11 NİSAN 1970


MEVLÂNA’yım ben!

Geldim, meclisi kurulmuş gördüm
Gönülleri gezdim
Dikenleri ezdim
Ezdim dedim
Gülleri gördüm
Niyazlara erdim
Allah’ım dedim, sevindim
Sevindim, çünkü dikenini ezdiğim
Gönülleri pak gördüm
Müstesna yaratmış Allah’ım

Gününüz demeyin
Söylenenlere uymayın
Allah’ımın korkusu dünden çok
Ne var ki, dünkü kendinden emin
Allah’ımın kulu olmayı
Yalnız kendini ibadete vermeyle ölçmeyi
Allah’ımın muteber kulu mu diyelim?
Allah’ımın kulu olmak
O'nun varlığına inanmakla kaimdir
İbadeti borç bilin
Yolumun selameti demeyin
Olayın gelişini dersin
Gelişim, yoluma uyuşumdandır
Cereyanın verilişindendir
Kuvvetli cereyan
Benim yolumu verdi
Verileni aldı, aldığını yaydı, neşretti
Bağlantı böyle oldu
Ayrıntı yok artık
Sözümüz uzar
Yolumuz düzer
Gönülleri sezer

MEVLÂNA CELÂLEDDİN’im
Yalan yok, hakikat budur
MEVLÂNA’nın sözü
Dinlediği sazı
Demedi kötü;
Uydu söze de
Döndü saza da
Allah’ım diyene
Yolunu sorana
Gönlünü açana
Ne mutlu deriz
Mesnevi dersin
Güne dönersin
Gününe geldim
Sözümü verdim
Dilersen oku
Duyarsan dinle
Yazımız büyük dersin
Büyüklük, elden değil gönülden
Müsaade olaydı
Yolumuz açılaydı
Dilerdim ben de vermek
Verdiğimi göstermek
Müsaade kadar söz

Münasip günün güzel manası
Ne demek mi münasip gün?
Size açılan, nasip edilen,
Meclis kurulan bu gündür
Manası güzel
Çünkü açılan gönüller
Anılan Ulular
Müsaade edilen bu günde
Manasını bulmuştur
Dün anılsa olmazdı
Mesuliyet değil
Allah’ımın ince hesabıdır
Topluluğumuzun değeri
Güzel yol, güzel yön verir
Kulun niyeti Allah’ına olsun
Mürşidini elbet bulur
Yolun yolcusu ol
Hancısı değil
Yumuşak yuvanın havası
Geleni de yumuşatır
Yuvamız huzur dolu
Huzuru bulan kulu
Allah’ım sever
Çünkü isyan eden kulu
Yol münasip yönde
Gülünün elinde olanın
Yolunu keser
Huzur, Allah’ına dayanan kulda olur

Suyum deryaya akar
Akarken gönülleri yıkar
Münasip söz yolunda olur
Manayı açtık
Sözümüzü seçtik
GARİB’in elinden
Dünyaya uçtuk
Yanılmayın sözle uçtuk
Gönüller bir oldu
Yollarımız bir olduğu gün
MEVLÂNA gördü
Allah’ım dedi,
Kuluna verdin
Yardımcı dedin
Vardım gittim
Cümlemiz bir olsak
Üzüm bağına girsek
Güzel olmuş üzümler
Şarap dolmuş güğümler
Hep beraber içelim
İçelim söz edelim
Sözü Allah’ıma bağlayalım
Bağımız Allah’ıma
Yolumuz Allah’ıma
Yolunuz Allah’ıma
Yolunuz benimle mi?
Gönlünüz Allah’ımla mı?
Dileğinize uysun
Allah’ım gönlünüzce versin
 
Sorun diyelim
Sözü YUNUS’uma verelim
Meclisimiz dünya sözüne kurulmadı
Dönük Ruh soruldu
Dönüksen uyar sana
Gönlüne göre gelir, telkin verir
Gönlünce düşünmek değil
Gününce değerlendirmektir makbul olan
Kuvvetini gönlünde ara
Yanına gelende değil
Öteyi düşünmek Allah’ımın işi
Kulun sabırla pişer aşı
Düşünmek değil
Beklemek gerek
Allah’ıma şüphesiz inanmak gerek

Yolunu çizeni düşün
Dileğini vereceği düşün
Kulun dileğince olsa dedim
Dünya yanını yönünü çevirir
Bir o yana bir bu yana devirir
Niyete uyar, MEVLÂNA duyar
Olanı dersen, Allah’ım verir
Sabır kulu oldurur
Yolunu buldurur
Ben, benden deme
Gün geçer, kul görür
Geçeni unutur
Yamalı fistan giyen
Sırmalı bulsa giyer
Öteye geçer, geçeni unutur
 



YUNUS’um, bir yüce yolun yalnız kulu
Yalnızlık dünya yolu
Yoksa yalnızlık yoktur
Yanında kul ararsın
Görürsen yalnız değilim dersin
Nasıl da yanılırsın
Deme; Elimden tutan yok
Allah’ım yalnız bırakmaz
O'na yönelen kulu sıkmaz
Kuldan bekleme
O olsa yapar deme
Güvenme kuluna
Münasip olan
Allah’ımdan beklemektir
Mümin yolun yolcusu
YUNUS kulun hancısı
Kimdir? dersen
Yumak sardım yolunda
Hancı sordum kulunda
Durmak değil yürümek gerek
Yürürken düğümünü çözmek gerek
Aldığım yolu
Verdiğim kulu düşündüm
Şükür Allah’ım dedim
Aldığım yol haktır
Verdiğim kul paktır
Cümleye söylerim
Sözden geldik
YUNUS’umu selamladık
Sözü verdik:

YUNUS’um geldim
Geldiğim günü sevdim
Günde olanlar
Yuva’da bulunanlar
Allah’ından medet diyenler
YUNUS’un sözünden
Niyet açanlar;
Niyete uymam
Yolumdan dönmem
Çünkü Yuva'nın misafiriyim
Yanarken yanmalı
Yunarken yunmalı
Allah’ın verdiğine katlanmalı
Mümin kulu isen
Yolunda gideni isen
Ben Allah’ımın mümin kuluyum
Her dileğim olmalı
Allah’ım beni duymalı diyen
Kökten yanılır
Allah’ım duyar
Kulunu görür
Münasip olanı verir
Mümin kul dünyada
El üstünde midir?
Elbet açarım;
Huzurun manası
Hiçbir düğümün olmayışı mıdır?
YUNUS’a göre huzur;
Allah’ına şüphesiz inanmaktır
Olan düğümü hayır diye çözmektir
Elbet hayırdır
Hayır olmasa
Allah’ım o düğümü oraya atmaz
Kulu derde katmaz
Mümin kulun yaptığı
Ona hayır diye inanmak
Sabırla çözmek
Huzurun, dilediğin olunca gelecek mi?
Huzuru kul yaratır
Ulu kul dersin
Ulu kulun düğümü yok mudur?

YUNUS dense yeridir
Kulun teridir
Sevgi gönül yeridir
Geldim, gönüllere girdim
Gördüm ki;
MEVLÂNA Hazretleri
Gönül bahçelerini gezmiş
Dikenleri ezmiş
Suyunu vermiş
Gülleri dermiş
YUNUS’a ne söz düşmüş?
Kızmak mizacım değil, sert olsam da
Uymayana,
Yönünü Allah’ıma çevirmeyene kızarım
MEVLÂNA Hazretlerinin
Layık görüp suyunu verdiği kullara
kızmak ne haddime
YUNUS erdi bu yolda
Yolu yolda buldu
Kulu kolda buldu
Odunu kendi serdi
Adını dile verdi
Gönüllere taş koymam
Eğri yola baş koymam
Geldim geleyim
Verdim bulayım
Dilendi seveyim
Sevmek yaratılmışı
Gönlümün tacı
Başımın demedim
Çünkü başım dünyanın
Gönlüm Allah’ımın

MEVLÂNA’yım geldim
YUNUS’umu selamladım
Sözün kısa oldu dedim
Kısa oldu öz geldi
Kulun elinde kaldı dedi
Yazı ile söz ile
Bağlantılar biz ile
Yolu yola düz ile
İnişi yok çıkışa bakar
Bakanı yakar
Yanılmayın aşk ile
Ateş ile değil
Gelen, dünden güne bakar
Günden alır, gelene bırakır
Geliş bitmez
Kul kanmaz, boşa yanmaz
Müstesna olayın
Yüce’den gelir izni
Küçük olay dersen
Mantıkla çözülen
Mantık elinde
Allah’ım dilinde
Gönül Gül’ünde
Yazmak yetmez
Söz bitmez
Günden çıkmaz
Yolun uzun,
Yünün bol olsun desem gülersin
Çünkü olanı bilirsin
Duanın güzeli şudur;
Allah’ımın sevgili kulu olasın

Sözü sözle keselim
Cümleye selam diyelim
 

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah