11 OCAK 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Yolumuzca yürürüz
Yol münasip görürüz
Selam verdik alırız
Aymayı kuldan biliriz
Mecburiyet yok.
Yumuşak yol alırız,
Dileğimizce yazarız.

Akıma göre yazı gelir
Küçük yazı, küçük akım verir
Söz YM yürüdükçe
Gönül ateş aldıkça
Yazı da büyür
Diyenden, demeyenden
Dilekten değil akımdandır

Adım adım gideriz
Öylece ilerleriz derler
Aynı yerde sayarlar
Yalan da değil
Nuyan; aymayı bilen
Kendini bildim diye oyalayan

Müyesser olmak
Kulun elinde değil
Allah’ımın verimindedir
Elbet ilmi var
İlim nedir?
Var olan şeyin
İzin nispetinde ispatı
Benim verdiğim
Kulun alışının ötesi
GARİB’in ispatı, delili
Almayı bileydi, ilmiyle denirdi
Almayı bilmeden
Vermeye yol aldı
Kendini ispat etti

Müsterih olasınız
Yumuşak yolun yolcusudur oğul
OMAR der ki;
Muamma olan göze görünmez
Görünen muamma olmaz
Sudan yumak geçiren
Gününe nasip alır
Şimdiye de, gelene de
Gününü değil
Yumağını dedim
Ömrü nasipli olur

Aşmayı bilen
Geçmeye korkmaz
Meydan kuruldu
Meydan kurulmaz
Meydan’da meclis kuruldu
Cümlesi geldi
Selamı verdi
Kalemi ALİ aldı:

Gelişim gönüllere
Selam geldi sizlere
Gönüldeki güllere
Gül'den geldim
Selam getirdim
Cümle mümin kullara
Sunduğumu bilsinler
Selamımı alsınlar
Şad olsunlar dualarına
Kulluk etsinler Allah’larına
Hepsiyle beraberim
Ümmetimin yanındayım
Dilediler, andılar
Şükür Allah’ıma gönüllerindeyim
Almışsam duaları
Cümlesine veririm
Yanlış yoldan döneni
Allah’ımın emri ile görürüm
Şefaatçisi olurum
Tasa edilmesin
Korkuya düşülmesin
Ne cehennem ateşi
Ne zebani sopası
Kulunu korkutmasın
Kulunun kolu
Harama katılmasın
Kulun kuldan korkusu
Dünyada görülmesin
 



Selam cümleye
Hayırlı buluşmaya
Amin dedim duacı oldum
İlettim diye sevince düştüm
Sevincim büyüktür
Verdiğim müjdem kadar

Kurulduğu günden
Bu güne dünya
Gelen cümle kullara
Hep güzelliğini verdi
Güne de eksilmedi
MEVLÂNA’nın verişi
Bize de nasip oldu
Yazmak değil, naklettik
Büyük müjdeyi verdik
Vazife verilişte geliriz
Müsterih olasınız
Yazmasam da aranızda bilesiniz

Şerrini yuvamda almadım
Çünkü olaya şer diye bakmadım
Kan akıttığımı dahi hayıra yordum
Ya YUNUS’un oğlu
Öyle dersin de
Neyi kahırlanırsın. Gaflet
Aydığım;
Gülümün varlığını gördüğümdendir
Bilirsin, ‘Size de veririm’ dedim
Geçen gün de bildirdim
Verilen söz
Fani olanı gücenme ile döndürür
O yolun yolcusu
Asmaya benzer
Üzümü ermeli
Şarabı olmalı
Mahzende durmalı ki
İçeni sarhoş etsin
Gözünü açsın
Olmadan erer mi?
Ermeyen üzüm şarap olur mu?
Her şeyin zamanı
Her olayın mekanı vardır
Günü gelende
Saati çalanda
Öğretmek vazifem

Uzun oldu sözümüz
MEVLÂNA’dır Piriniz
Açsın gözün perdeniz
Duamız, suyumuzun akışına
Deryaya varışınadır
Hele bir varalım
Yanılmayın,
Varış hep beraberdir, ayrılık yok
Size sözüm;
Deryaya öz ile varın
Dünya yükü almayın ki
Ağır gelmesin, dibe çekmesin

MEVLÂNA’yım geldim
Sözü ALİ’den aldım
Hepinize sevindim
Ne mutlu dedim
Almayı bilene
Allah’ım verir
Benden değil
Alışınız gönüllerinizden
Aşkın taşması
Allah’a koşması
Her kulun kendi ölçüsüdür
Miyarını niyazınla alırsın
Sevgini kâinatla süslersin
Samanyolu
Allah’ımın ulu kulu
Buluşmak muradımız
Kavuşmak niyazımız


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah