25 NİSAN 1971


Mesir günü-Manisa

MEVLÂNA’yım ben!

Yumuşak yolun gelişi
Kulun gelişe gülüşünden bellidir
Müstesna günün olayı
Verenin ululuğundan beklenendir
Bekleyenden değil
Görenden olunuz
Alışınız, ibadetten sayılır
Konuşma değil
Günün olayına gösterdiğiniz duygu
Dualar anında Allah’ıma
Allah’ımdan Ulu’nun makamına gider
MERKEZ’in dileğinden
Kulun dileğine yol açılır
Açılan yoldan kaygusuz geçilir

Nuruna erenle beraberiz
Görenle demedim
(Açıklar mısınız?)
Nuruna ermek başka
Görmek başka
Görgü cümle için
Görmeyen var mı?
Kalabalıktan değil
Dünyada görülen her şey
Allah’ımın nurundandır
Her kul görür
Ne var ki her kul ermez
Erenle beraberiz dediğim odur
Yanılmayın,
Cümle kulun görüp ermesi dileğimizdir
Ne var ki,
Erenle beraber olmak iznimizdir
Erebilen veya ermeye yol alan kullara
Işık tutmak vazifemiz
Olmayı bilen yoksa da dileyen çoktur
Onun için bilmeyene bulmayana yol veririz

Dünyaya niçin geliriz?
Az zaman yumağın
Çok zaman ruhundur
Gönül gözü açılan fark eder
Sizler bilmez misiniz?
Yüce varlık, gelen midir? yaratılan mıdır?
Yaratılandır elbet
Gelen de, yaratılan da hizmet için gelir
Demek yaratılan layıktır ki
Allah’ım gönderir

Gücünün yettiğine bak
Ötesini düşünme
Anlatılsa alır mısın?
Kendine mal edebilir misin?
Senin yapacağın
Çıkacağın merdivenin yüksek olması için
Dualar ve sevmek, sevmek, sevmek
Tanrı’nın yarattığı her şeyi sevmek
Sevgiyi bir ağaca bağlamamak
Ağaçtan maksat;
Gözünü bir ağaca takmamak
Çünkü Allah’ım dünyaya bir ağaç vermedi
Kulun gözüne bakma diye perde germedi
Kulun dileğini
Kumun tanesi diye küçük görmedi
Allah’ım her kuluna kaldıracağını verir

Meyveyi her yiyen aynı tadı mı alır?
Asmayı verenle şarabı alan ne düşünür?
Asmayı veren kulunun nasibini düşünür
Şarabı alan, kendi nefsini
Senden önce
O'ndan geleni düşünebiliyor musun?
Söylenen, alanın gücüne göredir
Her söz bir mana içindir
Ne var ki alan kendi nefsine göre yorumlar
Dediğim şudur;
Kul önce can demezse kendi kazanır
Can, cümle ile aziz olur
Cananı öyle bulur

Çarşı dolaştım
Pazarda gezdim
Her sergide aradım
Huzur satılırsa göreyim
Dileyene ‘Koş al’ deyim
Göremedim
Allah’ım dedim, duacı oldum
Arayan kuluna buldur
Dileği güğüm ise doldur
Hummalı olandan
Hummayı kaldır ki
Verdiğini görsün
Huzurun senin verdiğinden olduğunu bilsin
Duamızı verdik
Günün olayını bildirdik
 



Sanma gelişimiz düğün derneğe
Gelenlerin dileğine duacı olmaya
Bayram niye kutlanır?
Kulun günü aydınlanır
Verilen, kulun mümin gönlünün ölçüsüdür
Nedir? derseniz;
Kul kulun nasibini paylaşır
Bu paylaşma kutlanır
Kurban bayramı
Ramazan bayramı
Kurbanı kim keser?
Nasibi bol olan
Kıt olanla paylaşır
Zengin fakir
Genç ihtiyar halleşir
Gönülle helalleşir

Duygun önemlidir
Çünkü telkin yolu ile verilir
Olacak sana öyle bildirilir
Ağızla değil
Gönül yolu ile alışın
Elbet Uludandır
Kaygunu aldı senin

Yer yerindir, nasip kulundur
Yaşamaktan maksat nedir?
Çok gezen midir?
Çok seven midir?
Hem gezendir, hem sevendir
Çok gezen çok görür
Gördüğü kadar sever

Sunduğum seni alsın
Kainat ile sarsın
Kainat seni bulsun
Dünyadan çözsün
Karşımızda olana
Nadan olmayan bekler
Nurunu bekledim der
Nadan olmadık
Dünyaya dik durmadık
Suyun akışına uyan
Rüzgara kapılmayan bekler
Su bir yönde yol bulur
Akacağı yeri bilir
Rüzgara kapılan
Nerden geldiğini
Nereye varacağını bilmez

Niyazın kendine değil
Cümleye olduğu an
Üzüntün yersiz
Eğer ‘Her şey bir yana
Sen hepsini ver bana’ deseydin
Üzül oğul derdim sana
Zarara kimse girmez, kimse için
Allah’ımın hazinesi tükenmez
Manevi zarar niye?
Duacı olduğun için mi?
Onun için karanlık mukadder ise
Sen örtü koyamazsın
Senin yaptığın
Rüzgarda mum yakmaya benzer
Düşünürüm kulunu
Zarar görmesin dersin
Onun kayıp, kaderi ise önleyemezsin
Ya yanar, ya döner
İlle elinden gider
Şahit gösterme kulu
Gönlün Allah'ımın malumu
Özden gitmez, sözle verenin
Sözümü hak ile göremem deyip geri alanın
Yolumu Allah’ım çizer
Nasibim olmayan döner dersen
Üzüntün yersiz kalır
Geçenin kapağı, unutmaktır

Meydan kulun durağı
Kader kulun hamağı
Verileni alırsan
Kulağına takarsan
Günde de gelende de işine yarar


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah