15 EYLÜL 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Hoş gördüm.
Huyu ile olan
Kanısını bilen
Sebep nedir? demez
HAYYAM der ki;
Şarap destiyi eskitmez
Yıllarca da dursa.
Evet, şarap sıcak içilir
Ne var ki sıcakta içilmez
Neden?
Çünkü iki alev bir arada olmaz
Güzellik, verenden değil verdirendendir
Verdiren,
Kulunun görgüsüne, bilgisine göre verdirir
Dendiği gibi olur
Suyun akışı kulu ilk anda şaşırtır

Sevgi bağını sordun
Katılık olayda değil
Olay, yazılandır
Dediğim gibi
Kalemle değil
Nefestir yazılan
Kafestir uyulan
Verenin hayır gördüğü
Dün verdiği,
Kulunun kaderini derdiği
Seymen bildiği gibi
Acemi gördüğü gibi yapar
Seymene hata yaraşmaz
Merdiven çıkan
Dönüp arkaya bakmaz
Ağacın dalını elinde bilen
Yere kuvvetli basandır
Düşmekten korkmaz
Damın örtüsü
Duvarın vergisidir
Duvar olmasa
Dam örtülmez
Olayı söyledim
Duvar çatılı, damı örtülü
Her damın akıtı olur
Bazı dam akıtı yuvaya verir
Dünya yapısı düzeni bulur
Ahiret yolunda kararsız olunmasın
Yolda Allah’ım şaşırtmasın. Amin.
Yumuşak olana dedim
Güğümünü bildirdim

Dumanınız bacadan gitsin
Yuvanın havası değişsin
Olmasını, yumuşak yola bağlasın
Yola baktığın haberin tez gelsin dedi
GANİ HAZRETLERİ duacı oldu
Hasret kaldık dedin
Fani olarak yanıldın
Hasretlik senin oldu
Yanına gelen seni gördü
Olgunluğu yerinde buldu
Hayal dediğin hakikat olacak
Seferi bilen giyimini hazırlar
Allah’ım diyen verdiğine uyar
Allah’ım nuru ile yoğurduğu kuluna
Şer vermeye kıyar mı?
Senin için şer olan
Bilesin hayıra açılan kapıdır

Halk ile bir olmak
Hak yolunu bilmekledir
Halkın diline uymak
Halktan geleni bilmek
Kulun yolunu hazırlar

Her olay, vergiye göre değil
Görgüye göre benzetilir
Haşmetli olanın şapkası
Eski de olsa askıya konur
Kulun fistanı
Destanını süslemez
Kulun destanı
Yaşadığı günde okunmaz
Dünya geliş kapısı
Dumansız ise yapısı
Dönüşe zorluk vermez
Kulun gelenden şikayeti olmaz
Dilediğin yol
İmtihansız geçilmez
Geçtin, verdin
Geçişine seni hazır gördüm. Yanılma.
Aynı kapıdan geçmek dilemez misin?
 



Hiç bir kul
Öbür kulun geçmesine
Ne yardımcı olabilir
Ne elele geçebilir
Her kul kendi gönül yapısına göre geçer
İmtihanı o istedi, o gördü
Aile reisi olmakla
Allah’ımı unutması gerekmez
Dilemenin mevsimi olmaz
Zorlu dediniz
Allah’ımı unuttunuz
Dert dediğiniz nedir?
Kulun kapısını Allah’ım kapamasın
Dünya derdi odur
Gitti geldi, aldı verdi
Dert değildir
Olmuşu değil
Yerinde bulmuşu düşünün
Seçilen yol sizden olaydı
Saray mı dilerdiniz?
Elbet her kul
Dünyayı güllük görmek
Yerini tahtta bulmak isterdi
Dünyanın, indi-çıktı oturdu-kalktı derdi olmasa
Güzellik bilinmezdi
Nasıl ki aşı pişirirken soğanı katarsın
Pişirirken soğan acı gelir
Pişende tat verir
Senin olayın da öyle olacak
Nasıl ki,
Aşı pişirirken
Acı biber koyarsın
Sonradan da yakar. Duacı ol.
Senin üzüntün
Soğan gibi çiğken acı gelsin
Pişende tatlı olsun
Her olayın daha kötüsünü düşün
Öyle duacı ol
En kötünün içindeyim dersen
Allah’ıma güç gelir
Sana daha kötünün de olduğunu gösterir

Duacınız olduk
Cümlemiz geldik
Unutulmasın,
Kulun Allah’ım beni imtihan et dediği zaman
İmtihana tabi değildir
Ancak layık görüldüğü an imtihana alınır
Sebepsiz kuş uçmaz
Yanılan yanıldığını bilmez
Allah’ımın adaleti santim oynamaz
Senin acıdığın kul
Gün gelende sana acımaz
Unutma,
Tek acıyanımız Allah’ımız
Kulun zengini şanslı
Fakiri şanssız mıdır?
Her kulun ölçüsüne göredir dünya vergisi
Kaderi, dünya malı ile ölçersen
En kadersiz kullar Erenlerdendir
Çünkü onlar aldığını verenlerdendir
Oya, işlendiği için değerlidir
Hayat dersiniz
Kainatı hayata bağlarsınız
Avucuma alayım
Sırrını çözeyim dersiniz
Kendi sırrını çözdün mü ki
Kainata el atarsın?
Benliğini buldun mu ki
Ortaya çıkarsın?
Benliğini bulan
Kainata uyandır
Kainata uyan
Yaratanı bilendir
Sen O’na uy ki
Rüzgâr seni üfürmesin
Sel alıp süpürmesin
Duran suya değil
Akan suya talip ol ki
Seni deryaya götürsün

(Resim verildi: ÖMER HAYYAM)

Verileni bilmedin mi? HAYYAM.
Kumun yolunu bildiği
Kitabında yazılıdır
Kitabı elinde gizlidir

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah