16 OCAK 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Güzellik, görülende
İçine girilendedir
Her olayı kul
Kendi bünyesince tefsir eder
Kimi güzel der
Kimi kusur arar
Kusur aramaktan kaçının
Sözüm her kula olabilir
Yalnız sizlerle olanda
Güne kadar yapılan sohbetleri tetkik ederseniz
Doğrudan nasihat olduğunu görürsünüz
Bundan da aramızdaki yakınlığı ölçersiniz
Nasihat başkadır
Yol göstermek başka
Nasihat, kanından veya canından olanadır
Yol göstermek, yolundan olanadır
Yolumuz cümleyedir
Nasihat da ederim
Kulak da çekerim
Beklediğim sözü ettiniz

Manasız olandan kaç
Manasız olan nedir? dedin
Manasız olan Bünyeye fazla gelendir
Mana, verdiği kadar alınan güzeldir
Yeter sözüm
Sevindi özüm
Gönül yıkandı
Sözüm denklendi
Açılan gönül kapısından
Allah’a olan aşkın göründü

ÇAKIR’a gelelim
Kulağı bükelim
Dil güzeldir, nameyi okurken
Dil acıdır, duyguyu verirken
Niyazınla dönecek
Hatasını bilecek
Bilenden korkulmaz
Bilmeyene nasihat verilmez
Ulu da olsa, dolu da olsa
Hatasını bilmezse
Kulağı da çekilir
Tokadı da vurulur

Davacıyla davalıya söz etmesin
Olmamıştan söz etme
Olacağa göz etme
Vazifesi noksansız. GARİB dedim
GARİB, bilmeyi bilir
Amma yormaya yanaşmaz
Olacaktan sevinç duymalı
A’nın yumağı yolunda
Düğümü çözer
Ne var ki çözümde kendini yer
Manayı göreceksin
Düğümü boş vereceksin
Asmanın üzümü tatlı olur
Ermeden ekşidir, bilirsin
Erince tadını alırsın

Nasihat dedik, kulakları büktük
Yumuşak olmak
Okumakla değil duymakla olur
Yazı odasında konuşuldu
Dua öyle değil böyle dendi, ölçü verildi
Dedim daha önce
Ölçüye girmez, çerçeveye sığmaz
Niyaz, mektepte okumakla öğrenilmez

Kur'an açılsın
Sahife okunsun dendi
Allah’ımın adından Resulü ayrıldı
Ha bir ayırdın ha bin ayırdın
Ölçüyle mi olur?
Zaten ayıramazsın ki
Değil, niye suç olsun?
Dedim ya, ayırmak elinde mi?
 



Olmasını dilediğini dilersin
Ne var ki, anında ödersin
Allah’ım O'ndan dileyenden hoşnut olur
Aynayı eline niye alırsın?
Yüzünü niye görürsün?

Kim kime bakar?
Kim kimin yerinde yatar?
Her kul kendi yerini tutar
Yeri düz olan da var
Dağdan inen de var
Biz dağa tırmandık
Düze vardık baktık
Kâinatı gönüle aldık
Allah’ımın verdiğini
Noksansız sevdik
Sevgi nedir?
Çok büyük sevgi gönüle nasıl sığar?
Dedim, nur misali
Sığdırabildiğin kadar
Kimi kula kâinat yetmez
Kimine katmaz
Alış veya veriş meselesi
Seveni severim dersen
Yanılırsın elbet
Toprağı düşün
Sevmezsen bilir mi?
Deme, elbet bilir
Seversen bakarsın
O da sana bakar
Sevmezsen o da sana döner
Davarın bekçisi
Sana çirkin gelir amma
Davara sorarsan
Ondan güzelini görmez
Güzellik görmek
Her kulun bünyesine göredir
Davarın bekçisini kim çirkin görür?
Davarın düşmanı

Sayarsan YM
Saymazsan gün münasip
Aldığını verdiğini say ki
Yol münasip olsun
Saymadığın günde ancak uyar
Günü geçende unutulursa
Hem sana hem ona zorluk verir
Dediğimi alın
Sözümü nasihat bilin
Paranızı alanda verende sayın
Yanlışlık günde olursa çıkar
Geçende kayıpta kalır
Dedim ya, nasihatimi alın, dediğime uyun
Mana.
Yumağı yolunda
Sözümü kolunda görürüm
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Dumana gönül açma
Yoluna yolcu katma
Çevirmek gücünüzden uzak
Oğula de ki;
Anmasın, yoluna çekmeye çalışmasın
Ağıza diş, uykuya düş gerek
Almaktan uzak olanın
Vermeye gücü mü olur?
Allah’a yakın mı gelir? Geç onları.
Sözümüz yolcuya
Yumağı ölçüde olana
Gelen de gelmeyen de
Uyan da uymayan da
Yoldayım der gider
Yolunu bulana ne mutlu


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah