN ABDAL daldı Elindeki güle güldü Her çiçeği sevesin Her fidanı övesin Açılan kapıyı bilesin
| Bu kapı Resulünün kapısıdır Bu yapı Rabb’imin yapısıdır Gidip geleyim diye kendini yorma Sahipsiz yapıya aklını verme PİR SULTAN ABDAL kapıya mendil bağladı Yolunu bilmeyenler için ağladı
Her mekânı belledik Sofralarınızı balladık Dostlarını bekledik, dedi MERYEM ile FATIMA sözü aldı Dediler ki; Günü güne bağlarsınız Güzel günde anarsınız Olumsuzluklar için ağlarsınız İnsan, insanlığını biliyorsa Dostlarına gülüyorsa O’nun ilmine güveniyorsa Asla çaresiz olamaz Her Ad’ını anarız Kevser ile döneriz Fatiha’yı sunarız O zaman dağlar bize düz gelir Gönüllerimiz birbirine söz verir Şaşmayacağız Taşmayacağız Düşmeyeceğiz MERYEM ile FATIMA Beyaz at ile geldiler ve döndüler
Eyvallah. Selam olsun Selam olsun Selam olsun Allahu Ekber Allahu Ekber Allahu Ekber Lailahe illallah Muhammeden Resulullah |