08 KASIM 1970


MEVLÂNA’yım ben!

Suyun akışından
Kulun bakışından
Gönül perdesi bilinir
Dilediği yöne aralanır
Yol dileyen
Yoldan yürür
Aşk dileyen
Gönülden bağlar
Kul kula ders verir, yol gösterir
Ne var ki aşkı kul kendi bulur
Ne cennet ne cehennem
Gayemiz nuru ile hemhal olmak
Varlığımızı aşkında eritmek
Mürşit odur ki;
Aşka meyyal olanın
Aşkını ateşlemek
Yanılmayın,
Siz ne aradığınızı bilenlerdensiniz
Aradığını bilmeyen
Her yoluna çıkana uyandır
Uyanın uymayanın mürşidi oluruz
Her kuluna ışık tutarız
Belki gözüne çarpar
Uymaya bakar
Kulunun dönüşü
Cümlemizi sevindirir

Yutmak kolay değil diyene şaşarım
Yutmadık kalır mı?
Yemeni giyenle
Çizmeyi çeken
Aynı yolu düşünmez
Asmadan bilmeyen
Aşkına düşmeyendir
Aşkına düşmeyen
Sohbetten almayandır
Asmanın verimi
Kuluna yumuşak yolu gösterir
Yumuşak yol alan kul
Sevmesini öğrenir
Sevmesini öğrenene
Allah’ım şarabından sundurur
Aşkına düşürür
Sevmeyi bilmeyen
Aşığım derse inanma
MEVLÂNA da kul olmadı mı?
Sevmesini dünyada öğrenmedi mi?
Yar’dan aldık, Resulüne uyduk
ALİ’ye 'Yol mu verdin?’ dedik
ALİ’nin yolunu Veli'den alan
Resulüne uyandır
Resulüne uyan
Allah’ıma diyendir
Allah’ım desin
İsterse Kıpti olsun
Tadını baldan alır
Rengini halden verir
Dengini gönüle düşürür

Yozanın yozması
Uyacağın bozmasındandır
Yaşmak baş için olsa da
Yerinde koymazsan
Söze düşersin
Söze düştüğün gün
Yoldan çıkmış
Yozmuş olursun
Aymayı bilmeli
Sözü yerden değil
Cemiyetten almalı
Cemiyete uymayan
Toprağa odun dikmeye çalışandır

Yufkayı serdim siniye
Siniyi verdim fırına
Pişirelim, kuluna sunalım dedik
Her gelene verdik
Dişinin gücünce yiyebilene afiyet olsun
Gizli olan her şey
Kaybolmaya mahkumdur
Günün örtüsü seher derseniz
Seherin güneşe kapı olduğu bilinir
Yanmadan pişmeyi mi düşündün?
Yanmaktan maksat
Elbet odun ateşi değil
Allah’ımın ateşi beni yaksın
Anda kül etsin dedim dünya günümde
Aşkına yandığımdan
Varlığını bulduğumdan beri
Yumuşak yol vermeye
Kulunu da ateşlemeye çalışırım
Pişeyim diyen
Yanmaktan korkmaz
Uzun ömür odur işte
Aşka düşene yaşadığı uzun gelir
Ve uzun ömür dileyen her kul onu söyler
Ne var ki, söylediğinden habersizdir
 



Mümin olandan
Yersizlik korkusu alınmaz
Sohbetine fitne katılmaz
Neden? dersen
Çünkü kattırmaz
Sahibini bilen
O’ndan gelene söz etmez
Sevabım olsun
Kulunu sevindirsin dersen
Verişini sen bil
Suyun akışı
Niyetine uyanın tarlasına olmaz elbet
Su bildiği gibi
Yumuşak toprakta yol alır
Kul sudan istiyorsa
Toprağını yumuşatır
Akan sudan almayana
Allah’ım rahmetinden de sunar
Yağmuru verir
Gene de toprağı uyduramazsan
Verimi elbet kısır olur

Sen olgun ol ki
Olgununu bulasın
Sen olgun isen
Karşında olanın hatasına uymazsın
Ve onu da olgunlaştırırsın
Susuz kalan
Su vereni elbet sever
Sözsüz kalan
Sohbetine alanı da sever
Dostum dediğinin
Eksik yönünü doldurmaya çalışırsan
Dostluğunu kazanmış olursun
Güğümün dolusu
Güzelin işareti olsaydı
Saraylar Evliya dolardı
Evliyanın sarayı kâinattır
Onun için onlar çok zengindir

Şakalar, kulun benliğine
Zarar vermiyorsa hoş gelir
Olduğu yerde kalır
Varlığına söz ediliyorsa
Allah’ıma güç gelir

Çiçeğin rengine mi
Dengine mi değer verilir?
Rengi gözümde
Dengi gönlümdedir
Ne rengini ne dengini ayırırım
Olduğu gibi severim, kökünü bile.
Gülün kökü ondan
Kök topraktan
Kuluna verilen
Cümlenin aldığı
Severim dediği
Ne çiçektir, ne yaprak
Çiçekte Yaratanı görmek
Onun için ne rengini
Ne dengini ayıramazsın

Çölün güneşi parlak olur, neden?
Güneşe yakındır da ondan
Oymayı aldınız
Oyalanmaya çalıştınız
Güneş her yerde parlaktır
Çölde gözün hep onda olduğu için
Daha parlak görürsün

Aynayı eline alan
Neden yüzüne bakar?
Aynayı yüzüne bakmak için alırsın elbet
Ne denir? Kendini çirkin gören olmaz
Elbet olmaz,
Çünkü çirkin yoktur
Ağız kapıdır
Gönül meyve ağacı
Ham çıkan sözü
Ermeden düşmüş dersen
Öyle alırsan hata bulmazsın
Gönül kırmazsın
Cam, yuvanın penceresi
Kırarsan soğuk gelir
Söz, gönül penceresi kırarsa...
Konuyu aştık, öteye geçtik
Kırmayı değil yapmayı deneyelim
Yamayı vurmayalım
Pencereyi kırmayalım
Sözü değnek yerine kullanmayalım
Doğruluğuna şahit olduk
Günün sohbetini bal ile bağladık


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah