|
MEVLÂNA’yım ben!
Suyun akışından
Kulun bakışından
Gönül perdesi bilinir
Dilediği yöne
aralanır
Yol dileyen
Yoldan yürür
Aşk dileyen
Gönülden bağlar
Kul kula
ders verir, yol gösterir
Ne var ki aşkı kul kendi bulur
Ne cennet ne
cehennem
Gayemiz nuru ile hemhal olmak
Varlığımızı aşkında eritmek
Mürşit odur ki;
Aşka meyyal olanın
Aşkını ateşlemek
Yanılmayın,
Siz ne aradığınızı bilenlerdensiniz
Aradığını bilmeyen
Her yoluna çıkana uyandır
Uyanın uymayanın mürşidi
oluruz
Her kuluna ışık tutarız
Belki gözüne çarpar
Uymaya bakar
Kulunun
dönüşü
Cümlemizi sevindirir
Yutmak kolay değil diyene şaşarım
Yutmadık
kalır mı?
Yemeni giyenle
Çizmeyi çeken
Aynı yolu düşünmez
Asmadan
bilmeyen
Aşkına düşmeyendir
Aşkına düşmeyen
Sohbetten almayandır
Asmanın verimi
Kuluna
yumuşak yolu gösterir
Yumuşak yol alan kul
Sevmesini öğrenir
Sevmesini
öğrenene
Allah’ım şarabından sundurur
Aşkına düşürür
Sevmeyi bilmeyen
Aşığım derse inanma
MEVLÂNA da kul olmadı mı?
Sevmesini dünyada
öğrenmedi mi?
Yar’dan aldık, Resulüne uyduk
ALİ’ye 'Yol mu verdin?’
dedik
ALİ’nin yolunu Veli'den alan
Resulüne uyandır
Resulüne uyan
Allah’ıma diyendir
Allah’ım desin
İsterse Kıpti olsun
Tadını baldan
alır
Rengini halden verir
Dengini gönüle düşürür
Yozanın yozması
Uyacağın bozmasındandır
Yaşmak baş için olsa da
Yerinde koymazsan
Söze düşersin
Söze düştüğün gün
Yoldan çıkmış
Yozmuş
olursun
Aymayı bilmeli
Sözü yerden değil
Cemiyetten almalı
Cemiyete
uymayan
Toprağa odun dikmeye çalışandır
Yufkayı serdim siniye
Siniyi verdim fırına
Pişirelim, kuluna
sunalım dedik
Her gelene verdik
Dişinin gücünce yiyebilene
afiyet
olsun
Gizli olan her şey
Kaybolmaya mahkumdur
Günün örtüsü seher
derseniz
Seherin güneşe kapı olduğu bilinir
Yanmadan pişmeyi mi düşündün?
Yanmaktan maksat
Elbet odun ateşi değil
Allah’ımın ateşi beni yaksın
Anda kül etsin dedim dünya günümde
Aşkına yandığımdan
Varlığını
bulduğumdan beri
Yumuşak yol vermeye
Kulunu da ateşlemeye çalışırım
Pişeyim diyen
Yanmaktan korkmaz
Uzun ömür odur işte
Aşka düşene
yaşadığı uzun gelir
Ve uzun ömür dileyen her kul onu söyler
Ne var ki, söylediğinden habersizdir
|
Mümin olandan
Yersizlik korkusu alınmaz
Sohbetine fitne katılmaz
Neden? dersen
Çünkü kattırmaz
Sahibini bilen
O’ndan gelene söz etmez
Sevabım olsun
Kulunu sevindirsin dersen
Verişini sen bil
Suyun akışı
Niyetine uyanın tarlasına olmaz elbet
Su bildiği gibi
Yumuşak toprakta yol
alır
Kul sudan istiyorsa
Toprağını yumuşatır
Akan sudan almayana
Allah’ım rahmetinden de sunar
Yağmuru verir
Gene de toprağı uyduramazsan
Verimi elbet kısır olur
Sen olgun ol ki
Olgununu bulasın
Sen olgun isen
Karşında olanın
hatasına uymazsın
Ve onu da olgunlaştırırsın
Susuz kalan
Su vereni elbet
sever
Sözsüz kalan
Sohbetine alanı da sever
Dostum dediğinin
Eksik
yönünü doldurmaya çalışırsan
Dostluğunu kazanmış olursun
Güğümün dolusu
Güzelin işareti olsaydı
Saraylar Evliya dolardı
Evliyanın sarayı
kâinattır
Onun için onlar çok zengindir
Şakalar, kulun benliğine
Zarar vermiyorsa hoş gelir
Olduğu yerde
kalır
Varlığına söz ediliyorsa
Allah’ıma güç gelir
Çiçeğin rengine mi
Dengine mi değer verilir?
Rengi gözümde
Dengi
gönlümdedir
Ne rengini ne dengini ayırırım
Olduğu gibi severim, kökünü
bile.
Gülün kökü ondan
Kök topraktan
Kuluna verilen
Cümlenin aldığı
Severim dediği
Ne çiçektir, ne yaprak
Çiçekte Yaratanı görmek
Onun
için ne rengini
Ne dengini ayıramazsın
Çölün güneşi parlak olur, neden?
Güneşe yakındır da ondan
Oymayı
aldınız
Oyalanmaya çalıştınız
Güneş her yerde parlaktır
Çölde gözün hep
onda olduğu için
Daha parlak görürsün
Aynayı eline alan
Neden yüzüne bakar?
Aynayı yüzüne bakmak için
alırsın elbet
Ne denir? Kendini çirkin gören olmaz
Elbet olmaz,
Çünkü çirkin yoktur
Ağız kapıdır
Gönül meyve ağacı
Ham çıkan sözü
Ermeden düşmüş dersen
Öyle alırsan hata bulmazsın
Gönül kırmazsın
Cam, yuvanın penceresi
Kırarsan soğuk gelir
Söz, gönül penceresi
kırarsa...
Konuyu aştık, öteye geçtik
Kırmayı değil yapmayı deneyelim
Yamayı vurmayalım
Pencereyi kırmayalım
Sözü değnek yerine kullanmayalım
Doğruluğuna şahit olduk
Günün sohbetini bal ile bağladık
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|