|
MEVLÂNA’yım ben!
Hususi sohbet oldu
Aile bir eksiğe toplandı
Aramızda
olmasa da gönlümüzde. Oğul.
Sunduğum yolların
Verdiğim kulların yolcusu oldunuz
Ayran yoğurttan olur
Cümleye dağıtılır
Yoğurt
yuvamızda mayalanır
Suyumuz yaşayanlara,
göçenlere değil
Mayayı mümin kul bilir
Almayı dilediğin dileğince olur. Ç’ye
Aradığın
uzakta değil ele gelir
Sefere gidenin suyunu alması
Gittiği yere uymasına
bağlıdır
Uymazsa almaz
Her söze uymaz
Aşanın koşanın ayağı çözülür
Koştukça hız alır
Yazımızı, çalışanın işine yazdık
İşini aştın, koştun,
dizini çözdün
Dedim sana daha önce de
Şikayetçi olma
Yolundan dönme
Gönlün öyle bir oyma ki
Ne elden, ne dilden; Allah’ımdan
İğne oyası misali
Gelene selam
Yolumuz kulu, yolcu
Yumuşak yollu
Dumanlar dağılsın
Selamlar verilsin
Cümleden cümleye selam
Zulme selam veren
Zulmüne hüküm görendir
Kendi
cezasını imzalayandır
Olaylardan şüphen mi var?
Senin duan değil
Dedim;
Zulme selam veren
Kendi zulmünü imzalar
Olay kuldan değil
Allah’ımın
görgüsüdür
Zalim mi kim?
Bilmez misin?
Almak elinde olsa, almaz mıydı?
Tutmak gücünde olsa, tutmaz mıydı?
Bekle de gör
Çocuğun gücünü gününde görmeli
Ne var ki, söz
yuvadan çıkmamalı
Olması beklenen uzak değil
Bildiğin, akıla
getirdiğindir. Ç.
Gün dahi çizilir
Güneşli hava çamuru kurutur
Anda çamur
oraya buraya sıvanır
Meraka yer yok, bir fırçaya bakar
Yazı odandaki
sohbeti kısaya bağla
Ve olayı dert etme
İyiye gider
Üzüntü ettiğin gönüle dert kattığın. Y’ninki
Dert değil. Dert etme
Anman, YM, güneşe
bakar
Münasip yol açar
Yavrunun sorusunu diyelim
Yumuşak yol müjdeleyelim
Samanyolu’nu müjdeledik
Anasının yerini söyledik.
Aymayı bilemeden
Yaymaya çalışanlar
Yaygıyla
düşerler
Dertop olurlar. Değil.
Hep beraber yumağı dürerler
Geç olanı,
bekle geleni
Hesap bileni, geçmişi sileni
Yumuşak diyeni vurana vurmak
gerek
Ne var ki, sevene vurursan
Olacağı düşündün mü?
Başta olana dedim
Vurana dahi vurmamanın
Seçilmesi gerekirken
Sevene vurursa, olanı düşün
Üstünüm yok der
Allah’ıma şirk koşar
Suçlu
suçuna tutuklanmasa bile
Tutuklanmasını Allah’ım sebep yaratır
Ayağına
dolaştırır
Yapmaya değil yapmamaya çalıştılar
Yapılan yok
Daha sonra,
güneşin doğuşunda
Şu anda kesif bulut var
İzin yok
|
Bulutun dağılacağı
Boğuntuya kalmayacağı
Güneş kurtuluşun işaretidir. Cümlenin
Güneş tepeden
görünecek
Sağa sola değil
Kendinizi bulmaya bakın
YUNUS’um geldi
Selam
getirdi
Sizleri selamladı
Amman denmesin
Duacı olunsun
Cumaya
beklensin
Sabra yer bırakılsın
Sırrımız, sırrınızdır
Umulmadık kapı
yuvayı örter
Umulmadık kul ayağı dürter, öne geçer
OMAR der ki;
Ummakla değil güvenmekle olur
Güveni sonsuz olan, kuvveti bulur
Korkak kul;
Allah’ımın vergisini görmeyendir
Şeftali yiyen tadını alır
Arıyı besleyen balını
alır
Arı iğneler diye korkan
Balından mahrum kalır
Semer hayvan içindir
Kuğuya mı? dersen, değil
Kuğu dereyi süsler
Hayvan sahibini besler
Sırtına semer koyarsan
Onu
korumuş olursun
Almayı beklediğine itina edersen
Hem veriminden
Hem
sevgisinden kazanırsın
Sevgi, dünyayı ayağa serer
Sevgi olmayan yerde, dünya zulümdür
Müsterih olsunlar der kuluna
Mümin olduktan
Aşka vurduktan sonra
Dünya tasası seni üzmesin der
Masayı yuvarlak
görür
Bekle gör. Baş yok.
Ne var ki görünen öyle
Görünmeden baş olanı
bildireyim
İmzanın sahibi ALİ. Hz ALİ
Bu dünyanın idaresinin
Kimde
olduğunu sandınız
Allah’ım, dünya kuluna bıraksa
Hem de vahşice
Baştayım diyen
Benden bilecek
Yani kendinden
Dedim; sözüm Yuva’nın
sırrıdır
ALİ gelecek, güneş doğacak
ALİ, 'Müsterih olsunlar' der
ALİ,
Hz.
OMAR der ki;
Ağza tat
Cümlenize gönüllerimizden hat
Telaşa yer yok
Allah’a emanet olasınız
Günde sözü
geçmeyelim
Toplantıyı dağıtmayalım
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
Yapmayı diledik, izin istedik
Yavruyu hoşnut edelim
(Resim verilir)
PİR SULTAN ABDAL derler adıma
Verenin vergisidir
Tadanın görgüsü
Görenin saygısıdır
Uyduğu sevgisi
Arı balda, kuş dalda.
Kendim
Çadır dersen kapısı
ABDAL da eşiğidir
Eşikte durdu
Dumanı arkaya
aldı
Dumansız köye baktı
Neler gördü neler
Ağaçtaki meyveler
Çiçekteki
hayvanlar
Hep neyi tekrarlar
Aşığım sana
Seni verene derler
Döner dururlar
|