19 OCAK 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Gelenlerle sevenlerle beraber
Gelmeyenlerle, sevmeyenlerle? demeyin
Sevmeyen kullar, uyuyanlardır
Onlar da uyanır
Huzuru bulur
Yolumuz manisiz
Sevgimiz hudutsuz
Yanımızda oturan
Yandım ALLAH’ım diyenlerle
Yanarız, mutlu oluruz

Düşünmek yersiz
Allah’ıma aşıksam
Sevgisinden şüphe etmeyi
Kuldan bunu düşünmeyi Yersiz bulurum
Allah’ım kulunu şeklen değil ruhen sever
Yarattığı sevgisinin çokluğundandır
Kulunu sevmeye dayanamaz
Elbet O’nu seven kulu, yeri de ayrıdır
Denir ki; Her kul Allah’ını bilir
Ne var ki,
Emirlerine uymaktan çok
Dünya nimetlerine yönelir
Düşünse ki;
Dünya nimetlerini veren kim?
Ağacı diktim, dibini suladım
İyi baktım, bol meyva aldım diyen kul
Dünya nimetine uyan kuldur
Toprağı nereden buldun?
Suyu nereden aldın? Beklersin.
Nasip mi bakalım meyveyi toplamak?
Ne bakandan ne dikenden
Tek varlık verendendir

Müteessir olma
Daha söze başlamadık, giriş yaptık
Tadımız adımızda değil
Allah’a olan aşkımızda
Can da Canan da kucaklaşır
Sohbet ile kul kulla anlaşır

Sebepsiz bir şey olmaz
Sepetsiz yumurta taşınmaz
Kapalı olan, karanlık gönüldür
Açık gönüle, karanlık şey girmez
Neden girmez? dersen
Çünkü açık gönül ışık alır
Karanlık nasıl girer?
Açık gönül, açık kapıyı bulur
Gönüller sebeple buluşur
Bozulmaya yüz tutan
Tamire çalışmakla düzelmez
Allah’ıma havale edilen
Hayırsız kula yol vermez
Allah’ıma havale ettiniz
Olayı bekleyin
Üzüntü etmeyin
Bozulana akıl takmayın
Dedim ya;
Sepetsiz yumurta taşınmaz
Yumurta elde taşınırsa kırılır
Söz uygun gelmezse bozulur
Yumurta alırsın
Bozulmasından korkarsan taşır mısın?

Kullanılmayacak olan geri verilir
Hayır olan, ele gelendir
Açık konuşmak Allah’ımın emridir
Yumağını sarar
Nasibini arar
Yuvasını gönlünce kurar
Destiye su doldur
Elini göğe kaldır
Olmaya, almaya dersin
Verdiğim sudan destini doldur derim
Bardağını doldur doldur iç
Biter diye korkma
Madde ile değil manadan söyledim
Allah’ıma şükret ki manayı seçesin
 



Yaprak dökmeyen ağaç
Daima yeşildir
Yeşillik huzurdur. Yolumuz.
Geleceğin vazifesine kendini hazırlarsan
Vermeyi kolaylamış olursun

Misafirin gelince
Evinde kurabiyen olursa
İkram edebilirsin
Olmazsa, boş çevirirsin
Dersen ‘Gönlüm hazır’, elbet hazır
Çünkü Allah’ımın aşkı var orada
Yamalı fistan da
Sırmalı kaftan da giyse
Aşk aynı aşktır değişmez
Allah aşkı olan pas tutmaz

Yananla beraberiz
Cümlenin seveniyim
Sana MERKEZ’in duasını vereyim
Allah’ım aşkınla doluyum
Yarattığı kuluyum
Duacıyım, vermeyi bilenim
Yardımını diledim
MERKEZ EFENDİ’yi yardımcı istedim
Konuşulan da bizim sohbetimiz değil mi?
Ulunu sen bilirsin
Allah’ımın kötü kulu olmaz
Dönük olan, sönüktür. Dönük.
Güneşe arkasını veren, ışık alır mı?
Senin Ulunun yolu
Yumağınca anarsın
EYÜP SULTAN’ım dersin
Yardımcıyız kullara
Mümin olan, olmayan

Allah’ımın yarattığı
Yumağınca gelecek
Sana yardım edecek
Duanı edersin
Yoluna çağırırsın
MERKEZ’in sözünü aldım
Yolunu danıştım
Der ki; Anında yanındayım
Gideceği yolundayım
Yuvasını danıştı
Açılan kapıda sevinmek gerek
Olmazsa? dediğin
Kulun elinden, dilinden çıkmış
Verişe hazır olmuş
Yaratılan her kul layıktır
Layık olmayan yaratılmaz

Gelene gelmeyene
Sevene sevmeyene
Gönül kapımız açık
Yolcu hancı misali
Gelen geçen, kalan göçen
Kalan var mı? dersen
Giden yok derim
Giden; yerini bulan

Beden, meleğin kulu mu?
Allah’ımın kulu
Melek’le yolu
Sevgiyle dolu
Aldığı huzuru verir
Kullarıyla paylaşır
Müstesna yaratılış (Melekler için)
Yaratan hep bir yaratır
Kul kendini Allah’ına adarsa
Müstesna olur
Kendinize ölçü vurmayın
Ölçü Allah’ımda


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah