|
MEVLÂNA’yım ben!
Hoş gördüm
Geldik diyenlere
Gördük bilenlere
Selam olsun
Gelenden gelmeyenden
Selamını gönderenden
Allah’ım razı olsun
Getiren götüren
Yolunu niyaz ile açsın
Gönüllerin, mekanı zamanı olmaz
Selamın vakti geçmez
Almayı bilen ile
Vermeye uyanın
YM yumağının yardımcısıyız
Allah’ım
cümlenizden razı olsun
Sevilen beğenilen
Allah’ımın yapısı olsun
Kulun
yapısı
Size ışık vermiş ise
Allah’ım ihya etsin. Amin
Olanın sorusu
Geçenin kapağı olsun
Yumağın düğümü bizden sorulur
GARİB’in korunması bize
verilir
Gönüllerde soru olan
Şüphe ile acaba denilende
Yanılma görülür
MEVLÂNA’ya sorulur
Hayır mıdır? denir
Hayır, denende uyulur
Olmasın denende
Neden tereddüte düşülür?
İmtihan kapısı
Bazen öyle
kapanır
Bir daha gelsin denir
Kul verileni
Niyete uymasa da
Öyle kabul
etmeli
Yerinde vermeyişi tuhaf diyene de ki;
Ne
yer benim, ne mekan
Ne söz benim, ne izin
Emir sadece Allah’ımın
ŞEMS
neden gizli terk etti Konya’yı
Kimden korktu?
MEVLÂNA, GARİB’i korumaktan
aciz kalmaz
Ne var ki,
GARİB’in yoluna katılanlar da, emanet
Onların
selameti emredildi
Orada burada değil
MEVLÂNA her yerde
De ona; Gönül
kırıldı denmesin
Meyhane içinde olanın
Dışına taşmadığı bilinir
Ayılanda unutulur
Olan, Allah’ımın izni ile oldu
Kulun kırılması nasipten
idi
Ne var ki, kıran
Çakır olmasaydı
Neden? derseniz
Emire karşı gelindiği
için
Daha önce dedim
Her olay Allah’ımın emri iledir
Günün olayı günde
kaldı
Sanılmasın kulun gönlü bölündü
Sohbetimiz tükenmez
Cemaatimiz
dağılmaz
Yapraksız ağaç kalmaz
Gemiyi deryaya salan kaptan
Gemiden kulu indirmez
Sevmeyi bildim, sevmeyenle de
Aşkına düştüm, uymayanla da
Yolumu
buldum, görmeyenle de
Cemaate verdim, duymayanla da
Kul dilediğini duyup
Dilemediğini duymazsa
Cemiyetin verdiğini alamaz
Kul oldum der
Cemaate
karışırsa
Kayıtsız şartsız
Uymaya amade olmalı
|
Mümin olanın en birinci
yolu
Hürmette kusur etmemektir
Hürmetten maksat
Düğme iliklemek değil
Verilenin Hak sözü olduğunu bilip
Yudum yudum içmek
Şükrünü etmek
Yere
diz koymak
Benliğinden sıyrılıp
Özünü bulmak
Ben diyen
Bedene paye
veren
Dünyayı satın almaya
Çalışana benzer
Beden senin mi?
Sultan olsa
taht da varsa
Taht onun mu?
Nasibi kadar kalır
Dünya ne sultanlar devirir
Kulunu eninde sonunda
Kendine çevirir
Sultan, eğer gönül sultanı ise
Dünya
etrafında
Yıldız misali döner
Kulunun gecesini süsler
Sözüm açık;
Kulun gecesine karanlığı. Evet gaflet
Defter olmasa duvara yazarız
Duvar olmasa gönüle yazarız
Geçtik Gül’ün önünden
Seçtik çamın ömründen
Durduk suyun önünde
İçtik avuç içinde
Bağın verdiğini
Gülden almadım
Gülün verdiğini
Balda
bulmadım
Göğün yüceliğini
Yerde görmedim
Yerin cömertliğini
Deryada bulmadım
Neyi nerede aradın? dersen
Hepsi yerinde
Güzel gönül derinde
Güzel veren seri’nde
Güzel verenin seri
nedir?
Kâinatı veren kim? Allah’ım
Seri nerede? Kâinatta
Kendini kâinat
ile bildirmez mi?
Fahr-i Alem dedik
Güllerin en güzelini sevdik
Çünkü
o’nda kâinatın sözcülüğünü bulduk
Fahr-i Alem ne demektir?
Alemin gönül
sözcüsü
Gönül sözcüsü ne demektir?
Kulun gönlünü, yolunu
Allah’ıma
bağlamak
Bu vazife de yalnız
Fahr-i Alem Efendimize verilmiştir
Her
Peygamber bir yolu gösterir
Fahr-i Alem Efendimiz
Bütün yolları bağlar
Bütün yollar, aynı deryayı bulur
Her Peygamber
Kendi ümmetini peşine alır
Hz.MUHAMMED Aleyhisselam
Efendimizin huzurunda yerini alır
Onun
'Ümmetim' dediği odur
(Efendimiz, bütün insanlık alemi için mi ‘Ümmetim.’
diyor?) Elbet.
Düşünseniz ya ondan evvel gelenlerin günahı ne?
Ve benim
sözüm odur;
Kim olursa, ne olursa gelsin onu bulsun
Çünkü o, ne senin, ne
benim
Fahr-i Alem’in
Her kul gönlü ile bulur
Ne yazık bulduğunu
kaybedenlere
Verilen nuru harcayanlara
Allah’ımdan öksüz kalanlara
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|