14 EYLÜL 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Yolları düz dedik
Hat çizdik geçtik
Döndük dolaştık
Gine de buluştuk
Uzak kalan olmadı
Beden ruhsuz kalmadı
Beden dünyanın malı
Ruhun kafesi değil mi?

Koştuğun nedendir?
Tez varmak için
Coştuğun nedendir?
Aşkının ateşinden
Gücünün yetişinden
Gittiğin yerde durdun
Yönünü Yüce'ye döndürdün
Allah’ım senden dedin
Dediğin duyuldu
Duan kabul edildi
Dileğin makama havale edildi
Aslından dönülmez
Dedikten çıkılmaz
Demekten maksadım;
Dediğim bildiğimdir
Yazılanı gördüğümdür

Kumu yumuşak yol bilirim
Seni de götürürüm
Olmasını yürekten andığın olacaktır derim
Mayısı söyledim
Sorduğundan değil
Bildiğimden söylerim
İzin gelse derim
Neden sabıra yer vermezsin?
Nasıl olsa görürsünüz
Denize ağ geren
Balık alsam diyen
Ne geleceğini bilir mi?
Konuyu seçmezsin
Ağaçlar olsa dersin
Ağacın gölgesinde
Uykuya dalarsın
Yürümeyi dinlenmeye bırakırsın
Kapıyı açanı gördüm
Asmayı denedin
Olmazsa dedin
Olacağını gördüm
Sana da bildirdim

Kuyuyu ses verir diye düşünme
Ses kendi sesin olur
Niyetini kuyuya dahi verme
Senden almaya çalışır
Niyetini Allah’ımdan gayrı kimse veremez
Aracı koyma
Niyetini kuyuya bağırma
Doğrudan Allah’ımdan dile
Çünkü Allah’ımla gönül bağın zaten mevcut
Dediğini anında alır
Makamına havale eder
Allah’ımın her kulu mübarektir
Nurunu hıfzettiği an.
Her dünyaya gelen
Allah’ımın nuru ile doğar
Dünya tamahı ile
Allah’ımın nurunu harcar
Allah’ımın adaleti
Kulun doğuşu ve ölüşünde de
Kendini gösterir
Ölüş dedim, kul dilince söyledim
Doğuşun güzelliği
Zenginde de fakirde de aynıdır
Ölümün nuraniliği de aynıdır
Eğer harcamamışsan.
Korkuyu siliniz
Ölümü özleyiniz
Özleyiniz ki, varışı bulasınız
Çünkü özleyiş aşkınadır
Dünya kuluna olan aşkından deliye dönersin
Ya O’nun aşkını
Nur’una varmayı nasıl özlemezsin?
Huzuru aradığım zaman
Ölümü düşünüp O’na varmayı hayal ederdim

MEVLÂNA olmayı
Musalla için yumağıma yer etmedim
Yumuşak yolu
Mertebesini alayım
Uluların arasında olayım diye değil
O’na varayım diye

Olmuşa yol göstermek yersiz
Durmuşa yürü demek yersiz
Dileyen arar, yolunu sorar
Sorana, bilen bulunur
Aymayı yumağına çeviren
Geç dahi olsa kazançlıdır
Suyumuzu yerinde bulduk
Membaını yerinde akıttık, dileyen gelir
Yumuşak yol dedik
Membaını bulan
Kaynağına desti tutandır

Yumurta yumuşak değil
Ne var ki dönüşe dayanır, vuruşa değil
Sert olsa, kumda yuvarlarsan kırılmaz
Sert kulu misal verdim
Kumda yuvarlarken
Dikkat etmek gereklidir
Önüne taş gelmesin
Kırılıp bulaştırmasın

İnan, iman, sevgi ile bağlıdır
Biri çözüldümü
Öbürü işine yaramaz
Sevgi de
Manaya olan sevgidir
Maddeye değil

Mayayı kim yoğurur?
Yününü kim eğirir?
Kulunu kim eğitir?
Hep ehil olan
Dünyayı cehil yıkar
Ahireti ehil arar
Arayan bulur
Arayana el ver ki
Seni de götürür
Yerden mi? Yüce’den mi? deme
Allah’ımdan dile
O nasıl olsa seni görür
Dilediğini verir
Olmuşsa olmuş
Kul elini vermiş
ÇAKIR’a dedim
Mürşidini bulmuş dedim
Arayana el ver
Seni de götürür
Elin kaldığı yerde
Gözün de kalır
 



Aynayı görenle soran bir midir?
Allah’ım diyenle
Allah’ıma duacı ol diyen bir midir?
Allah’ım ağız vermiş
Neden ben demeyim?
Sana havale edeyim?
Araya mesafe koyayım?
Duacı olmak güzeldir yakınına
Amma vekaleten değil
Yanlış değil, noksan
Arayı kapamaktır
Samimiyetten uzak olmaktır
Konuk gelen
Yolunu bilendir
Allah’ım diyen
Sebep aramayandır

Sudan alandan
Yolu bilenden
Allah’ım razı olsun
Akan suya uydunuz
Büyük suya vardınız
Öyle mi? denmesin
Şüpheye yer verilmesin

Kul olanın hatası
Yüce’nin affındadır
Kul kula yük vermesin
Ocağına taş koymasın
Ocak ne ile yanar?
Ocaktan maksat
Bacaya taş koyarsan
Yuvada duman tüter
Kul onu temizler
Ne var ki can sıkar
Yapan yaptığı ile kalır
Gidişte o taş
Onun önüne gelir
Yolunu kapar
Dünya yapısında
Taş temizlenir
Ahiret yolunun taşı asla
Dönüşü olan yol, zor gelmez
Gidişi son olan yol, kolay bitmez
Gidiş dönüşte temizlenen yol
Rahatlık verir, gidişe kolaylar
Korkuyu siliniz
Kumun yolunu diler misin?
Gülüme varayım der misin?
Dileyen bulur, yolunu alır

Ayyam, yumağın yumuşak niyetidir
Yumuşak niyet nedir?
Allah’ıma niyaz edersin
Her şey bildiğin gibi dersin
Senin verdiğin her şeyin güzeli
Beni sevindirmese de
Senin verdiğin en uygunu
Beni yerindirmese de.
Gözle değil nur ile alalım
Aldığımıza sahip olalım
Yolumuza çizgi çekmeyelim
Kuluna çizgide yürü demeyelim
Ben benden başkasına bakarsam
Kendi yolumu şaşırırım
Yol bilene takılırsam
Zaten başkasına bakmama lüzum kalmaz

Kaleyi yerden çeken
Duvarı ördüren kimdir?
Kaleye neden nöbetçi konur?
Gelen tehlikeden korunmak için
Kalenin korunmasını kim yapar?
Askerleri kim yönetir?
Her kaleye kumandan gereklidir
Yüzlerce askere
Kalemizi kurduk
Nöbetçiyi koyduk. Gönüllerimiz

Kuşun eti yenme ile bellidir
Arı balı yenme ile tatlıdır
Yemesen,
Ne kuşun lezzetini
Ne balın tadını bilemezsin
MERKEZ’e gitmeseydin
Çiçeğini dermeseydin
Kabrine koymasaydın
Yolumu gözün kapalı
Bulmaya çalışacaktın
Misafirliğini bildi
Gelişe, anılışa
Gönülden sevindi
Senin sevincin de aynı kat oldu
Sevgiler katlandı
Birbirine denk geldi
İşte o an, gözünde yolun açıldı
Ve sana ilk yolunu açtı
Gönül yolunun açılışı
Dünya yolu ile bildirildi
Aşkına varmakla
Allah’ım demekle
Zaten o müjdeye layık görüldün
Daha ne deyim?

Gümüş saçlı ile halleşeyim
Oyun değil Allah’ımdan dileğine cevabıdır
Diyeceğimi verdim
O'na havale edilir
Her güç Allah’ımın emri iledir

ALLAH’a ısmarladık 

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah

(Resim verilir: HAMIDE HATUN ve emanet yavru)

Resmi verilen
Yavru koruyan
HAMIDE HATUN
HAMIDE HATUN'a yavru emanet
Ana tarlada
Baba askerde
Yavru emanette
HAMIDE HATUN, gözden mahrum
Yukarda olan tehlikeden habersiz
Ne var ki,
Herşeyi gören Allah’ım
Yavruya örtü çekti
Yerini deyim;
Diyar-ı bakır denilen yerde
Günden yüzyıl önde
Yavruyu elden bırakmadı
Ne var ki,
Gözünden mahrum olduğu için
Gelen tehlikeden
Allah’ım yavruyu korudu
Dal ve olduğunda
Çok büyük görünen yaprak
Gelenler olayı aynen gördüler
O zaman hatunu bildiler
Evet Erenlerden