09 NİSAN 1970


MEVLÂNA’yım ben!

Aydan gelen ışığın
Nurunu andım
Güneşin ışığından
Nuruna yandım
Yandım, suyunu diledim
Deryaya daldım
Canım yolunda
Aşkım gönlümde
Allah’ımın yolu
Kulunun gönlündedir
Uykunun yolu yolumadır
Allah’ımın kulu gönlümedir

Aldın mı sözü, yenide sazı?
Söz edilir, saz çalınır
Sazın nağmesine uyulur
Uymuşsan nağmeye
Neşeli gün geçirilir
Saman yığını günlük
Dağın akışı binlik
Dere yere benzemez
Suyu akar kirlenmez
Duran suya göz atma
Akan suya söz atma
Yatağına girende
Öyle suyu akanda
Verimi uygun olur
Etrafı düzgün olur

Ses veren ses alır
Yolunu öfkeye çevirir
Öfke kula iyi değil
Dünyayı da ahireti de kaybettirir
Sözünü iki düşün bir söyle
Söylediğini tartıya koy
Kötüyü dirhem et
Sözünü kendine emanet
Kendin kaldırırsan
Başkasına naklet
Yardımcı Allah'ım

YUNUS’um yolumuzda
Kendisi Yuvanız’da
YUNUS’um geldim
Söz dedim, aldım
Neşeye vardım
Cümleniz hoş olun
Dünyada huzur bulun
Ahirete hazır gelin
Geldim,
Geleyim diye diledim
Dileğimi aldım
Sözümün eğrisi yok
Boynumun eğrisi hak
Boynumu bükerim
Allah’ım derim
Sana bükülür, yere bakılır
Yolum bükülmez
Sözüm dökülmez
Tadı bilmem acı mıdır, tuzlu mudur?
YUNUS söyler, umudu yener
Dünyanın gidişi YUNUS’tan sorulur
YUNUS,  Allah’ımın işine karıştırılır
Olayın YUNUS’la ilişiği çelişiği yok
Dünya hakkı kalsa da
Kul bu yönde yansa da
Dert etmesin
Dünya malına tamah etmesin
YUNUS yolun yolcusu
Hak yolunda sözcüsü
 



YUNUS’um, demem
MEVLÂNA Hazretleri der
Yolundan söyler
Onun sözü de sazı da
Meydanı da geniş
Yolunun yönünün ölçüsü yok
Benim sözüm ölçülü
Geldiğim,
MEVLÂNA Hazretleri’nin
Davetine uyduğumdur
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Misafir gelen
Misafir olduğu yerde kalır
Ev sahibinin
Yuvasında dolaşmaz
Müsaade olunan
Kula meydan verilen yerde

Yumak yolunca sarılır
Kul, yumağını Ulu’su ile sarar
Yolunu alana ne mutlu
Yumuşak olasın
Yolundan gidesin
Sözünde durasın
Allah’ına duacı olasın
Olan olmayan
Allah’ımdan dilenir
Dileğin tez alınır
Yandığı gün kütüğün
Aldığın gün katığın tadını bilir
Kütüğün varlığı bağdadır
Büyük yumağın sargısı uzun sürer
Kütük yanınca ne olur?
Ateşten değil güneşten bozulur
Üzümü vermez
Şarabı olmaz
Şarabı içmeden
Kul sarhoş olmaz
Kütük yanmadan
Katığını almadan kul ayılmaz

MEVLÂNA’yım geldim
YUNUS’um dedim;
Sözüme sözcü oldun
Özüme sazcı oldun
Kula dedin, yolunu yarına bıraktın
Dedi; Sözünü sen diye bana sordular
Senin yolunu bende sandılar
Gücümce söyledim
Özünden, kusur ettimse af diledim
Ulu’sun ya YUNUS’um
Dolusun ya YUNUS’um
Sözüm sözündür
Gözüm özündür
Özün, gözüm
Allah’ımın nurudur
Allah’ım adın
Ağızda tadım
Gönlümde kaldın
Gitmek farz oldu
Sözüm burada kaldı

ALLAH’ıma emanet
Cümle kula selamet
 

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah