|
MEVLÂNA’yım ben!
Hoş gördüm,
Cümleyi selamladım
Alan, veren, nameyi bilen
Yolunu bulsun
Sebep Allah’ım verir desin
Yeşil rengin dengine
Çiçeğin ahengine
Yolumuzca dolarız
Yumağımızca çağlarız
Derim;
Yıkmaya değil yapmaya bakın
Kırmaya değil tutmaya bakın
Kul kulun sevgisine değil
Şefkatine muhtaçtır
Sevginin sonu yoktur
Şefkat ise mahduttur, sınırlıdır
Sunmak, aklın üstünde
Verdiğim, kulun idrakinin üstünde
Almak, kulun ayarında
Masanın üstü yiyecek dolsa
Her kul midesi aldığınca yer
Kimi kolay hazmeder
Kimine ağır gelir
Kimi daha olsa der
Aydın aştan
Masa taştan olsa
Her iştahı olan âlim olurdu
Her taşı bulan hayatını kurtarırdı
Nasibe boyun eğin
Gülmeyi gösteri olsun diye değil
Gönülü parlatsın diye kullanın
Öfkeyi korku versin diye değil
Kaldırıp çöpe atın
Umduğum olsun derseniz
Önce dünya yükünü atın
Suyunu almış
Yolunu bulmuş kula
Dünya yükü ağır gelir
Dünya yükü size
Gönül rızası ile değil
Şeytanın havalesi ile gelir
Her kula öyledir
Uzak tutmak kulun elindedir
Onun için derim;
Akla geldikçe
Allah’ım sana sığındım deyiniz ki
Yükü sırtınıza almayasınız
Dünya günümde an geçmedi
Allah’ıma sığındım
Allah’ımla arama
Dünya yükü koymadım
Dediğim, yolumun sırrıdır
Sırrı dediğim gizlilik değil
Görene açıktır
Ne mutlu size ki
Açmayı emir aldım
Sevgili kullarına verdim
Allah’ım cümlenizden razı olsun
MİM, Name verelim; ZU, amin
(Şeytan hakkında soru sorulur)
Maznun olma yolumuzda
Duman koyma gönlümüzde
Tanık olma sorumuzda
Senden uzağız
Allah’ımın himayesindeyiz
Seni ne kötülüğümde andım
Ne olanı senden bildim deyin
Allah’ıma sığının
Şeytan şerrinden uzak olursunuz
Masal demeğe değil
Yol göstermeğe gelirim
Olayları elerim
Elek üstünde kalanı çöpe atarım
Nazenin olanın niyazını
Niyetine uygun görürüz
Nazlının nazlattığı GARİB
Nazlı, analığı.
Neden nazlı? dersen
Şu manada derim;
|
Nazlanmaya layık olana
O paye verilir
Dünya da, ahiret de böyledir
Ne var ki naz şımarıklılık değildir
Uygun yolun uygun kuludur
Nazı da Allah’ımadır
Biz de Allah’ımı çok seviyorsak
Elbet naz yapmaya hak kazanırız
Sevmenin ölçüsü mü var?
Müsterih olasınız
Alçıyla değil,
Gönlünüzü altınla doldurasınız
Dolu değil mi? derseniz
Yazım yalnız size değil
Yazılsın, yayılsın, okunsun, gezinsin
Dönsün kuldan kula, elden ele
Müstesna yolun açıklığa meyli vardır
Yerde ot, havada kuş misali
Otu beğenmedin mi?
Bir dikersin, bin toplarsın
Çeyrek dünya alınmaz
Dünya sırrı çözülmez
Bize dünya sırrı değil
Ahiret yolu gerek
Dünya sırrı izince çözülür
Gezince değil
Cebine para koyarsın
Bol param oldu dersin
Bakalım senin midir?
Cebin delinir, yerini bulur
Sende sen olan nedir bilir misin?
Mantık. Benlik gibi
Bende ben olan nedir?
Beni meydana veren nedir? Mantığım.
Ben mantığımı ne yolda kullanırsam
O yöne giderim
Mantık, Allah vergisidir
Ne var ki, kullanmak senden
Benlik, kula göre değişir
Mantığına sahip olan kul
Kendini dünyaya kabul ettirir
Benlikle değil
Benliği başının üstüne alıp gezersen
Kaybın büyük olur
Benlik seni ezer
Gün gelir başına ağırlık verir
Benliği ayağının altına alırsan
Gün gelir senin ağırlığının altında ezilir
Benliği ayağının altına alan, iradedir
Yoksa ne senin ne de senden gelenin
Allah’ımın vergisi olduğu unutulmaz
Su gelir, akar gider
Söz gelir, yıkar gider
Gün gelir, çöker gider
Çöken nedir?
Çöken, kulun geçen ömrü
Kul gelir, göçer gider
Peki, kalan nedir?
Kalan, senden sen olandır
Benden ben olan ne kaldı
İyi ya, senden de sen olan kalır. İsmin
Mecnun olsan aşka düşsen
Yanarım sana
Mecnun, kul aşkına yanmış
MEVLÂNA, Allah aşkına düşmüş
Biri masal, öbürü hakikat
Masala değil hakikate dönelim
Durmadan dönelim
(Resim verilir: Hz. SÜLEYMAN)
SÜLEYMAN Hazretlerinin
Hayvanat dili ile anlaştığını unutmayın
Olduğu gibi al,
Dediği yerde kal
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|