22 EYLÜL 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Hoş gördüm
Cümlenize selam verdim
Yumuşak yol üstündeyiz
Allah’ımın emrindeyiz
Kur’an yolumuza
Aşkımız gönlümüze nur verir

Olmayandan değil
Uymayandan korkunuz
Ham meyve yenmez
Olgun meyve kalmaz
Yerden aldığın
Gökyüzüne dönmez
Yerden gelen yerindir
Yüce’den gelen senindir
Bedene değil
Gönüle adapte olunuz
Bedeni gönüle uydurunuz

Gidiş, geliş yoludur
Oluş, Allah’ımdan geliştir
Aynayı ele alan
Kendi yüzüne bakar
Yüzü ne derse
Dünyayı öyle görür
Kaşık çorba içmeye gereklidir
OSMAN der ki;
Oymaya eğme gelmez
Çorba el ile içilmez
Kaşığı eğmelersen
Düzgün dursun dersen
Düz kaşık olmaz
Kulun hatası kulu eğitir
Eğitmeyen hata öğütür, kulu ufalar
Yanlış vermeye değil
Yolunuzu aydınlatmaya geliriz
Sağlık size, varlık bize
Gelen her kulun
Dönüşü dilemediği görülür
Her ne kadar
Mertebesi yüksek olmasa da
Allah’ımı idrak eder

Oymayı ele alalım, danışalım
Görülen hayır ile anıldı
Ulu ruhlar denildi
Görgüye gönülde olan katıldı
Namert ile savaşmaktansa
Bayrak açıp teslim olmak evladır
Namert, kazanabilmek için
Her türlü hileyi dener
Namerdi sükunet yener
Bayrak açıp teslim olursan
Arkasını döner, başka savaş arar
Sen o zaman müdafaanı hazırlarsın. Cümlenize.
Hayır ile anılan her rüya yerini bulur
Yumağın düğümüne çözülüş
Aşmayı dilediğin duvar
Yüksek değil, aşımı kolaydır
Duvarı aştınmı, bağını geçtinmi
Geriye dönme, Ne oldu? deme
Olacağa şüphe ile bakma
Her ağaç tek tek dikilir
Yalnız sazlık topluca yetişir öyle gelişir
Saz deyip geçmeyin
Diyen, ne elinden ne dilinden der
Dediği,Yüce’nin emrindendir
Yanılırsın, Yapabilir miyiz? dersin
Daha önce denmedi mi?
Boşluk olmadığı söylenmedi mi?
Deniz kumu eler
Yağmur dağı beler
Toprak bitkiyi besler

Hayvanlarda da ruh var diyene de ki;
Kul hayvan için değil
Hayvan kul için yaratıldı
Kuluna beslensin diye verdiğine
Yüce Allah’ım ruh vermez
Ruh sadece kulundur
 



Gözlerin yanıltmaz
Yolunu görür
Her kulun sevabı
Sergiye konur
Kalan? denmesin
Her kul gönlünce mertebe alır
Allah’ım nuru ile yarattığı kulundan geçmez
Denmesin olmuyor
Verdiği gelmiyor
Hummalı olan
Beklemez ki görsün
Lokmanın oğula derim
Olanın hatası benim mi?
Olan, yazılandır
Sunduğumdan uzak kalma
Verileni ele alma
Duanı ver, Ulunu çağır
Defter çevrilir, geçen unutulur
Kaideye uyulmazsa sarsıntı olur
Bilirsin, yine de kaideden dışarı çıkarsın
Allah’ımın verdiğine uy
Daha önce dedim
Olacağı bekle gör
Gideni geç, geleni seç
Gelmez bilirim
Geç derim sana
Gelende hata arama
Öyle mi, böyle mi? deme
Her geleni un misali elersin elersin
Ele bakarsın
Elekten başka kalmamış
Geç, yeni defter aç
Neden olmasın?
Her kulun göçüne kadar defteri açılır
Olmayacaktan kaçılır
Oymayı işleyen işlemeyi bilendir
Bilmeyene mendil versen, dikemez
Güzellikler görülsün
Nasibe boyun eğilsin denmiş
Gelecek her olay sır kalmış
Kulun gelecekten ümidi olmasa
Güne katlanmaz
Her kul, geçen güne güler de bakar
Ağladığı güne dahi

ALLAH’a ısmarladık

Oymayı bıraktık
Koruk diye ele aldık
Bekledik, erdiğini gördük
Sergiye topladık
Gönül ile sabrı yoğurduk
Kaygusuz güne
Kalender gelmişsiniz
Kaderin uygun olmadığına söz etmişsiniz
Kulun kaderini Allah’ım çizer
Her çizgiyi kul çiçekle süsler
Günün güzelliği oradadır
Kul vardır, duvarını karanlık boyar
Duvara lüzumsuz tahtalar dayar
Kul vardır, duvarı çiçek ile süsler
Kulun kaderdeki rolü odur

(Resim verildi: LOKMAN HEKİM)

Doktorun bildiği
LOKMAN’dır dediği. Amasya.
Tarihi ne gerek?
Dilediğin an yanında
Kulun ruha duadan başka
Ne vereceği olur?


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah